Antalya Haberleri

Attalos'ta ‘yaşam’ çığlığı

Antalya’da ‘Yaşam Nöbeti’ eylemini başlatan hak savunucuları adına konuşan Özlem Başargil; çocuk, kadın, doğa ve hayvan haklarının birbirinden ayrılamayacağını belirterek, "Bu topraklarda zulme de ikircikli zihniyete de geçit vermeyeceğiz. Bugün hayvana yapılan, yarın size yapılacak” dedi

Abone Ol

Türkiye genelinde sokak hayvanlarının haklarını savunmak ve seslerini duyurmak amacıyla başlatılan ‘7527 Yaşam Nöbeti’, Antalya Attalos Meydanı’nda düzenlenen kitlesel bir basın açıklamasıyla start aldı. Hayvan Hakları Platformu Türkiye, Antalya Hayvan Hakları Platformu ve Attalos Patı Gönüllüleri adına ortak metni okuyan Özlem Başargil, sadece hayvanların değil; çocukların, kadınların ve doğanın da yaşam hakkını savunmak için meydanlarda olduklarını vurguladı. Dünya Gönüllü Kan Bağışçıları Günü’nde gerçekleştirilen eylemde Başargil, Türkiye’de adalet ve liyakat sisteminin çöktüğünü belirterek, yetkilileri ve toplumu sert bir dille uyararak, “Bugün hayvanlara ne yapılıyorsa aynısını yaşayacaksınız. Bir sonraki zayıf halka sensin!" dedi

‘Önce zarar verme!’

​Konuşmasına tıbbın ve halk sağlığının en temel ilkesi olan ‘Primum Non Nocere’ (Önce Zarar Verme) felsefesiyle başlayan Özlem Başargil, sokak hayvanlarını ‘sağlık terörü’ gibi yapay terminolojilerle hedef gösteren trol odaklarına tepki gösterdi. Anayasa’nın 56. ve 169. maddelerine dikkat çeken Başargil, çözümün katliam değil, ‘Kısırlaştır-Aşılat-Yerinde Yaşat’ modeli olduğunu yineleyerek, "Tıbbın en kutsal kuralını çiğneyen kimdir? Hayvanlar mı, yoksa sokak ortasında yetkisiz ellerle uyuşturucu iğneler fırlatan, onları diri diri iş makinelerinin altında ezen ve beton tabutlarda açlıktan birbirini parçalamaya mahkûm eden zihniyet mi?" sorularını yönetti. Konuşmasında Türkiye’nin mevcut sosyo-politik durumuna ve adalet sistemine yönelik sert eleştirilerde bulunan Başargil, yaşam hakkı mücadelesinin bir bütün olduğunu ifade etti. Ülkenin her bir karışının kan ağladığını söyleyen Başargil, şu ifadeleri kullandı: “Üzerine titrediğimiz çocuklarımız istismar ediliyor, meclis kürsülerinden 'küçüğün rızası vardı' savunmaları yapılıyor. MESEM'lerde evlatlarımız iş makinelerinde can veriyor, 'takdir-i ilahi' denilip üstü kapatılıyor. İstanbul Sözleşmesi feshedildiğinden beri kadınlar sokaklarda acımasızca katlediliyor. Katiller bir kravat ve iyi hal indirimiyle serbest kalıyor. Türkiye'nin orman vasfı kaldırılan 4.8 milyon metrekarelik alanı yok ediliyor. 783 milyar metrekarelik ülkede kuşlara gökyüzünü, doğaya nefesi çok gördüler."

‘Hedefte GUSODER var’

​Özlem Başargil, toplumda nefret iklimi yaratan ve bilimsel olmayan istatistiklerle halkı kışkırttığını belirttiği yapılara, özellikle de GUSODER’e sert yüklendi. Bu yapıların çocukları koruma bahanesiyle kadın düşmanlığı yaptığını ifade eden Başargil, "Hangi çocuk istismarının peşine düşmüşler? Bunların derdi refah değil. Hayvanlar üzerinden halkı birbirine düşürmek istiyorlar. Hayvanlar barınaklarda öldürülsün diyorlar ama ne hikmetse hayvan üretimi ve ticaretinin son bulmasını hiç istemiyorlar, çünkü çıkarlarına ters düşüyor" dedi. ​Anadolu topraklarının harcında merhamet olduğunu hatırlatan Başargil; Yunus Emre, Mevlana ve Aşık Veysel’in öğretilerine atıfta bulundu. Kur'an-ı Kerim'in En'am Suresi 38. ayetindeki ‘Onlar da sizin gibi birer ümmettir’ emrini hatırlatan Başargil, "Bugün yemek için helal kesim et arayan aynı kişiler, diğer tarafta köpeklerin katledilmesini kabul ediyorsa, bu mensup olduğu dine karşı bir riyakarlıktır" diyerek tepki gösterdi. ​Her 15 günde bir Türkiye genelinde eş zamanlı olarak periyodik ‘Yaşam Nöbetleri’ tutacaklarını ilan eden platform üyeleri, genel taleplerini şu şekilde özetledi: “Sağlık, öldürerek değil ‘Kısırlaştır-Aşılat-Yerinde Yaşat’ modeliyle korunmalıdır. Barınakların kapıları gönüllülere ve veteriner hekimlere 7/24 açılmalıdır. Kapalı kapılar ardındaki hiçbir işlem meşru değildir. Kurulan ihbar hatlarıyla tüm suçlular raporlanacak ve yargı önüne taşınacaktır.” Gönüllüler, Türkiye için mücadeleye devam edeceklerini kararlılıkla vurguladı.