banner244

1990’lı yılların sonuna kadar mahalle bakkalları sadece temel ihtiyaç maddelerini karşılamakla kalmayıp, mahallenin birçok ihtiyacına cevap veren mikro tedarikçiler olarak hayatımızdaydı. İhtiyacımız mı var, yazdırırdık bakkal defterine.

Barış Manço’nun dizelerinde olduğu gibi. Yaz dostum. Sarı çizmeli Mehmet Ağa bir gün öder hesabı anlayışı ile.

Bu halkın kahramanı bakkallarımız maalesef AVM’lerin etkisiyle kapanma noktalarına kadar geldiler. Önceden her köşe başında gördüğümüz bakkalların yerini artık AVM’ler aldı. Yok olmalarının nedenlerinin başında tabii ki hayat şartları yer almaktadır. Ucuz fiyattan almak isteyen tüketici tercihini kahraman bakkaldan yana değil AVM’lerden yana koydu.

İşte bu kahraman bakkallardan bir güzel haber daha geldi. Kahraman bir bakkal ekmek fiyatlarında ucuz sattığı için hakkında açılan davayı kazandı. Ve yeniden bakkal hayatımızda yer almaya başladı.

Bu sayede bir tartışma da başladı. Niçin biz ucuz ekmek sattığı için cezalandırılmak durumunda kalan bakkal gerçeği ile karşılaşıyoruz? Serbest piyasa şartlarında herkes istediğini istediği fiyata satabilir.

Bırakın esnaf kendi fiyatını belirlesin. Tüketici hizmet, kalite ve ucuzluk konusunda seçimlik hakkını kullansın. Zaten tüketicinin cebine hangi market hangi kurum hangi pazar hitap ediyorsa tüketici oraya yöneliyor. Tüketici nerden istiyorsa oradan alışveriş yapsın.

Bir de bazı yerlerde, aslında çoğu yerde tekelleşme var. Mesela fırıncılar odayı da arkasına alarak tek bir fiyat üzerinden tüketiciye seçme hakkı bırakmadan dayatma üzerinde duruluyor. Bu örneğe otelciler, lokantacılar gibi pek çok işletmeleri ekleyebiliriz.

Bırakın ya herkes istediği fiyata ürün satsın. Tüketici de neresi ucuzsa oradan alışveriş yapsın. Piyasa zaten kendi akışına bırakıldığında yatağını bulacaktır.

Müdahaleler ve dayatmalar sadece zorlamadır. Zorlama ise kabul edilemez.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

banner20

a