İnsan Hakları Derneği (İHD) Antalya Şubesi üyeleri, 21 Şubat Dünya Anadili Günü kapsamında yaptığı açıklamada, dünyada yaklaşık 2 bin 500 dilin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu hatırlatarak, anadilinin bir insanın içine doğduğu toplumla kurduğu en doğal bağ olduğunu belirtti. Dernek adına basın açıklamasını yapan Ferdi Parim, Türkiye’deki mevcut yasal düzenlemelerin yetersizliğine ve uygulama safhasında yaşanan engellere dikkat çekerek acil reform çağrısında bulundu ve anadilinde eğitim hakkının engellenmesinin pedagojik bir yıkım ve hak ihlali olduğunu savundu.
‘Seçmeli ders yetersiz ve işlevsiz’
Türkiye’de 2012 yılından itibaren yürürlüğe giren seçmeli ders uygulamasını eleştiren Parim, bu düzenlemenin ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğunu ifade etti. Parim, süreci şu sözlerle değerlendirdi: "Bir çocuğun ilkokul 5. sınıfa kadar ailesinden öğrendiği dilden koparılması, 'çocuğun yüksek yararı' ilkesiyle bağdaşmaz. Mevcut seçmeli ders düzenlemesi ise öğretmen atamalarının yetersizliği, materyal eksikliği ve 10 öğrenci şartı gibi bürokratik engellerle fiilen işlemez hale getirilmiştir." Kürt meselesinin demokratik çözümü ve toplumsal barışın tesisi için anadilinde eğitimin kilit bir role sahip olduğunu vurgulayan Parim; TRT Kurdi ve seçmeli derslerin önemli adımlar olduğunu ancak hakkın özünü karşılamadığını belirtti. Parim, Kürtçe üzerindeki baskıların devam ettiğine dikkat çekerek; tiyatro, konser ve isim değişikliklerine yönelik yasakların son bulması gerektiğini söyledi.
Sözleşmelerdeki çekinceler
Ferdi Parim, Türkiye Cumhuriyeti devletine somut çözüm önerileri sunarak açıklamasına şöyle devam etti: “Kürt dili ve lehçelerinde eğitim hakkı yasal ve anayasal koruma altına alınmalıdır. Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin (17, 29 ve 30. maddeler) farklı dil ve kültürlerin öğretilmesine engel teşkil eden çekinceleri derhal kaldırılmalıdır. ‘Eğitimde Ayrımcılığa Karşı Sözleşme’ye taraf olunmalı ve gereklilikleri yerine getirilmelidir.” Açıklamasını tüm dillerin insanlık tarihinin ortak mirası olduğunu hatırlatarak noktalayan Parim, "Dilsel ve kültürel çoğulculuk, toplumların barış içinde ve özgürce yaşamasının tek yoludur. Her bireyin kendi anadili ile eğitim alma hakkının ivedilikle hayata geçirilmesini talep ediyoruz" dedi.