“Özgür Özel’in” Genel Başkanlık yapmaya başlamasıyla beraber CHP’nin literatürüne “baba ocağı” kavramı sokuldu ya da sokulmaya çalışıldı…
Genel olarak Anadolu halkının geleneksel bir ifadesidir baba ocağı…
İnsanın doğup büyüdüğü, hayata hazırlandığı, ait olduğu kökleri ve aile yuvasını anlatan bir ifadedir…
Aynı zamanda “ocağın tütmesini” aile bireyleri arasında birlikteliği ve dayanışmayı anlatır…
Ancak bu ifade feodal kültürün bir kavramıdır, ataerkil, büyük aileler dönemine aittir…
Teknolojik gelişmişlik, sosyolojik olarak farklılaşma, ataerkil aile yapısının parçalanarak yerini çekirdek aile yapısına bıraktığı günümüzde siyaseten bu kavramı kullanmak, bu kavram yoluyla yaratılan metaforla parti aidiyetlerini güçlendirmek acaba doğru bir yaklaşım mıdır?
Kimileri bu soruya, partinin kuruluş dönemiyle ve devletin kurucu kadrolarıyla kurduğu tarihsel bağ ve tarihsel hafıza nedeniyle doğru bir yaklaşım diye cevap verirler…
İlk bakışta partiyle aidiyet bağının güçlenmesi ve süreklilik göstermesi, tarihsel bağ kurulmasını sağlaması bakımından baba ocağı kavramının kullanılması doğru görünmektedir…
Ancak aile ya da partiyle aidiyet bağını ve sürekliliği ifade etse de çağımızın demokratik gelişimi ve bunun sosyal demokrat partilerde yarattığı değişimlerle baba ocağı kavramı birçok özellikleri nedeniyle ilkel kalmaktadır.
1- CHP’de baba ocağı kavramını yerleştirmek kurumsal olarak tartışmayı ve demokratik iletişimi ortadan kaldırmaya yöneliktir.
Çünkü baba ocağı ataerkildir, yani atanın, babanın söylediği sözler tartışılmaz, yanlışta olsa aynen kabul edilir. Baba ocağı kültüründe eleştiri ve itiraz yoktur, biat vardır.
2- Baba kavramı otoriterliği ve hiyerarşik emre uymayı temsil eder. CHP’nin geleneksel parti içi demokratik işleyişin reddi anlamına gelir.
3- Baba ocağı kavramı CHP’yi eleştirilemez bir “yuva” gibi sunar, liderin sözleri sorgulanmaz ve farklı düşünceleri, itirazları ve eleştirileri “ihanet” duygusuyla çerçeveleyebilir.
4- Baba ocağı kavramı doğası gereği dışarıya kapalı bir aile yapısını temsil ederken, günümüz dünyasında sosyal demokrat/sosyalist partiler kapalı değil, açıktır, şeffaf ve hesap verebilirlik üzerine kurulmuştur.
5- Baba ocağı kavramını bir metafor olarak kullandığınızda partili üyelerle çerçevelenmiş siyasi yapılanmayı hedeflersiniz. Bu durumda 2 milyon üyenin dışında kalan ancak CHP’ye oy veren 15 milyon seçmenin niye oy verdiklerini sorgulama noktasına getirirsiniz…
Lakin tüm bunlara rağmen maalesef Türkiye’de siyasal dil sınıfsal değil, oldukça duygusal ve aynı zamanda kimlik merkezli hale geldiği için “baba ocağı, dava, lider, hain, vefa” gibi kavramlar güçlü etki yaratıyor.
Ancak CHP gibi Sosyalist Enternasyonale üye olan, Helsinki Senedini, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini savunan, Avrupa Birliğinin Kopenhag Kriterlerini partisinin hedefler bildirgesine koyan bir partide baba ocağı gibi feodalizmi çağrıştıran kavramların yeri olmaz, olamaz…
CHP’de lider kültürü değil, ortak akıl/demokratik kültür geleneği vardır.
Parti geleneğine aykırı bu ve benzeri kavramlar ve ifadeler CHP’yi temsil ettiği ilkelerden ve demokrasi kültüründen uzaklaştırır.
CHP’nin dili, emekçi sınıfları ve buna bağlı geniş kitleleri kucaklayacak bir siyasal dili olmalıdır…
Böyle bir siyasal dil, barışı, özgürlükleri, adaleti, hakkaniyeti ve dengeli paylaşımı içeren bir dildir.