Antalya’da yağmur dinmedi, çiftçinin umudu da…

Abone Ol

Antalya’da yaklaşık bir haftadır yağan yağmur ve ardından gelen fırtına, sadece toprağı değil, çiftçinin yüreğini de darmadağın etti. Birçok kişi için bu yağış “kötü hava koşulu” olarak kalabilir ama Serik’in Kadirye Mahallesi’nde yaşayan üreticiler için bu, üst üste gelen bir yıkımın adı oldu.

Geçtiğimiz günlerde yaşanan sağanakta çilek seraları su altında kalan çiftçiler, yaralarını sarmaya çalışırken bu kez fırtına ile karşı karşıya kaldı. Meteoroloji’nin uyarıları vardı ama uyarılar, seraları yerinden söken rüzgârın önüne geçemedi. Gördüğüm manzara şuydu: Yırtılmış muşambalar, bükülmüş demirler, yerle bir olmuş seralar… Kısacası emek enkaza dönmüş durumda.

Çiftçilerle konuştum. Kelimeler süslü değildi, cümleler kısa ama çok ağırdı:
“Halimiz perişan.”

Önce yağmur aldı ürünü, şimdi fırtına aldı serayı… Yani sadece bu yılın mahsulü değil, gelecek umutları da zarar gördü. Bir üretici bana, “Yağmurda çilek gitti, şimdi fırtına seramızı aldı. Zarar katlandı” dedi. Bu cümle aslında yaşananın en net özeti.

Burada altını çizmek gerekiyor:
Bu zarar, bireysel olarak altından kalkılabilecek bir zarar değil. Bir sera sadece naylon ve demirden ibaret değildir. O sera; kredi, borç, emek, sabahın köründe başlanan bir gün ve aylarca verilen mücadelenin sonucudur.

Kadriyeli üreticiler bugün Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne, Valiliğe ve ilgili tüm kurumlara sesleniyor. Talepleri net ve haklı:
Acil destek ve afet bölgesi ilanı.

“Bir felaketi atlatamadan diğeri vurdu” diyorlar.
Haklılar.

Eğer bu ses duyulmazsa, sadece birkaç sera değil; üretimden vazgeçen çiftçiler, boş kalan topraklar ve zincirleme bir ekonomik kayıp konuşacağız. Bugün çiftçinin yaşadığı bu mağduriyet, yarın pazardaki fiyatlara, sofradaki berekete yansıyacak.

Antalya tarımın kalbidir. O kalp şu an ciddi şekilde yara almış durumda.
Şimdi yapılması gereken; hasar tespitlerinin hızla tamamlanması, destek mekanizmalarının gecikmeden devreye sokulması ve çiftçinin yalnız olmadığını hissettirmektir.

Çünkü bu insanlar şunu istiyor sadece:
Üretebilmek. Ayakta kalabilmek. Yeniden umut edebilmek.

Yağmur diner, fırtına geçer…
Ama görmezden gelinen çiftçinin yarası kolay kapanmaz.