Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD), 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle basın mensupları ile bir araya geldi. Programa ANTGİAD Başkanı Osman Sert’in yanı sıra Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı İdris Taş, AGC eski Başkanı Erdoğan Kahya, Antalya Basın Cemiyeti Genel Sekreteri Cem Çon, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği Yönetim Kurulu üyesi Cenk Özel, ANTGİAD Yönetim Kurulu Üyeleri ve basın mensupları katıldı. ANTGİAD Başkanı Osman Sert, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayarak, “Çok kıymetli misafirlerimiz var aramızda. Bu anlamlı günü sosyal medyada paylaşım yaparak yaşamak ve anmak istemedik. Sizlerle bir araya gelmek istedik. Bu davetimizi kırmayarak bizlerle birlikte olduğunuz için çok teşekkür ediyorum. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum. Antalya’da gençlerin bir şeyler üretebileceğini, katma değer yaratabileceğini ve fazlasını yapabileceğini göstermeye çalışıyoruz. Özellikle de pandemi sürecinde dernekçilik anlayışı bir hayli zorlaştı. Zor zamanlar yaşadık. Çok dinamik bir yönetim kurulumuz var bizim. Ben burada hepsinin gözlerindeki parıltıyı görüyorum. Ciddi anlamda üretkenlikle bu dönemi geçirdiğimizi düşünüyoruz. 2 yıldır görev süremizi doldurduk. Devre arasındayız. 252 faaliyet gerçekleştirdik. Bu faaliyetlerin arasında birçok proje var “ dedi.
Taş: Yerel basına abone olun
‘10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü bizim için çok değerli’ diyerek konuşmasına başlayan AGC Başkanı İdris Taş ise, eskiden gazetecilerin çok daha farklı hakları olduğunu hatırlattı. Basın kartı kimliğinin bir onur olduğunu belirten Taş, basın kartı kimliğini korumaya çalıştıklarını ifade etti. İdris Taş, “Sıkıntılarımız büyük. Çalışan Gazeteciler Günü’nü bayram olarak değil, dayanışma ve mücadele günü olarak kabul ediyoruz. Bundan sonra da mücadele günümüz devam edecek. Bugün basın çok büyük sıkıntılardan geçiyor, hepimiz yaşıyoruz. Özellikle döviz kurunun yükselmesiyle birlikte gazetecinin yaşaması için gazeteler, radyolar, televizyonlar, haber sitelerimiz olmazsa olmazımızdır. Bugün kâğıt matbaa fiyatları yükseldi. Neredeyse yazılı basın günü nasıl kurtarırım düşüncesi içerisinde. Bu kadar artan fiyatlardan sonra biz de meslek örgütü olarak kamuoyuna sert açıklamalar yapıyoruz. Bir an önce sorunun çözülme noktası için. Yazılı basın biterse çalışacak kurum olmaz. Her ne kadar haber siteleri de bizim için önem kazanmaya başlasa da onda da büyük sıkıntılar var. 80 milyonun 20 milyonu haber sitelerinden okuyor, vatandaş haber sitelerinden okuyor. Geçtiğimiz günlerde sıkıntılarımızı TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Hüseyin Yayman’a ilettik. Bu hafta içerisinde toplantı yapılacak. 13 Ocak’ta toplantı yapılacak, yakından takip ediyoruz gelişmeleri. İnternet yasası olmadığı sürece bizim basın kartlarını internetten alma şansımız yok. O mecralar da bizim için çok kıymetli. Birçok internet sitesi sahibi meslektaşlarım basın kartı olmadığı için sıkıntılar yaşıyor. Akreditasyon konusunda çalışmalarımız devam ediyor. Basın İlan’dan gelen reklam fiyatları da artmadı. Biz bununla ilgili de dikkat çekmeye çalışıyoruz. Böylesi zor şartlar altında hayatını devam ettirmek isteyen meslektaşlarımız yine de ayakta kalmak için canla başla mücadele ediyor. Nereye baksak basının sorunlarıyla karşılaşıyoruz. Ama mücadeleyi bırakmayacağız. Bu zor şartlar altında en büyük darbeyi de maalesef bizim sektör aldı. Yine de umudumuz yok değil. Turizmden tarıma kadar tüm iş adamları en az bir yerel gazeteye abone olsun. En az bir yerel televizyonu birinci sıraya yerleştirsinler. Mutlaka yerel radyoları dinlesinler. Mutlaka yerel haber sitelerimizi takip etsinler. Çünkü her birinin dinlenmesi, sitelere girilmesi, abone olunması onlara yapılan en büyük iyiliktir. Meslektaşlarımızı bir araya getirdiğiniz için çok teşekkür ediyorum” dedi.
Çon: Maaliyet sorunları var
Antalya Basın Cemiyeti Genel Sekreteri Cem Çon, yaşanılan sıkıntılara değinerek, “Ciddi problemlerimiz var. Çözümünü biliyoruz, muhatap bulamıyoruz. Yerel basının yaşaması lazım. Yerel basında istihdam, vergi, maliyetler ve döviz kurları gibi problemler var. Dünyaya bir kez daha gelsem gazeteci olurdum. Hepimizin günü kutlu olsun” diye konuştu.
Kahya: Örgütlenme hakkımız yok
AGC eski Başkanı Erdoğan Kahya ise, “Biz 1961 yılı 10 Ocak’a kadar ameleydik. Gazetelerde çalışan muhabirler, diğer görevliler amele, işçi statüsündeydik. 1475 sayılı yasaya tabiydik. İlk defa 10 Ocak 1961’de rahmetli Bülent Ecevit’in Çalışma Bakanı olduğu süreçte 212 sayılı basın iş yasası çıktı ve biz amelelikten kurtulduk, fikir işçisi olduk. Matbaa ve diğer çalışanların da kimi fikir işçisi, kimi normal işçi sayıldı” dedi. Kahya, fikir işçisi statüsüyle çok önemli kazanımlar elde edildiğini vurgulayarak, “Gazetecilere örgütlenme hakkı verildi. Türkiye Gazeteciler Sendikası’na üye olma hakkını kazandık. Oraya üye olmanın ardından toplu iş sözleşmesi yapılarak kazancımız önemli ölçüde arttı. İstifa halinde kıdem tazminatı ödenmiyordu, 212 sayılı yasaya göre işçiye iş akdini feshetme hakkı verildi. Üstelik feshetse de, kovulsa da, istifa etse de kıdem tazminatı hakkını kazandık. Buna benzer çok sayıda haklar kazandık. Ancak, geçen süre içerisinde o haklarımızın büyük bir bölümünü kaybettik. Yasa çıktığında İstanbul’daki gazete sahipleri 3 gün süreyle gazeteleri çıkarmayarak boykot kararı aldı. Bunun üzerine mevcut hükümetin Türkiye Gazeteciler Sendikası’na destek vermesiyle, 3 gün süreyle Türkiye Gazeteciler Sendikası Anadolu’nun en ücra köşesine kadar ulaşacak gazete çıkardı ve patronlar pes etti. Yasayı kabul ettiler ve 212 sayılı yasa yürürlüğe girmiş oldu” diye konuştu. O dönemde 212 yasası ile verilen hakların günümüzde hemen hemen hiçbirisinin kalmadığını söyleyen Kahya, “Biz sadece fikir işçisi olduk. Diğer hakların hepsi gitti. En önemlisi örgütlenme hakkımız yok. Meslek örgütlerinde bir araya gelebiliyoruz ama sendikaya girme haklarımız maalesef elimizden alındı. 1980 sonrası büyük gazeteler kendi aralarında iş birliği yaparak, adına da ‘centilmenlik anlaşması’ dedikleri iş birliğiyle hepimizin sendikalardan istifasını sağladılar. Sendikadan istifa etmeyenler işten kovuldu, o gazeteci bir başka gazeteye alınmamak üzere centilmenlik anlaşması yürürlüğe kondu. Hiçbir gazetede iş bulamadı. Zorunlu olarak sendikadan istifa etmek zorunda kaldı" ifadelerini kullandı.
Özel: Ekipman maliyetleri çok yüksek
Türkiye Foto Muhabirleri Derneği Yönetim Kurulu üyesi Cenk Özel ise, maliyetlerdeki yüksekliğe dikkat çekerek, “Hepimiz çalışan gazetecileriz. Arkadaşlarımızın ekipman edinmesinde çok ciddi maliyetler var. Bir kamera ya da fotoğraf makinesi almak yüzde 50'ye yakın bir vergiye denk geliyor. Bununla ilgili uğraşıyoruz ve çalışıyoruz. En azından basın kartı sahiplerinden bu vergilerin alınmaması, arkadaşlarımızın ekipmana daha rahat ulaşması gerekiyor. Çünkü bu ekipman olmadığında size gelecek bir görsel yok. Sadece yazı okuyabileceksiniz. Bu maliyetlerin tamamının düşürülmesi lazım. Bugün bir kutlama günü değil de daha çok sorunlarımızı aktarabileceğimiz bir gün gibi geliyor” dedi.
Esra ALTUNKES
Bayram değil mücadele günü
AGC Başkanı İdris Taş, ANTGİAD’ın 10 Ocak etkinliğinde konuşarak, “Sıkıntılarımız büyük. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü bayram olarak değil, bir dayanışma, mücadele günü olarak kabul ediyoruz. Bundan sonra da bu mücadelemiz devam edecek” dedi
Bunlar da ilginizi çekebilir