Ayarımız bozuldu resmen!..

Abone Ol

Devlet olarak, millet olarak ayarımız bozuldu resmen. Her sabah ayrı bir şok dalgasıyla uyanıyoruz…

15 Temmuz’daki darbe girişimi sonrasında ülke genelinde başlatılan FETÖ avı, genişleyerek devam ediyor. Kamuda yüzlerce, binlerce kişi tutuklandı, görevinden alındı. Kurumlara el kondu, kapatıldı. Bunlara her gün yeni isimler ekleniyor, tutuklu sayısı her geçen gün biraz daha artıyor ancak kamuoyunda hala ‘gerçek FETÖ’cüler dışarıda’ algısı/endişesi devam ediyor…

Kimi haber sitelerinde de yer alan yaygın bir iddiaya göre; 2 yeni, 8 eski bakan, 47’si eski toplam 8 milletvekili, 11’i eski 14 müsteşar, 13’ü eski 20 genel müdür, 22’si eski 25 vali, 34’ü eski 41 kaymakam, 7’si eski 9 büyükşehir belediye başkanı, 34’ü eski 45 il/ilçe belediye başkanı ile 6’sı eski 8 daire başkanı ByLock kullanıcısı, yani FETÖ’cü…

Bu nerede duracak belli değil…

Herkes birbirini suçlama peşinde…

35 yıllık mesleki deneyimime dayanarak biliyorum ki, bu tür durumlarda en hararetli, en cevval davrananlar hep bir şeyler saklamak isteyenler oluyor. 15 Temmuz gecesi ve sonrasında haftalarca devam eden meydan nöbetlerinde sosyal medya paylaşımlarıyla ‘ben buradayım’ mesajını insanların gözüne gözüne sokmaya çalışanlardan birçoğunun bugün FETÖ bağlantısı nedeniyle ‘içerde’ olması, bu tezimizin kanıtı…

Dolayısıyla, kim ki bu FETÖ meselesinde çok sert, çok keskin çıkışlar yapıyorsa, onlara her zaman şüphe ile yaklaşmakta yarar var. Çünkü bunu yapanlar ya bir şeyleri gizlemek istiyor, ya ekstradan göze girmek istiyor. Haliyle darbeye ve darbeci zihniyete karşı mücadelede bu tür keskinliklerin kimseye hayrı olmaz. Bu süreçte dikkat çeken ve en çok malzeme yapılan konu ise siyasetteki, özellikle de AK Parti içerisinde bir FETÖ’cü temizliğinin yapılmamış olduğu iddiası…

Bu iddiayı dillendiren her ne kadar muhalefet partileri olsa da, bana göre asıl tetikleyiciler içerden. Yani mesele AK Parti içerisindeki iktidar kavgasından kaynaklanıyor. Özellikle başkanlık sürecine girilmesiyle birlikte bu kavganın şiddeti daha da arttı. AK Parti’de İslami hareketin içerisinden gelen, yıllarca bu davanın değişik kademelerinde yer alan isimler, trene sonradan binen, İslamcılıkla ilgisi olmayan, sonradan AK Partililerce tasfiye edilmek isteniyor ve ediliyorlar da. Şu sıralar bunun en kolay yola ise FETÖ’cü suçlaması…

Yani mesele artık FETÖ, Cemaat, darbeci bir zihniyete karşı mücadele filan olmaktan çıktı. Bu zaten bir şekilde yürüyor ama mesele tamamen bir ‘hesaplaşma’ enstrümanına dönüştü. Maalesef bugün birileri önlerine çıktığını, engel teşkil ettiğini düşündüğü kişileri tasfiye etmek, etkisizleştirmek için FETÖ suçlamasına başvuruyor. Bu kaostan herhalde en fazla yarar sağlayan da bu belayı başımıza saran Fetullah Gülen denilen meczup olsa gerek…

Ve bu gidişat kesinlikle iyi bir gidişat değil…

Bu kötü gidişe dur demenin ve bu cendereden çıkmanın tek yolu ise uyanık olmaktan geçiyor. Kimse adam kayırmacılığı yapmayacak, kimse kimseyi haksız yere suçlamayacak. Yargıya müdahale yapılmayacak. Namuslu insanlar da, namussuzlar kadar cesur ve akıllı davranacak.  Aksi halde millet olarak, devlet olarak kaybımız büyük olacak ve son pişmanlık da fayda vermeyecektir…