Alkol yasağı.. Budak ve Erdoğan..

Abone Ol

Başkan Çetin Osman Budak’ın “alkol yasası”yla ilgili eleştirisini dinledim..
Budak şunu söyledi:
“Benim Oda’ma bağlı 3800 işletme, doğrudan içki satışı ile ilgili iş yapıyor..
Esnaf Odası’na bağlı aynı işi yapan yine 3500 civarında esnaf var..
Antalya bir turizm bölgesi..
Türkiye’ye en çok katma değer üreten bir sektörün başkentinde, hatta turizm bölgelerinin tümünde bu alkol yasası hükümleri esnetilebilir..
Yasada yapılacak bir değişiklikle mi olur, yönetmeliklerle mi olur, hangisiyle olursa, turizm bölgelerinin diğer bölgelerden bir farkının olması gerekir..”
Budak’a hak verdim..

Gazeteye geldim..
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Ak Parti Grup toplantısında “alkol yasası” ile ilgili sözlerini dinledim..
Erdoğan şunu söyledi:
“Günlerdir yurt içinde yurt dışında alkol yasaklandı diye propoganda yapılıyor..
En hafif tabiriyle bunlar yalancıdırlar..
10 yıldır kimsenin yediğine içtiğine karışmayız, bundan sonra da karışmayız, karışana da müsamaha göstermeyiz..
Hafta sonu bir piknik yerinde baba çocuğunu parka götürüyor, elinde bira şişesi..
Kendi çocuğuna özensiz davranıyorsun, başka çocukları niye özendiriyorsun?
Trafik kazaları olduğu zaman şoför koltuğunun altında ya da yanında şişeleri hep polislerimiz bulmuştur..
Kazada alkol kullanmayan insanın ne günahı var?
Bir devlet olarak buna karşı tedbir almak zorunda değil miyiz?
Alkollü olarak araç kullanılmasına seyirci mi kalalım?
Öte yandan, aile içi şiddet, kavga ve boşanma..
Bakıyorsunuz bunların altından da alkol çıkıyor..
Bunları görmezden gelemeyiz..
Hiç kimse alkolü bir kimlik meselesi haline getirmemeli..
Çıkan düzenleme kimsenin yaşam tarzına yönelik bir müdahale değildir..
İçeceksen git alkolünü al git evinde iç..
Biz buna karşı değiliz..
Biz buna belli saatlerde belli yerlerde buna müsaade etmiyoruz, o kadar..”
Erdoğan’a da hak verdim..

Peki nasıl oluyor da her iki tarafı birden haklı buluyorum..
Budak, yaptığı konuşmada, “bizim de çoluk-çocuğumuz var, yasanın bütününe karşı olmak mümkün değil” diye görüşünü açıkça ortaya koymuştu..
Yani, yasaya karşı olmadığını o da belirtti..
İtiraz ettiği nokta (ki işte burada Budak’a hak veriyorum) olayın “ticari” boyutu..
Yani..
Ülkemize turist gelsin diye 40 takla atıyoruz..
Turizmden 30 milyar dolar kazanıyor ve 50 milyar dolar geliri hedefliyoruz..
Öte yandan, turisti kaçıracak düzenlemeleri turistin yoğun olduğu bölgelerde de katı bir şekilde uygulamaya sokmaya çalışıyoruz..
Turist ülkemize sadece içki içmeye gelmiyor elbet..
Ama, burada (belki kendi ülkesinde bile bulamadığı) özgürlüğü bir şekilde yaşamak istiyor..
Onlar içtikçe, sadece Antalya’da 6500 civarında işletme para kazanıyor..
Böylece ortalama 26 bin insan bundan ekmek yiyor..

Trafik kazaları ile aile içi şiddet konularında içki en büyük etken..
Ayrıca, bir de “içki kötülüklerin anasıdır” şeklindeki atasözümüz de bu tür olaylara dikkat çeker..
Diyorum ki..
Budak’ın dediği gibi; sadece turizm bölgelerinde bu yasa biraz esnetilirse, alkol yasağına pek fazla bir itiraz olacağını sanmıyorum..
Başbakan’ın dediği gibi; içmek isteyen, içkisini 22.00-06.00 arasından önce veya sonra alıp istediği gibi içebilir..
Buna karışan yok..

Dünyanın gelişmiş bütün ülkelerinde bizdeki gibi “alkol yasağı” düzenlemeleri var..
Alkol tüketimini onlar da azaltmaya çalışıyor..
Buna rağmen..
Türkiye’deki “alkol yasağı”nı bile bir “inatlaşma” sebebi olarak görüp husursuzluk yaratmaya çalışanların neyin peşinde olduğu da apaçık ortada..
Her olayı “siyasi bir noktaya” getirmek zorunda mısınız?