Atalay’a teşekkür ediyorum..
Antalya’da gazetelerin de gazetecelik mesleğinin de “mesleğe uygun” bir şekilde yapılmadığını anlattım..
20 civarında gazetenin, “bültenve ajans” gazetecilği yaptığını ve adeta birbirinin kopyası gibi çıktığını belirttim..
Böyle bir gazetecilik sürecinde, meslek adına hiçbir gelişme yaşanamayacağını, “iyi gazeteciler”in yetişmeyeceğini vurguladım..
Kendilerini “birilerine teslim etmiş” olan gazete ve gazetecilere halkın güvenmeyeceğini, bu nedenle de gazeteyi alıp okuma gereği duymayacağını söyledim..
Bütün bunların sonucunda da bir “yerel bilinç” oluşmayacağını, yerel bilinç oluşmayınca o kenti yönetenlerin halka fazla kulak vermeyeceğini, “dikensiz gül bahçesinde gezineceklerini” ifade ettim..
Ve..
Bunların mutlaka değişmesi gerektiğini, birleşerek veya güçlenerek “yeni Asır” örneğinde olduğu gibi “güçlü bir bölge gazetesi” oluşmasının şart olduğunu, böyle olursa Antalya’nın çok daha iyi yaşanabilir bir kent haline gelebileceğini yazdım..
Bu arada, dahi anlamına gelen de-da eklerini bile ayırmaktan aciz “köşe yazarları”nın Türkçe’yi katlettiklerini, yazım konusunda örnek olması gereken gazetecinin buna hakkı olmadığını anlattım..
Bütün bu yazdıklarım için kızan da oldu, “eline sağlık” diyen de..
…
Günün birinde biri çıkacak, benim bu yazdıklarımı doğrularcasına konuşacak diye çok bekledim..
Ama, çıktı..
Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay, beni haklı çıkardı..
Bu nedenle kendisine çok teşekkür ediyorum..
…
Önceki gün Antalya’nın medya patronlarıyla toplantı yapan Atalay, bakın neler söyledi:
“Antalya gerek turizm anlamında gerekse de EXPO gibi uluslararası projelerle sesini daha fazla duyurmalı.. Bu ve benzeri projelerin hayata geçirilebilmesi için güçlü bir medya desteği ile özgür habercilik anlayışına ihtiyaç var.. Özellikle yerel medya, bunda ayrı bir önem taşımaktadır..”
Devam..
“Yarınlara daha iyi bakmada, projeleri hayata geçirmede daha etkin bir basının oluşmasını arzu ediyoruz.. Yerel basının, ulusal basın kadar güçlenmesini, sizin gücünüzden hareketle ulusal basının kendini dizayn etmesini arzu ederiz..”
Devam..
“Gazeteciliğin daha iyisini yapın diyoruz.. Hiçkimsenin baskısı altında kalmayın.. Birleşip güç birliği yapabilirsiniz..”
Devam..
“Merkez medyanın sizden haber alıp kullanması lazım..”
…
Demek ki neymiş?
Antalya’da “yerel medya”nın manzarası hiç iyi değilmiş..
Bunda elbette ekonomik sorunların büyük payı var..
Ama..
Amacı “gazetecilik olmayan, bir başkanla veya bir işadamıyla, siyasetçiyle rahatça görüşebilmek, “önemli kişi” sıfatına bürünmek için gazete açanları da çok gördük bu kentte..
Gazeteciliği bilmeyen, gazeteciliği bilenleri de seçemeyenler, “iyi-etkin-okunabilir-ciddiye alınabilir” bir gazete yapabilirler mi sizce?
Gazetecilik (iddia ediyorum) dünyanın en zor mesleğidir..
Yayıncılık (iddia ediyorum) dünyanın en ince işidir..
Aklında “gazetecilik yapmak” olmayanlar bunları anlayamaz, gereğini de yapamaz..
Umuram Atalay’ın uyarısı, bunların anlaşılabilmesi için de bir “milat” olur..
…
Burada Antalya halkına da şunu söylemek istiyorum..
Yaşadığınız bölgenin, kentin, semtin, mahallenin “daha iyi yaşanabilir bir yer” olmasını istiyorsanız, mutlaka bir yerel gazete alın, okuyun, okutun..
Çünkü, “yerel bilinç” ancak böyle sağlanabilir..
Yerel bilinç sağlandığında da kenti yönetenler ve siyasetçiler “ayağını denk almak zorunda kalır”..
…
Diyeceğim o ki..
Mehmet Atalay geldi, bir yerel gazetenin anatomisini gayet güzel çizdi, gereği için de uyarısını yaptı..
Gazete sahipleri bunu gözardı edemeyecektir..
Antalya halkı da, Hürriyet-Sabah gibi yaygın gazetelerden birini alırken, yanında bir tane de “yerel gazete” (hangisini beğeniyorsa) almalıdır..
Antalya için..
Antalya’da yaşayan bizler, çocuklarımız ve torunlarımız için..
Unutmayın..
Başka Antalya yok..