Reklam
Reklam

Bağırsaklarınız ikinci beyniniz!

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarkan Karakan, bağırsak mikrobiyotasının, tıpta ‘ikinci beyin’ olarak tanımlandığını belirtti

Bağırsaklarınız ikinci beyniniz!

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarkan Karakan, bağırsak mikrobiyotasının, tıpta ‘ikinci beyin’ olarak tanımlandığını belirtti

Bağırsaklarınız ikinci beyniniz!
30 Ekim 2019 - 15:21

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarkan Karakan, bağırsak mikrobiyotasının, tıpta ‘ikinci beyin’ olarak tanımlandığını belirtti
 
Probiyotik Prebiyotik Derneği'nin geleneksel bilimsel etkinliği Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik Kongresi, 28-31 Ekim tarihleri arasında Antalya'da düzenleniyor. Susesi Luxury Resort Hotel'deki kongrede, birçok hastalıkta probiyotiklerin faydalı etkileri ile bağırsak mikrobiyotasının, depresyon, panik atak, kaygı bozuklukları, otizm, parkinson hastalığı, alzheimer üzerine etkileri ve probiyotik kullanımının cilt sağlığı üzerine etkileri ile stres kaynaklı cilt lezyonlarını azaltması gibi konulara yer veriliyor. Bağırsak mikrobiyotasının beyin ve bağırsak arasında karşılıklı ilişki oluşturarak insan sağlığı üzerinde temel ve önemli bir rol oynadığına işaret eden Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Dernek Başkanı Prof. Dr. Tarkan Karakan, bağırsak mikrobiyotasının ikinci beyin olduğunu vurguladı. Bağırsak florası, yeni adıyla mikrobiyotasının tıpta ikinci beyin olarak tanımlanan bakteriler olduğunu belirten Prof. Dr. Karakan, “Bu bakteriler kilo alıp vermemizi sağladığı gibi, obezite, alerji, davranış bozuklukları, anksiyete, depresyon gibi çeşitli nörolojik ya da psikolojik sorunlara sebep olabilmektedir" dedi.
 
İpuçları veriyor
Bağırsak mikrobiyotasının vücudun iç ekosistemi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarkan Karakan, vücutta deri, ağız, erojen bölge, bağırsaklar gibi farklı bölgelerde mikrobiyota bulunduğunu söyledi. Prof. Dr. Karakan, yapılan araştırmalara göre kardiyovasküler hastalıklar, astım, sık soğukalgınlığı, kanser, çölyak, diyabet, egzama, akne, ürtiker gibi deri rahatsızlıkları, hassas bağırsak sendromu, otizm, sinüzit, bronşit, sinir sistemiyle ilgili hastalıklar, alzheimer, otizm, multipl skleroz, parkinson, migren, depresyon, anksiyete ve otoimmün hastalıklarının da mikrobiyota ile ilgili sorunlarla ilişkili olmasına dair ipuçları verdiğini kaydetti. Bağışıklık sisteminin temel taşlarının bağırsak mikrobiyotasına bağlı olduğunu anlatan Prof. Dr. Karakan, “Mikrobiyom dengesi bozulduğunda bağışıklık sistemi tökezlemeye başlar. Bununla birlikte yukarıda saydığımız hastalıklar ve alerjiler bu dengenin bozulmasıyla ortaya çıkmaktadır. Yenidoğan döneminden itibaren, bağırsaklarımız yararlı bakterilerle kaplanıyor. Bunlar bebekleri değişik hastalıklardan koruyor. Ama çevresel faktörlere, kötü beslenme o bakterilerin yaşamasına izin vermeyebiliyor. O zaman hastalıklar ortaya çıkabiliyor. Çağımızın hastalığı olan alerji ile bağırsağımızda yaşayan bakteriler arasında bağlantı var" diye konuştu.

DHA

YORUMLAR

  • 0 Yorum