banner153
banner230

Hayat. Doğduk, büyüdük, yaşadık ve öldük.

Her insanın hayat çizgisi bu. Doğmak ve ölmek.

Ağlayarak geldiğimiz bu dünyadan sevenlerimizi ağlatarak ayrılıyoruz. Ne garip bir tezat.

Rüzgar gibi gelip geçen bu hayatta geri dönüp baktığında pişmanlıklar yaşamayan insan var mıdır ki acaba? Hiç zannetmiyorum.

Ben…

İnsanoğlu. Eşrefi mahlukat..

Nasıl da geçti ömür, rüzgar gibi. Anlamadan, kavramadan, dinlemeden, hissetmeden.

Anladım, bildim, duydum, gördüm, hissettim lakin geç kaldım. Geç kaldım insanlığın yüce ufkuna ulaşmaya. Geç kaldım hayatı yaşamaya. Geç kaldım insan olmaya. Geç kaldım, geç kaldım.

Bohemlikten çıkıp kalbin derecati hayatına girmeye geç kaldım. Yaşamadan yaşadım. Keşke neler hissettiğimi anlatabilseydim. Bu kalem içimde kopan fırtınaları nasıl anlatabilir ki?

Ağlarım ağlatamam, söylerim dinleyemem, dili bağlı kalbimim bundan pek bizarım.

Keşke her gün şu mısrayı karşıma koyabilseydim. Her gün hayat dersi olarak onu okuyabilseydim. Artık okuyorum. Belki geç kalmadan siz de okursunuz. Alın bakın görün hissedin.

Günde bir taşı bina-yı ömrümün düştü yere,

Can atar gafil, binası oldu viran bîhaber.

Dil bekası, hak fenası istedi mülk ü tenim,

Bir devasız derde düştüm, âh ki lokman bîhaber.

Bir ticaret yapamadım, nakd-i ömrüm oldu heba,

Yola geldim lakin göçmüş cümle kervan bîhaber.

Ağlayıp nâlân edip düştüm yola tenhâ garip,

Dîde giryân, sine biryân, akıl hayrân bîhaber.

Bir devasız derde düştüm, âh ki lokman bîhaber. (Niyazi Mısri)

 

Çok geç olmadan hayata ve insanlığa koşmanız dileğiyle..

 

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

banner20

banner221

a