banner244

Alkolmetreler davalık!

Süreç ağır işliyor

16 sayfalık karara konu olan olay İstanbul’da yaşandı. Rutin trafik kontrollerinde alkol muayenesi yapılan bir sürücüde 1.09 promil alkol çıktı. Sürücü, trafik ekiplerine alkol kullanmadığını ancak kullandığı diş temizleme losyonunda alkol bulunmuş olabileceğini ve cihazın yanıldığını söyledi. Ekiplerin ceza yazarak ehliyetine el koyduğu sürücü, “iki saat içerisinde” bir hastaneye başvurup kan testi yaptırdı, kanında alkol olmadığını tespit ettirdi. Dava açtı ancak ehliyeti olmadığından “dava sürecinde aylarca seyahat özgürlüğünden oldu”. Bunun üzerine Kamu Denetçiliği Kurumuna (KDK) başvurdu. Trafik görevlilerince gerçekleştirilen alkol kontrolüne yönelik uygulamanın vatandaşların mağduriyetine yol açmayacak şekilde düzenlenmesini talep etti. Davası başlayan sürücü bu süreçte, ehliyetinin alınması nedeniyle araba kullanamadığını ve mağdur edildiğini söyledi. Başvurucu, kanunların vatandaşı koruması gerektiğini belirterek, yeni bir uygulamayla, “alkol kullanmadığını ispatlayan sürücülerin ehliyetinin vakit geçirmeden iade edilmesinin yolunun açılmasını” istedi. Kamu Denetçiliği Kurumunun yaptığı incelemelerde; alkol kontrolünde teknik cihazla yapılan ölçüm sonucuna itirazın ancak mahkemelere yapılabildiği, dolayısıyla sürecin ağır işlediği görüldü.

Firma: Cihazda anlık sorun yaşanmış olabilir

Bahse konu davadaki kullanılan alkolmetreyi üreten firma KDK’ye verdiği yanıtta “…her yıl firmaları tarafından Emniyet Genel Müdürlüğü personeline konuya ilişkin eğitim verildiği, kalibrasyonun gerçekleştirilen ölçüm sayısından bağımsız olduğu ve her altı ayda bir gerçekleştirilmesinin gerektiği, cihazın otomatik olarak ölçümden sonraki 1-2 dakika içerisinde sıfırlandığı, cihaz tarafından yanlış ölçümün iki sebebe bağlı olarak gerçekleşebileceği, birinci sebep olarak sürücünün alkol içeren fakat kana karışmayan alkollü ağız gargarası vb. kullanımının kanda alkol olmamasına rağmen yanıltıcı yüksek sonuç alınmasına yol açabileceği, ikinci olarak ise cihazda anlık bir sorun yaşanmış olabileceği” ifadelerine yer verdi.

İkinci ölçüm yapılmalı

KDK’nin karar metninde; konuyla ilgili sorular sorduğu Adli Tıp Kurumu Başkanlığı da verdiği yanıtta alkolmetre cihazının “sıfırlanmasının” bir önceki ölçümde saptanan pozitif değerin tamamen cihaz ve bağlantılarından uçarak uzaklaştırıldığı anlamına geldiğini, Karayolları Trafik Yönetmeliğinde 2014 yılında gerçekleştirilen değişiklikle alkol kontrolünde ölçüm sonucuna itiraz halinde ikinci bir ölçüm yapılması usulünden vazgeçilerek itiraz merci olarak mahkeme yolunun gösterilmesinin isabetsiz olduğunu, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kuruluna alkolmetre ile yapılan analiz sonucuna itiraz edilmesine ilişkin bir çok vakanın intikal ettiğini, bu vakalarda ilgili merciye en erken başvurunun olayın ertesi günü gerçekleştirildiğini ve hatta birçok vakada başvuru süresi olan 15 günün hitamına yakın mahkemeye başvurulduğunu, bu vakalarda yapılan analizlerin negatif sonuç vereceği aşikar olmasına rağmen birçok kez analiz gerçekleştirildiğini ve analiz hizmeti veren kurum ve kuruluşların zaman ve emeklerinin israf edildiğini anlattı.

Adli Tıp 2 farklı çözüm önerdi

Adli Tıp Kurumu, ayrıca birçok vakada analiz sonucunda negatif sonuç alınmasına rağmen mahkemelerde dava sürecinin devam ettiğini ve aylar süren yargılama sonrasında bireyin işlemiş olduğu fiil hakkındaki şüphenin giderilemediğinin görüldüğünü, böylece bireylerin beraat ettiğini vurguladı. İki ayrı çözüm yolu sunan Adli Tıp Kurumu; verdiği yanıtta “Söz konusu sorunun çözüme kavuşturulması adına iki farklı yol izlenebileceği; birinci yöntem olarak eski yönetmelik hükümleri tekrar benimsenerek en fazla iki saat içerisinde adli kimyasal analizleri yapabilen başta Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesi Laboratuvarları olmak üzere Adli Tıp Enstitüsü Toksikoloji Laboratuvarlarından birisine başvurulması veya bu süre zarfında istenen hususun yerine getirilmesi olanaklı değilse en yakın sağlık biriminde sürücüden kan ve ilaveten idrar alınarak ilgili laboratuvara sevk edilene kadar orada NaF ihtiva eden tüplerde saklanmasının uygun olacağı, biyolojik örneklerden yapılacak analizlerin HS/GC gibi ileri teknikler kullanılarak yapılması hususunun müeyyide altına alınması gerektiği, ikinci yöntem olarak ise yurt genelinde delil niteliğinde alkolmetreye (evidentialalcoholmeter) sahip birimler oluşturularak bu nitelikte olmayan alkolmetre ölçümüne karşı yapılan itirazın delil niteliğinde alkolmetreye sahip bir birimde tekrarlanabileceği…” ifadelerine yer verdi.

İkinci ölçüm ve detaylı kan testi yapılmalı

Trafik görevlilerince gerçekleştirilen alkol kontrollerinde alkolmetre ile yapılan ölçümde

pozitif sonuç alınmasını takiben “herhangi bir itiraz vaki olmasa dahi yapılan ölçümün 15 dakika sonra aynı cihazla ve aynı yerde tekrarlanması gerektiğini” belirten Adli Tıp Kurumu; bunun gerekçesini de şu ifadelerle açıkladı: “…çünkü ancak bu ikinci ölçümle alkol alan bireyin aldığı alkolün vücutta halen emilmeye devam edip etmediğinin ya da emilim sürecinin tamamlanarak alkolün vücuttan atılım safhasına geçilmiş olduğunun ayrımının yapılabileceği, bu hususun olay anında ölçüm yapılamayıp geriye doğru hesaplama yapılan vakalar için büyük önem arz ettiği, ikinci ölçümün kan üzerinden yapılması durumunda analizin yapılacağı biyolojik numunenin bir an önce alınması gerektiği, bu amaçla alkolmetre ile pozitif sonuç alınmasını müteakip en kısa sürede kan örneğinin temin edilmesi gerektiği, numunenin uygun koşullarda saklanması halinde analizin yapıldığı zamanının ehemmiyet taşımadığı, analiz için kan numunesinin yanı sıra idrar numunesi alınmasının da önem arz ettiği, ayrıca ülke genelinde biyolojik numunelerde etanol yanında etil glukronid (ETG) ve etil sülfat (ETS) analizlerinin de yapılmasının zorunlu hale getirilmesi gerektiği, bu iki analizin aradan geçen sürede alkol vücuttan atılmış olsa dahi kısa zaman önce alkol alındığına işaret eden parametreler olduğu…”.

Alkolmetreler tüm ülkede standart olmalı

Özellikle Sağlık Bakanlığı bünyesinde olmak üzere ülke genelinde birçok farklı isim, marka ve kalitede alkolmetre cihazının kullanıldığı hatırlatılan Adli Tıp yanıtında, birçok gelişmiş ülkede uygulandığı üzere konunun paydaşlarından (Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu, Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Denetleme Daire Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı Trafik Denetleme Başkanlığı, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Adli Tıp Enstitüsü, Türk Standartları Enstitüsü) ve teknik personelden müteşekkil bir komisyonun çalışmaları neticesinde ülke genelinde kullanımına izin verilebilecek alkolmetre cihazının sahip olması gereken minimum teknik özelliklerin ve cihazın ayarlanması gereken solunum/kan oranlarının belirlenmesi gerektiği, ayrıca alkolmetre cihazı kalibrasyonunun nasıl yapılması ve kalibrasyon hizmeti verebilen kurum ve kuruluşlara izin verilmesi ve denetlenmeleri hususunun da söz konusu komisyon tarafından müeyyidelendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Uyuşturucu için de analiz

Son yıllarda alkolün yanı sıra uyuşturucu madde ile uyuşturucu uyarıcı ve uyku verici etki doğurabilen reçeteli ilaçların tesiri altında araç kullandıklarına ilişkin çok sayıda vaka ile karşılaşıldığı hatırlatılan Adli Tıp yanıtında, nadiren de olsa trafik görevlilerince şüphe üzerine yapılan alkol kontrolünde negatif sonuç alınması üzerine gerçekleştirilen uyuşturucu testlerinin sağlık birimleri tarafından ön tarama testleri ile yapıldığı, bu testlerde elde edilen pozitif sonucun ileri analiz yöntemleri ile teyit edilmesi gerekirken bunun yapılmadığı ve trafikte uyuşturucu madde kullanımının tespiti konusunda da bir komisyon kurularak konunun tüm yönleri ile ele alınmasına ihtiyaç duyulduğu belirtildi.

İkinci ölçüm ve kan testi yapılamıyor

KDK’nın bilgi istediği Emniyet Genel Müdürlüğü ise cihazın kalibre edilmiş olduğunu bildirdi. Alkol oranına ilişkin alt sınırın hususi otomobil sürücüleri için 0.50 promil, diğer araç sürücüleri için ise 0.20 promil olarak belirlendiği, 19/02/2014 tarih ve 28918 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 97 inci maddesine “… denetimler sırasında teknik cihazla yapılan ölçüm sonucuna itiraz edilmesi durumunda tekrar ölçüm yapılmaması ve yapılan idari işlemlere ilişkin itirazların 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27’nci maddesi kapsamında ilgili mahkemelere yapılması gerektiği” hükmünün eklendiği hatırlatıldı.

‘Mevzuatı değiştirin’ dedi

KDK kararı sonuç bölümünde, başvurucunun başvurusu kabul edilerek, sürücülerin teknik cihazla (alkolmetre) ölçüm sonucunun 1,00 promilin üzerinde olması halinde mevcutlu olmak kaydıyla, 1,00 promilin altında ise ispat yükümlülüğü kendilerine ait olmak üzere makul bir süre içerisinde Sağlık Bakanlığına bağlı bir sağlık kuruluşuna başvurarak kan testi yaptırmalarının ve aynı zamanda hekim tarafından muayene edilmelerinin müeyyide altına alınması yönünde emniyet ve jandarmadan mevzuat değişikliği talep edildi. Hastanede psikiyatrik, nörolojik vs. muayene kontrol listesinin ilgili kurumlarca hazırlanması ve görev alacak sağlık çalışanlarına eğitim verilmesi yönünde gerekli çalışmaların yapılması istendi. Alkolmetre ile ölçümün gerekli bekleme sürelerine riayet edildikten sonra gerçekleştirilmesi için mevzuat değişikliği talep edildi. Emniyet, jandarma, Adalet Bakanlığı, bu bakanlığa bağlı Adli Tıp Kurumu ile Mevzuat Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Adli Tıp Enstitüsü, Türk Standartları Enstitüsünden (TSE); sürücü belgesi geri alma tutanağının revize edilmesi ve tutanakta kişilerin itirazlarına ilişkin olarak izlemeleri gereken prosedürün detaylı bir şekilde belirtilmesi, itiraz için sağlık kuruluşlarına başvurmaları halinde (polis ya da savcıdan) sevk yazısı talep edilmeksizin gerekli kan testi ve muayenenin sağlık kuruluşları tarafından gerçekleştirilmesi, numunelerin dava süresince saklanması, alkolmetre cihazlarının standardizasyonu, cihazların taşıması gereken teknik özellikler ile kullanım ve bakım esaslarına yönelik çalışma yapması talep edildi. Bu kurumlara, KDK kararı üzerine tesis edecekleri işlemleri 30 gün içinde KDK’ye bildirilmesinin zorunlu olduğu hatırlatıldı. Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç tarafından geçtiğimiz günlerde alınan karar, bu kurumlar dışında bilgileri için Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu ile Cumhurbaşkanlığı Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürlüğüne de tebliğ edildi.

Şükrü AĞIRMAN

Anahtar Kelimeler:

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

banner20

a