Uluslararası Kültür, Sanat, Göç ve Uyum Derneği (US-DER), kent kültürünü ve doğayı derinlemesine tanımaya yönelik etkinliklerine bir yenisini daha ekledi. ‘Portakaldan Palmiyeye, Atatürk Parkı’nın Göçmen Ağaçlarıyla Tanışma Gezisi’ adıyla düzenlenen etkinlik, katılımcılara Antalya'nın yeşil mirasını farklı bir gözle görme fırsatı sundu. Falezlerin üzerinde, Beydağları manzarası eşliğinde gerçekleştirilen gezide katılımcılar, kentin ekolojik ve kültürel zenginliklerine doğru adeta bir zaman yolculuğuna çıktı.
‘Doğanın Göçmenliği’ anlatıldı
Etkinliğin rehberliğini; doğa aktivisti, bitki uzmanı, orman mühendisi ve ekolog kimliğiyle tanınan US-DER Başkanı Tuncay Neyişçi üstlendi. Antalya'nın hem göçmen ağaçlarını hem de yerli bitki örtüsünü detaylıca anlatan Neyişçi, kent planlamasında ağaçların bilinçli dikilmesi gerektiğine dikkat çekti. Benjamin ağaçlarının doğru alanlara dikilmediği için zamanla kaldırımları ve taşları parçaladığını örnek gösteren Neyişçi, 1980’li yıllarda Falez Otel’in yapımı sırasında peyzaj mimarlarının tüm Antalya bitki örtüsünü inceleyerek yerel dokuya uygun bir botanik çalışması geliştirdiklerini hatırlattı ve bu tür planlamaların önemini vurguladı.
‘Büyük bir akılla hareket ediyor’
Doğadaki kusursuz işleyişe ve ağaçların zekasına değinen Tuncay Neyişçi, ağaçların dallarını, yapraklarını ve meyvelerini korumak için büyük bir akılla hareket ettiklerini söyledi. Orman yangınları ve ağaçların bu süreçteki etkilerini, döktükleri yapraklar üzerinden somut örneklerle açıklayan Neyişçi, çam ağaçlarındaki hayatta kalma mücadelesini şu sözlerle aktardı: "Kızılçamların kozalakları, yangın anında tohumları koruyabilmek için ağacın en üst tepelerinde yer alır. Yangın sonrasında bu kozalaklar açılarak tohumlarını toprağa döker ve doğa kendi küllerinden yeniden yeşerir." Ayrıca okaliptüs ağaçlarının yangınlar üzerindeki etkilerine de değinen Neyişçi, katılımcılara orman dinamikleri hakkında önemli bilgiler sundu.
‘Hiç bu gözle görmemiştik’
Varyant Başı Seyir Terası’nda başlayarak Atatürk Parkı’nın derinliklerine uzanan geziye Antalyalılar yoğun ilgi gösterdi. Etkinlik sonunda memnuniyetlerini dile getiren katılımcılar, "Antalya’da her gün önünden geçtiğimiz böyle bir yerin ve bu ağaçların zenginliğinin farkında değildik. Doğaya ve ağaçlara hiç bu gözle bakmamıştık" diyerek şaşkınlıklarını ifade etti. Gezinin yarattığı farkındalıkla, pek çok doğasever US-DER’e üye olmak istediğini belirtti.
‘Orman banyosu’ deneyimi
Etkinliğin son bölümünde, Atatürk Kültür Merkezi’ne yakın yoğun ağaçlık alanda katılımcılara özel bir deneyim yaşatıldı. Tuncay Neyişçi, herkesin bir ağaca sarılmasını, onu dinlemesini, koklamasını ve hissetmesini istedi. Bu uygulamanın literatürde ‘Shinrin-Yoku’ (Orman Banyosu) olarak bilindiğini belirten Neyişçi, "Haftada bir ya da iki kez yapılan orman banyosu, insanda ne stres bırakır ne de sağlıksız bir durum. Bu pratik, insan ruh ve beden sağlığını doğrudan düzelten, doğayla bütünleşme yöntemidir" diyerek etkinliği şifalı bir dokunuşla sonlandırdı.