Tüm Türkiye’de her yıl olduğu gibi bu yıl da üniversiteye giriş sınavlarında benzer görüntüler yaşandı. Öğrencilerin her yıl büyük umutlarla girdiği 2025-YKS’nin ilk oturumu Temel Yeterlilik Testi’nde de (TYT) sınava yetişemeyen adaylar oldu. Son dakikalara kalan adayların maratoncuları aratmadığı sınavda kapılar 10.01’de kapandı. Antalya’da sınav saatinden 5 dakika önce sınav merkezine gelen genç bir kadın aday, üzerinde bulunan küpe nedeniyle sınav salonuna alınmadı. Güvenlik görevlileri, takının çıkarılması gerektiğini belirtirken, aday küpesini çıkarmakta zorlandı. Veliler ve çevredeki görevliler yardımcı olmaya çalıştıysa da uzun süren uğraşlara rağmen takı çıkarılamadı. Saat 10.01’i gösterdiğinde ise sınav salonlarının kapıları kapandı. Aday, dakikalarla yarışmasına rağmen TYT’ye giriş hakkını kaybetti. Ancak olay burada sona ermedi. Sınava giremeyen genç kızın üzgün bir şekilde okuldan ayrıldığı anlar kameralara yansırken, kıyafeti sosyal medyada adeta infial yarattı. X platformunda paylaşılan görüntüler üzerinden kısa sürede binlerce yorum yapıldı. Genç kızın sınav için ‘fazla açık’ bulunduğu düşünülen kıyafeti, tartışmaların odağı oldu. Kimileri onun ‘sınava uygun olmayan bir şekilde giyindiğini’ ve ‘teşhircilik yaptığını’ savunurken, bir kesim de genç kızın kıyafetinin Antalya’nın sıcak iklimine uygun ve bireysel tercih hakkı kapsamında olduğunu dile getirdi.
‘Kurallar kişiye göre esnetilemez’
Sosyal medyada başlayan bu tartışma, bir anda eğitim sistemi, sınav uygulamaları, kıyafet özgürlüğü ve toplumsal ahlak anlayışı gibi pek çok başlıkta kutuplaşmanın fitilini ateşledi. Bazı kullanıcılar sınav kurallarının bu kadar katı olmaması gerektiğini savunarak, öğrencilerin yıllar süren emeklerinin dakikalarla heba edilmesine tepki gösterdi. Diğer taraftan sınav merkezinde uygulanan güvenlik protokollerinin herkes için geçerli olduğunu söyleyen kullanıcılar ise, ‘kurallar kişiye göre esnetilemez’ görüşünü savundu. Olay sonrası kız öğrenci ve ailesi sessizliğini korurken, olayın yankıları hem dijital medyada hem de kamuoyunda konuşulmaya devam ediyor. ÖSYM ve Milli Eğitim Bakanlığı cephesinden ise henüz resmi bir açıklama gelmiş değil. Bu olay, sadece bir sınav günü trajedisi olmanın ötesinde, Türkiye’de bireysel haklar, sınav sisteminin katılığı ve toplumsal değerler çerçevesinde derinlemesine düşünülmesi gereken bir tabloyu da gözler önüne seriyor.