ANLATAMIYORUZ

Abone Ol

Bugün 5 Haziran 2026 Dünya Çevre Günü.

"Bir gün değil her gün" söylemi en çok 5 Haziran Dünya Çevre Günü için doğru

Zira, aksi halde, başka gün olmayacak.

5 Haziran Dünya Çevre Günü’nü bu yıl “İklim eylemi” temasıyla kutluyoruz.

İklim değişikliği ve denizlerimizdeki kirliliğe dur diyerek, doğamızla barışa çağrı olan bu özel günde yeni başlangıçlarla geleceğimizi korumak bizlerin elinde.

Tek bir dünyamız var.

Doğanın sınırları kaldırarak hepimize ses verdiği bu çağrıya kulak verelim

Dünya Çevre Günü kutlu olsun! / Happy World Environment Day!

Deniz, Çevre, Doğa, Eğitim ve Turizm

Antalya, 640 kilometrelik sahil şeridiyle Akdeniz’in kalbi, Türkiye turizminin ise başkentidir. Ancak bu devasa potansiyele rağmen, kentin denizle olan bağı ne yazık ki sadece seyretmekten ibaret kalıyor. Yıllardır yazıp çizdiğimiz, feryat ettiğimiz hayati konular, yetkililerin ve sorumluların kulaklarında yankı bulmuyor; bir türlü ANLATAMIYORUZ.

Çevre Bilinci ve Sahil Yağması

Şehrine sahip çıkmak, en temel vatandaşlık görevidir.

  • Çöp Sorunu: İnsanlara çöplerini çöp kutusuna atmayı öğretemiyoruz.

  • Sahil Kirliliği: İçilen sigaraların sahillerde kumlara, taşlara söndürülerek bırakılması kalıcı bir çevre felaketine yol açıyor.

  • Denizi temizlemenin en kolay ve masrafsız yolu, kirletmemeyi öğretmektir. Bunun için eğitim şarttır. Millî Eğitim Bakanlığı okul müfredatına deniz ve çevre bilinci derslerinin konulması gerektiğini savunuyoruz ama anlatamıyoruz.

Kaleiçi Yat Limanı ve Falezlerin Çığlığı

Antalya’nın simgelerinden Kaleiçi Yat Limanı mendireği bugün resmen S.O.S. veriyor. Can ve mal emniyeti açısından bölgede acilen tadilat, tamirat ve güçlendirme çalışması yapılması zorunludur.

  • Bürokrasi Engeli: Güçlendirme talep ettiğimizde "O bölge sit alanı, müdahale edemeyiz" yanıtını alıyoruz.

  • Çelişkili Uygulamalar: Hemen yanı başındaki Mermerli Plajı ve üst tarafı söz konusu olduğunda, sit kuralları bir kenara bırakılarak kolayca restorasyon ve güncelleme adı altında çalışmalar yapılabiliyor. Göz göre göre yapılan bu çifte standart vicdanları sızlatıyor.

  • Doğa Katliamı: Antalya Falezleri rant uğruna resmen katlediliyor, içinden geçiliyor. "Yazıktır, günahtır, bu kötülüğü Antalya’ya yapmayın efendiler!" diyoruz ama yine de anlatamıyoruz.

Denizcilik Bakanlığı ve "Mavi Vatan" Vizyonu

Türkiye’nin kalkınması; balıkçılık, deniz turizmi, yatçılık ve deniz ticaretinin tek elden profesyonelce yönetilmesine bağlıdır. Bunun tek yolu ise bağımsız bir Denizcilik Bakanlığı kurulmasıdır.

  • Devletten Başlayan Denizcileşme: "Denizci millet, denizci ülke" vizyonuna ulaşmak için denizcileşme hamlesi ilk önce devlet kademelerinden başlamalıdır.

  • Nihayet bu gerçeği yavaş yavaş anlamaya başladılar ki yakında çıkacak olan Mavi Vatan Kanunu bunun bir göstergesidir. Anlayana ne mutlu! Ancak tüm işlerin tek elde toplanması gerektiği gerçeğini hala tam olarak anlatamıyoruz.

Antalya Trafiği ve Deniz Ulaşımı Çözümü

Antalya’da şehir içi trafik her geçen gün daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyor.

  • Denizden Faydalanma: Trafiğin yükünü azaltmak için elimizdeki en büyük nimet olan denizi kullanmıyoruz.

  • Katamaran Çözümü: Akdeniz'in açık deniz şartlarına uygun, hızlı ve konforlu katamaran tipi teknelerle toplu taşıma acilen hayata geçirilmelidir.

  • Altyapı İhtiyacı: Bu teknelerin yanaşabilmesi için yeni iskeleler, rıhtımlar ve istasyonlar inşa edilmeli, Kıyı Master Planları güncellenmelidir.

  • Amatör Denizcilik: Vatandaşın denizle buluşmasını kolaylaştırmak için kıyılara acilen "denize inme rampaları" yapılmalıdır. Senelerdir söylüyoruz ama anlatamıyoruz.

640 Kilometrelik Sahilde Bir Deniz Müzesi Yok!

Antalya gibi dünya çapında bir turizm başkentinin, denizle bu kadar iç içe olan bir kentin Deniz Müzesi yoktur.

  • Koskoca 640 kilometrelik sahil şeridinde bir deniz müzesi yapacak yer bulamadık!

  • Bu gidişle deniz müzesini sahile değil; Kepez’in üstüne, Döşemealtı’na, hatta komşu iller Burdur’a ya da Isparta’ya mı yapalım? Sahilde bir metrekare dahi yer tahsis ettiremiyoruz ve bu vizyonsuzluğu anlatamıyoruz.

Sonuç olarak; denizi sadece bir manzara unsuru olarak gören zihniyet, Antalya’nın geleceğini, doğasını ve can güvenliğini tehlikeye atıyor. Biz yazmaktan, çizmekten ve doğruyu söylemekten vazgeçmeyeceğiz.

Bir gün bu sesin duyulması ümidiyle...

Allah selamet versin