Gündem

Antalya'da 'Filistin'e Özgürlük' yürüyüşü 

Antalya'da 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü'nde düzenlenen 'Filistin'e Özgürlük' yürüyüşüne yaklaşık 3 bin kişi katıldı 

Abone Ol

Antalya Kudüs Platformu tarafından düzenlenen yürüyüşte bir araya gelen binlerce kişi, Aydın Kanza Parkı önünden Cumhuriyet Meydanı'na kadar yürüdü. Açıklamayı Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Antalya Şube Başkanı Hakan Ülgen okudu. Gazze’de 7 Ekim’den bu yana korkunç bir soykırım yaşandığına dikkat çeken Ülgen, “Siyonist işgal rejiminin tetikçiliğini yaptığı, ABD’nin silahları tedarik ettiği, İngiltere, Fransa, Almanya’nın arka çıktığı yüzyılın soykırımı bütün dünyanın gözü önünde gerçekleştiriliyor. Gazze kelimenin tam anlamıyla kan banyosunda boğuluyor. Bugüne kadar 17 binden fazla kardeşimiz şehit edildi. Binlercesi enkaz altında 7 binden fazla bebek, çocuk öldürüldü. 4 binden fazla kadın şehit edildi. 45 binden fazla yaralımız var. 250 bine yakın bina, yüzlerce cami, onlarca okul, hastane yerle bir edildi. BM’nin kontrolündeki binalar bile oraya sığınmış insanlarla birlikte yok ediliyor. Bugün10 Aralık, BM tarafından ilan edilen 'Dünya İnsan Hakları Günü.' Bir millet BM’nin gözünün önünde yok edilirken insan hakları açıklamaları yapacaklar. Şu an dünya, insan hakları söyleminin hükmünün kalmadığı, zorbalığın küreselleştiği, soykırımın alkışlandığı, babaların evlatlarının cesetlerini poşetlerde taşıdığı, annelerin, yavrularının cansız bedenlerini kokladığı, insanların acılarını yaşamaya fırsat bulmadığı bir zamanı yaşıyor” dedi.  

‘Gazze’nin üzerine ölüm yağıyor’ 

Sığınılacak hiçbir yer kalmadığına dikkat çeken Ülgen, “ABD’nin verdiği dünyanın en yıkıcı silahlarıyla bebekler, çocuklar, kadınlar öldürülüyor. Ortada savaş suçu işleyen bir katil sürüsü var ve kimsenin sesi çıkmıyor. Topluca yok etmek için Gazze’nin elektriğini, suyunu, ilacını, gıdasını kestiler. Mazlumların sesi duyulmasın diye internetini ve iletişim hatlarını kestiler. Katliamın ve savaş suçlarının üstünü örtmek için sosyal medyada karartma uyguluyorlar. Gazze’ye,  parasını Amerika’nın verdiği fosfor bombaları atılmıyor sadece BBC, CNN Gazze’ye, yalan, iftira, dezenformasyon bombaları atıyor. Vicdanlı insanları susturuyor. Gazze yok oluyor. Gazze ölüyor. Gazze’de ölen sadece masum siviller değil, Gazze’de insanlık ölüyor, Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından alınan tüm uluslararası kararlara rağmen işgalci İsrail hukuk tanımıyor, saldırmaya ve işgale devam ediyor. Ne yazık ki, dünyanın gözleri önünde yaşanan bu zulmü durduracak somut adımlar atılmıyor. Halkları işgalci İsrail’in zulümlerini yüz binlerce kişinin katıldığı eylemlerle protesto ederken, ABD ve Batı dünyası yaşanan zulümleri görmezden gelerek hâlâ işgalcilere verdiği desteği sürdürüyor. İnsanlık vicdanını kanatan bu tabloda, iki gün önce, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Gazze’de acil ateşkes tasarısı ABD tarafından veto edildi. Böylece bir daha tescillendi ki ABD bu soykırımın suç ortağıdır. Terörün tepesine inme gücünüz yoksa, onunla ilişkilerinizi kesmeye de mi kudretiniz yetmiyor? Biliniz ki; bu terör devletiyle siyasi, diplomatik, askeri, ticari tüm ilişkilere son verilmedikçe, yapılan kınamaların, söylenen sözlerin bir hükmü yoktur” şeklinde konuştu.  

‘Tüm dünya sesimizi duymalı’ 

Mücadeleye devam edeceklerini hatırlatan Ülgen, “Bugün burada ve tüm Türkiye’de Kudüs sevdalılarıyla birlikte İsrail'in hukuksuz uygulamalarına karşı çıkıyoruz. Tüm Filistin ve Kudüs sevdalıları olarak bu davayı savunmaya devam edeceğiz. Türkiye’yi, uluslararası mekanizmaları ve herkesi harekete geçmeye ve İsrail’in attığı hukuksuz adımları ve işgali durdurmaya çağırıyoruz. Son olarak herkese sesleniyor ve diyoruz ki tüm dünya halkları tepkisini açıkça göstermelidir. Bütün İslam ülkeleri ve halkları bir araya gelip tepkisini ortaya koymalıdır. İsrail, hukuksuz işgal hareketi ve katlettiği insanlar için uluslararası hukuk önünde ve tüm dünyanın vicdanında hapsedilmelidir. Mescid-i Aksa'nın, Kudüs'ün, Filistin'in ve dünyanın özgürlüğü, siyonist zulmün ve işgalin sona ermesi için, yapılan eylemleri desteklemek hepimizin görevidir. Bizler Türkiye’nin sivil toplum kuruluşları ve halkı olarak Kudüs, Mescid-i Aksa ve Filistin özgür oluncaya kadar mücadelemizi tüm gücümüzle sürdüreceğiz” dedi.