Antalya Haberleri

‘Açıklama bizim sorumluluk bizim’

Haklarında ‘Tekinsiz Eğitim, Tekinsiz Gelecek’ başlıklı açıklama nedeniyle dava açılan Eğitim-İş Antalya Şube yöneticilerine, sendika genel başkanı Özbay’dan destek geldi. Antalya Adliyesi önünde açıklama yapan Özbay, “Açıklama bizim, sorumluluk bizim” dedi.

Abone Ol

Eğitim-İş Sendikası’nın ‘Tekinsiz Eğitim, Tekinsiz Gelecek’ başlıklı basın açıklaması nedeniyle Antalya Şube yöneticileri hakkında savcılık tarafından soruşturma açılmasının ardından, 4 sendika yöneticisinin mahkemesi öncesi Antalya Adliyesi önünde basın açıklaması yapıldı. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay ve Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin de katıldığı açıklamada, davanın yalnızca Antalya Şube yöneticilerine değil, doğrudan sendikal haklara yönelik olduğu vurgulandı. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “Bu dava hukuki değil siyasidir, bu bir susturma girişimidir” derken, Şube Başkanı Sadık Acar ise Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i sert sözlerle eleştirdi ve “23 yıllık karanlık mirasın devamısınız” ifadesini kullandı.

Özbay: Sorumluluk bizdedir

Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, dava konusu edilen açıklamanın Eğitim-İş Genel Merkezi tarafından yapıldığını vurgulayarak, Antalya Şube yöneticilerinin hedef alınmasının sendikal işleyişe aykırı olduğunu söyledi. Özbay, “Dava konusu yapılan açıklama Eğitim-İş Genel Merkezi’nin açıklamasıdır. Şubelerin bunu paylaşması bir tercih değil sendikal sorumluluktur. Dolayısıyla ortada bireysel bir tasarruf değil, kurumsal bir irade vardır” dedi. Özbay, sorumluluk aranacaksa adresin Antalya Şube yöneticileri değil, doğrudan Genel Merkez yönetimi olduğunu belirterek, açılan davanın sendikal örgütlenme gerçekliğini bilmeyen bir anlayışın ürünü olduğunu ifade etti.

‘Dava hukuki değil, siyasidir’

Konuşmasında sert ifadeler kullanan Özbay, açılan davanın bir suç isnadı değil, açık bir susturma girişimi olduğunu savundu. “Bu dava hukuki değil, siyasidir. Bu dava bir suç isnadı değil, bir susturma girişimidir” diyen Özbay, Eğitim-İş’in açıklamasında yer alan, “Tekinsiz Eğitim, Tekinsiz Gelecek” sözlerinin anlamını da kamuoyuyla paylaştı. Özbay, “Tekinsiz; güvensiz demektir, belirsiz demektir, riskli demektir. Çocukların geleceği açısından kaygı verici demektir. Bugün eğitim sisteminde yaşanan tam olarak budur” ifadelerini kullandı.

‘Kişiler değil, politikalar ilgilendirir’

Eğitim-İş’in hedefinin kişiler değil, eğitim politikaları olduğunu vurgulayan Özbay, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e ilişkin eleştirilerin demokratik bir hak olduğunu hatırlatarak, “Bizi Yusuf Tekin ya da herhangi bir kişi şahsen ilgilendirmez. Ancak bir kişi Milli Eğitim Bakanı ise ve eğitimde yaşanan sorunların, gerilemenin ve çöküşün politik sorumluluğunu taşıyorsa; o makam için eleştiri yapmak da, istifasını istemek de demokratik ve sendikal bir hak olduğu kadar sorumluluktur” dedi. Özbay, Yusuf Tekin’in Milli Eğitim Bakanı olarak görevde kalmasını istemediklerini açıkça dile getirerek, “Biz tarikatların ve patronların taleplerini önceleyen, çocukların eğitim hakkını zedeleyen, eğitim emekçilerinin haklarını gasp eden bir Milli Eğitim Bakanı istemiyoruz” diye konuştu.

‘Kamusal eğitimi istiyoruz’

Özbay konuşmasında kamusal eğitim vurgusunu da, “Biz kamusal eğitim istiyoruz. Biz laik eğitim istiyoruz. Biz bilimsel eğitim istiyoruz. Biz eşit eğitim istiyoruz” sözleri ile paylaştı. Sendikanın yaptığı eleştirilerin hakaret değil gerçekleri dile getirmek olduğunu belirten Özbay şöyle devam etti: “Asıl hakaret eğitimdeki sorunları görmezden gelmektir. Çocukları eşit görmemektir. Çocukları yoksulluğa mahkûm etmektir. Okulları temizleyememektir. Güvenliği sağlayamamaktır. Eğitim emekçilerinin taleplerini duymazdan gelmektir. Haklarını gasp etmektir. Bunları dile getirmek sendikal görevdir. Eğitim-İş susturulamaz. Eğitim emekçileri yargı sopasıyla hizaya getirilemez. Biz korkmayız. Biz geri adım atmayız. Bu dava bizi susturmayacaktır. Tam tersine mücadelemizi büyütecektir.”

Sadık Acar: Bu sizin eseriniz

Basın açıklamasında Eğitim-İş Antalya Şube Başkanı Sadık Acar ise Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e doğrudan seslenerek, “Cemaatlerle, tarikatlarla ve patronlarla el ele vererek eğitimi bilimden, laiklikten ve kamusallıktan koparmak için olağanüstü çaba harcadınız” ifadelerini kullandı. Konuşmasında eğitim sistemindeki temel sorunları tek tek sıralayan ve okullarda temizlik ve güvenlik başta olmak üzere birçok başlığın çözümsüz bırakıldığını öne süren Acar, “Okullar temizlenemedi, güvenlik sağlanamadı. Derslik açığı, ikili eğitim ve taşımalı eğitim felaketi devam etti. Köy okullarını kapattınız, geleceği taşımalı hale getirdiniz” ifadelerini kullandı.

‘MESEM’ler emek sömürüsü’

Başkan Acar, öğrenciler için verilen sosyal destek sözlerinin yerine getirilmediğini de vurgulayarak, “Bir öğün ücretsiz yemek sözü tutulmadı” dedi. Eğitimin kamusal bir hak olmaktan çıkarılıp piyasa alanına dönüştürüldüğünü savunan Acar, özel okul sayısındaki artışı ‘patlama’ olarak nitelendirerek, “Eğitim piyasalaştı, özel okullar patladı. Devlet okulları ise her geçen gün daha fazla sorunla baş başa bırakıldı. MESEM’ler çocuk emeği sömürüsüne dönüştü. Devlet eliyle organize edilen modern kölelik sisteminde çocuklar iş cinayetlerine kurban gitti. Dinselleşme kurumsallaştı, laiklik tahrip edildi. Tarikatlar, cemaatler ‘sivil toplum’ maskesiyle okullara yerleşti. ÇEDES’le öğrenciler cami temizliğine gönderildi, önlerine mezar konuldu, ellerine bıçak verildi. Öğretmenlerin hem mesleki hem insani hakları yok sayıldı” diye konuştu. Basın açıklamasının sonunda Eğitim-İş yönetimi, davanın sendikal mücadeleyi hedef aldığına dikkat çekerek, laik, bilimsel ve kamusal eğitim için mücadelenin sürdürüleceğini vurguladı.