ABD KONGRESİ'NDE TÜRKİYE'NİN F-35 PROGRAMINA DÖNÜŞÜNE İZİN TARTIŞMASI

Abone Ol

Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında uzun yıllardır devam eden F-35 savaş uçağı meselesi yeniden dünya gündeminin üst sıralarına çıktı. ABD Kongresi'nde Türkiye'nin yeniden F-35 programına dahil edilmesine yönelik tartışmalar hem Ankara'da hem de Washington'da dikkatle takip ediliyor. Bu konu sadece iki ülkenin ilişkilerini değil, NATO'nun geleceğini, Doğu Akdeniz'deki dengeleri ve bölgesel güvenliği de yakından ilgilendiriyor.

Peki F-35 neden bu kadar önemli? Türkiye neden bu programa geri dönmek istiyor? ABD Kongresi neden ikiye bölünmüş durumda? Gelin bu soruların cevaplarına halkın anlayacağı dille birlikte bakalım.

F-35, dünyanın en gelişmiş beşinci nesil savaş uçaklarından biri olarak kabul ediliyor. Görünmezlik özelliği, gelişmiş radar sistemleri, elektronik harp kabiliyeti ve yüksek teknolojiyle donatılmış yapısı sayesinde birçok ülke tarafından tercih ediliyor. ABD öncülüğünde yürütülen bu projeye Türkiye de yıllar önce ortak olmuştu.

Türkiye sadece bu uçakları satın alacak ülkeler arasında değildi. Aynı zamanda yüzlerce parçanın üretimini yapan önemli bir sanayi ortağıydı. Türk savunma sanayi şirketleri yıllarca F-35 için parça üretti. Bu sayede hem milyarlarca dolarlık ekonomik kazanç sağlandı hem de yerli savunma sanayisinin teknolojik seviyesi yükseldi.

Ancak süreç 2019 yılında değişti. Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi satın alması Washington'da büyük tepkiyle karşılandı. ABD yönetimi, Rus yapımı S-400 sistemlerinin F-35'in gizli teknolojilerini riske atabileceğini savundu. Bunun üzerine Türkiye F-35 programından çıkarıldı ve sipariş ettiği uçakları teslim alamadı.

Aradan geçen yıllarda iki ülke arasında zaman zaman yumuşama sinyalleri verildi. Özellikle NATO içinde artan güvenlik tehditleri, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki gerilimler ve Avrupa'nın savunma ihtiyacının büyümesi Türkiye'nin stratejik önemini yeniden artırdı.

Bugün ABD Kongresi'nde farklı görüşler bulunuyor.

Bir grup kongre üyesi, Türkiye'nin NATO'nun en güçlü ordularından birine sahip olduğunu belirterek yeniden F-35 programına dahil edilmesinin hem ABD'nin hem de NATO'nun çıkarına olacağını savunuyor. Bu görüşe göre Türkiye'nin güçlü hava kuvvetlerine sahip olması, Karadeniz'den Orta Doğu'ya kadar geniş bir bölgede ittifakın caydırıcılığını artıracak.

Diğer grup ise Türkiye'nin dış politikası, insan hakları konuları, S-400 sistemi ve bazı bölgesel anlaşmazlıklar nedeniyle F-35 satışına sıcak bakmıyor. Bu kesim, önce mevcut sorunların çözülmesi gerektiğini ifade ediyor.

Aslında mesele yalnızca savaş uçağı satışı değil. Burada konuşulan konu iki ülke arasındaki güven ilişkisidir. Çünkü savunma alanında yapılan ortaklıklar, sadece para ile değil karşılıklı güvenle yürütülür.

Türkiye açısından bakıldığında F-35 programına geri dönmenin birçok avantajı bulunuyor.

İlk olarak Türk Hava Kuvvetleri'nin teknolojik gücü önemli ölçüde artacak. Günümüzde hava üstünlüğü modern savaşların en önemli unsurlarından biri haline geldi. Gelişmiş savaş uçaklarına sahip olmak, sadece savaş zamanı değil, barış döneminde de caydırıcılık anlamına geliyor.

İkinci olarak Türk savunma sanayisi yeniden milyarlarca dolarlık üretim zincirine dahil olabilir. Bu durum yeni yatırımları, yeni istihdamı ve yüksek teknoloji üretimini beraberinde getirebilir.

Üçüncü olarak iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerde yeni bir sayfa açılması mümkün olabilir. Savunma alanındaki iş birliği çoğu zaman diplomatik ilişkileri de olumlu yönde etkiliyor.

Ancak bunun kolay olmayacağı da açık. ABD Kongresi'nde yapılacak değerlendirmeler, Beyaz Saray'ın yaklaşımı ve iki ülke arasındaki diplomatik temaslar sürecin yönünü belirleyecek.

Öte yandan Türkiye de son yıllarda kendi savaş uçağını geliştirmek için önemli adımlar attı. Milli Muharip Uçak KAAN projesi, savunma sanayisinin en büyük hedeflerinden biri olarak öne çıkıyor. Yerli motor, yerli elektronik sistemler ve milli mühendislikle geliştirilen bu proje, Türkiye'nin dışa bağımlılığını azaltmayı amaçlıyor.

Bu nedenle birçok uzman, Türkiye'nin F-35 programına dönmesi halinde bile milli projelerden vazgeçmeyeceğini düşünüyor. Tam tersine iki sistemin birbirini tamamlayabileceği değerlendiriliyor.

Ekonomik açıdan da bu tartışmanın önemli sonuçları olabilir. Savunma sanayisi yüksek katma değer üreten sektörlerin başında geliyor. Yapılacak yeni anlaşmalar sadece uçak alımı anlamına gelmiyor. Eğitim, bakım, yazılım, mühendislik ve yedek parça üretimi gibi birçok alanda ekonomik hareketlilik oluşturuyor.

Uluslararası ilişkiler açısından bakıldığında ise Türkiye'nin yeniden F-35 programına dahil edilmesi, NATO içinde birlik mesajı olarak da değerlendirilebilir. Son yıllarda yaşanan küresel krizler, ülkelerin tek başına hareket etmek yerine müttefikleriyle birlikte hareket etmelerinin önemini bir kez daha ortaya koydu.

Elbette bütün bu gelişmeler henüz tartışma aşamasında bulunuyor. ABD Kongresi'nin vereceği kararın ne olacağını bugünden kesin olarak söylemek mümkün değil. Ancak yaşanan gelişmeler, iki ülke arasında yeniden diyalog kapılarının açıldığını gösteriyor.

Sonuç olarak F-35 meselesi yalnızca birkaç savaş uçağından ibaret değildir. Bu konu, Türkiye ile ABD arasındaki güvenin, savunma ortaklığının ve gelecekte kurulacak stratejik iş birliğinin de önemli bir göstergesidir. Önümüzdeki aylarda yapılacak görüşmeler ve alınacak kararlar, sadece iki ülkeyi değil NATO'nun geleceğini ve bölgesel güvenlik dengelerini de etkileyecek gibi görünüyor.

Vatandaş açısından bakıldığında ise güçlü diplomasi, güçlü ekonomi ve güçlü savunma birbirini tamamlayan üç önemli unsurdur. Türkiye'nin hem kendi milli savunma projelerini kararlılıkla sürdürmesi hem de müttefikleriyle yapıcı ilişkiler geliştirmesi, uzun vadede ülkenin güvenliği ve ekonomik çıkarları açısından büyük önem taşımaktadır.

Kaynak: Euronews

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

Zaferozcivan59@gmail.com