banner241
banner237
banner203

Uzmanlardan yarışma programları uyarısı!

Yarışma sözcüğünün kendi içinde naif bir anlam ifade etmesine rağmen, son dönemde bu anlamın yıkıcı bir sözcük gibi algılandığına dikkat çeken OFM Antalya Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Aysel Savran, TV kanallarındaki yarışma programlarının,  amansız bir gösteriye dönüştüğüne vurgu yaptı.  Uz. Dr. Savran, “Yarışma sözcüğü kendi içinde naif bir anlam ifade eden, aynı zamanda da son derece yıkıcılık içeren sözcük gibidir. Naiftir çünkü çocukluk dönemimiz oyunlarında hep birinci olmak isteriz. Çocuksu düşlerde birinci olmak çok değerlidir. Özgüvenimiz artar, kendimizi değerli ve önemli hissederiz. Yıllar geçip eğer sağlıklı bir gelişim sürecinden geçersek nezaketle yarışmayı öğreniriz. Yani başarıyı vakur şekilde karşılamak, bir sonraki adımlarımız için önceki başarımızı referans almak gibi. Sosyal medya, ondan önce de televizyonlar bu denli yaygın değilken hele de benim gibi çocukluk ve gençlik döneminiz tek kanallı televizyonlar dönemine denk gelmişse muhtemelen nazik sunucuların genelde bilgi içeren yarışmalarını büyük bir zevk ve kendinizi sınama isteği ile seyretmişsinizdir. Ancak iletişim dünyasının çok hızlı gelişimi ile yaygınlaşan TV kanalları insanların en temel güdülerinden yarışma, başarılı olma ve kendini değerli hissetme özelliğini keşfettiğinden beri yarışmalar amansız bir gösteriye dönüştü” dedi.

‘Ruh sağlığını olumsuz etkiliyor’
Uz. Dr. Aysel Savran, TV kanallarındaki yarışma programlarının, son dönemde tamiri mümkün olmayan yıkımları beraberinde getirdiğine dikkat çekerek, “Aslında kaçınılmaz olan bu keşfe bir de denetimsizlik eklenince ortaya tamiri mümkün olmayan yıkımları da beraberinde getirdi diye düşünüyorum. Bilgi ya da ‘evet-hayır’ oyunu gibi dikkat içeren yarışlar birdenbire bilgisizlik, saldırganlık, benmerkezcilik içeren bir hale dönüştü. Ailece en çok izlenen saatlere yarışma adı altında izlenceler yerleşti. Sanki cahilliğin kutsandığı bir döneme girildi, amaç artık bilmekten çıktı, bildiğini ifade etmekten ya da fiziki-entelektüel başarıyı ortaya koymaktan çıkıp bambaşka alanlara kaydı. Aslında bu yarışmaları geliştirenler insanların en ilkel içgüdülerine hitap ediyordu; ‘en önemli olan benim.’ Genellikle yurtdışından alınan bu yarışmalar zamanla izleyenler arasında bir yarışa ve tutkuya dönüştü. Yarışmacılar arenaya atılmış bir gladyatör gibi, izleyenler de engelleyemedikleri bir tutkuya dönüştü. Artık herkes bir yarışmacı olmuştu, çeşitli sebeplerle bu yarışlara katılamayanlar kendilerini en iyi ifade eden yarışmacıyla bütünleşmeye ve yarışmaya başlamışlardı. Nezaket bir tarafa bırakılmış, kazanmak en önemli hedef haline gelmişti. Bir eve bırakılmış insanlar zamanla bir adaya bırakıldı, insanlığın en ilkel duygularının su yüzüne çıkması sağlandı. Yarışmacılar acımasızca, hatta bazen fiziksel olarak birbirlerini hırpalarken sıcak evlerde çayını yudumlarken onlarla kendini özdeşleştiren insanlar heyecanla onları izledi ve halen izlemeye devam ediyor” diye konuştu.

‘Aileler dikkat; iş çığırından çıktı’
Yarışma programlarındaki kazanma, izlenme oranı kaygısının, hem izleyen hem de yarışmacılarda birçok ruhsal sorunu beraberinde getirdiğini söyleyen Uz. Dr. Savran, ailelere de uyarılarda bulundu.  Uz. Dr. Savran, “TV dünyası bir gösteri idi ama zamanla gösteri ve gerçek birbirine karışmaya başladı ve hemen her gece televizyonlardan kontrollü verilen bir uyuşturucu gibi toplumun en azından kayda değer bir kısmını etkisi altına aldı.  Son derece sistematik bir şekilde bazı kişilik özelliklerine sahip insanlar bir araya getirilerek toplumun yapay bir kesiti oluşturuldu. İzlenme oranları hırsı ve parayla birlikte işler iyice çığırından çıktı ve bir yarışmacının zavallı bir hayvanı öldürmesine kadar vardı. Yarışmak gelişim için önemli ve gerekli olgudur, yarış olmasa insanlık bugün olduğu noktaya gelemezdi. Bu noktada özellikle anne babaların bu konuya özen göstermeleri gerektiğini düşünüyorum, zira yanlış özdeşimler zaman içinde tamiri olası olmayan çocukluk travmalarına yol açma olasılığına sahiptir. Sağlıklı gelişim yarış, yarış ise sağduyu ve nezaket içerir” ifadelerini kullandı. Haber Merkezi

Anahtar Kelimeler:

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

banner242

banner20

banner221

a