Anne!

Abone Ol

Önceki gün Ankara’da gördüğüm bir manzara beni oldukça derinden etkiledi.

Öyle ki gece gözüme uyku girmedi.

Hep o anı düşündüm, bir türlü aklımdan atamadım.

Peki neydi beni ve milyonları bu kadar etkileyen olay?

Malumunuz bir süredir akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça açlık grevinde. Önceki gün bu iki kişi gözaltına alındı. Bunun üzerine ikilinin yakınları da süresiz açlık grevine başladı. Yer olarak da Ankara’da İnsan Hakları Heykeli önünü seçtiler. Eylemin kanunsuz olduğunu belirten polis, eylemcileri uyardı. Daha sonra uyarıları dikkate almayanları gözaltına aldı. Bazı polisler olayı o kadar abarttı ki gözaltına alınanları yerlerde sürükledi, yaka paça emniyete götürdü. Bunlardan biri de bir anneydi. Çocuğunun, insanların ölmesini istemeyen ve bu nedenle eylem yapan bir anne.

En demokratik hakkını kullanan yüreği yanık bir anne bunları hiç ama hiç hak etmiyor. Dolayısıyla yapılanlar birçoğumuzu derinden yaraladı.

Anne deyince akan sular durur.

Çocuğu için bir saniye bile düşünmeden ölüme gidebilir.

Bu bir tek insanlar için geçerli değil.

Bütün canlılar yavrularını korur, korumak için hiçbir tehlikeden kaçmaz.

O’nun yaşaması için dünyayı ayağa kaldırır.

İşte bu anne de bunu yaptı. Ancak hiç hak etmediği bir müdahaleyle karşı karşıya kaldı. Bu 21. yüzyıl Türkiye’sine hiç yakışmadı. O anneye bu şiddeti reva görenlerin bir an önce soruşturulması gerekir. Aksi halde vicdanları kanatan olay unutulmayacak, yapanlar affedilmeyecek.

Vali ve polis müdürlerine bu tür eylemlerde büyük görev düşüyor.

Elbette yasadışı ve izinsiz gösterilere müdahale edecekler. Buna hiçbir itirazım yok. Ancak göstericiler arasındaki farkı görmeliler. Genç ve olay çıkarmaya meyilli kişiler ile yaşlı, kadın ve tamamen demokratik hakkını kullananları ayırt etmeliler. Bunu yapmadığınız zaman Ankara’da ortaya çıkan manzara tekrar etmeye devam eder. Bu da ‘İnsanım’ diyen herkesi yaralar.