Antalyalı veya Antalya’daki Meşhurlar – 10 – Sitti Zeynep (Alanya)

Abone Ol

Alanya Kaleyolu Caddesi’nde, Alanya Kalesi’nin kuzeydoğu yamacında tekke ve türbesi bulunan Sitti Zeynep Anadolu’nun kadın erenlerindendir. Sitti kelimesi, Rasulullah’ın (s.a.v.) torunları Hz. Hasan’ın (r.a.) ve Hz. Hüseyin’in (r.a.) soyundan gelenlere verilen ‘seyyid’ kelimesinin müennesi/dişili olan ‘seyyidetü’ kelimesinin kısaltılmışıdır.

Kaynak ve arşiv belgelerinde İmam Zeynelâbidin’in (rh.a.) (ö. 94/712) kızı olarak geçen Sitti Zeynep, Hz. Hüseyin’in (r.a.) soyundan gelen bir seyyide hanımdır. Ancak İbrahim Hakkı Konyalı, Sitti Zeyneb’in doğrudan Zeynelâbidinîn (rh.a.) kızı olduğu görüşüne katılmamaktadır. Konuya dair diğer bir görüş ise Faruk Nafiz Koçak tarafından ifade edilmektedir. Koçak’a göre Sitti Zeynep, 1432 yılı sonrasında Alanya’ ya gelen Şıh Alâeddin Ali Semerkandi’nin oğlu olan Zeynelâbidin’in kızıdır.

Elde edilen bilgiler neticesinde Zeynelâbidin’in (rh.a) kızı olan Sitti Zeyneb’in, 15. yüzyılda Alanya’da bulunmuş olan Şeyh Alâeddin Ali Semerkandi’nin torunu olduğu anlaşılmaktadır. Bahsi geçen bilgilere ilaveten Mustafa Çıpan, Alâeddin Ali Semerkandi’nin soyunu Kerbelâ şehidi Hz. Hüseyin (r.a.) bağıyla Hz. Muhammed’ e (s.a.v.) dayandırmaktadır. Sözü edilen kişilerden Alâeddin Ali Semerkandi ve oğlu Zeynelâbidin’in türbesi, İbrahim Hakkı Konyalı’ dan referansla Mersin’in Sütlüce Beldesi’nde yer almaktadır.

Sitti Zeynep Tekke ve Türbesi ile ilgili; 1483 yılı resmi kayıtlarında yapıya dair vakıf kaydı bulunmaktadır. Bahsi geçen vakıf kaydında Sitti Zeynep adının kullanılmadığı, bunun yerine sadece Zeynelâbidin’in kızının mezarı olarak geçtiği görülmektedir. Bahsi geçen vakıf kaydında;

“Nefs-i Ala’iyye’de (Uzun Sitde ?) merhum mağfur Zeynelâbidin rahmetullâhi aleyhi ve’r-rıdvân kızının mezarı varımış, elân meşîhatı hükm-i hümâyun der tasarruf Mevlânâ Tâceddin Yekdest”

ifadeleri yer almaktadır.

1483 yılına ait olan resmi kayıtlardan anlaşıldığına göre bahsi geçen dönem içerisinde tekke ve türbenin şeyhliği “Mevlânâ Tâceddin” isimli kişinin tasarrufundadır. Mevlânâ Tâceddin’in kimliği hakkında detaylı bir bilgi bulunmamakla birlikte Alanya civarında dört vakfın kendi tasarrufunda olduğu bilinmektedir. Vakıfların tasarrufunun kendinde olması devlet ricali üzerinde etkili veya hatırı sayılır bir kişiliği olduğuna işaret edebilir.

İbrahim Hakkı Konyalı, Sitti Zeynep Tekke ve Türbesi’ne dair arşiv kayıtlarından bahsetmektedir. Ulaşılan kayıtlarda, Sitti Zeynep Tekke ve Türbesi; İstanbul Başbakanlık Arşivi 166 numarada kayıtlı, Kânûni devrine ait 937/1530 tarihli bir vakıf icmal defterinde “Vakf-ı Sitti Zeynep” olarak kaydedilmiştir. Konyalı’nın eserinde Kânûni devrine ait bir başka arşiv kaydından bahsedilmektedir. Ankara Kuyûd-ı Kadîme arşivinde 172 numarada kayıtlı belge üzerinde bu zâviye “Vakf-ı Sitti Zeynep bint-i Zeynülâbidin” şeklinde geçmektedir. Aynı arşivde bulunan 1259/1843 tarihli diğer vakıf kaydında da “Taş pazarı mahallesinde Sitti Zeyneb bint-i Zeynülâbidin Zâviyesi” olarak geçmektedir. Bahsi geçen bilgilere ilaveten 1530’larda vakfın gelirinin 270 akçe olduğu bilinmekle birlikte 1550’lerde Hacı Ali adlı kişi şeyhliğini yapmakta olup tevliyetini ise Salih adlı kimse yürütmektedir. Ancak vakfın geliri çok olmadığından tevliyeti kaldırılmış ve bu görev tekkeye şeyh olana aktarılmıştır.

1671 yılında Alanya’yı ziyareti eden ve Sitti Zeynep Tekke ve Türbesi’ne Seyahatnamesi’nde yer veren Evliya Çelebi buranın bir Bektâşi tekkesi olduğunu söylemektedir. Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde “Alâiye ziyaretleri” başlığı adı altında Sitti Zeynep Tekke ve Türbesi ile ilgili; “Şehrin kuzeyinde bir tepe üzerinde Sitti Zeyneb Tekkesi, iki kârgir kubbeli bir tekkedir. Bektâşîlerden birkaç fukarası var.” ifadelerini kullanmaktadır. (Geniş Bilgi için bkz. Ebubekir Koçyiğit, Anadolu’nun Kadın Erenlerinden Sitti Zeynep ve Tekkesi, Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Antalya, 2021)