Baki kalan hoş bir sada!

Abone Ol

Halk arasında ‘Her koyun kendi bacağından asılır’ ve ‘Bana değmeyen yılan bin yaşasın’ gibi deyimler vardır. Dar anlamda kabul edilebilir olsa da geniş anlamda düşündüğümde her ikisini de hiç sevmem ve de kabul edebileceğim bir anlayış değildir. Ancak maalesef günümüz insan ilişkilerinde gelinen nokta budur…

Nitekim, göz önünde cereyan eden nice olaya insanların müdahale etmek bir yana film izler gibi keyifle izlediğine şahit oluyoruz…

Çarşıda, sokakta, apartmanda velhasıl insanın olduğu her yerde bu tür manzaralarla sık sık karşılaşıyoruz…

İstatistiklere bakın, kadın cinayetlerinin önemli bir bölümü sokakta, caddede işlenmiş. Herkesin gözü önünde ama kimse müdahale etmiyor…

Niye ?!

İşte yukarıda vurguladığım anlayış yüzünden…

Arkadaş, dost, akraba ilişkilerinde de durum aynı. Öyle bir noktaya geldik ki kimseyle dertleşemiyorsunuz. Kişi yakınındakiyle, dost dediğiyle dertleşir, deşarj olur oysa. Ama yapamıyorsunuz…

Çünkü sizin sıkıntılarınız dostunuza yük geliyor artık. Her koyun kendi bacağından asılır ya, siz açsınız, toksunuz, borçlusunuz, evinize icra gelmiş vs. dostunuz da dahil kimsenin umurunda değil…

Herkes önce ‘mevcudunu’ koruma derdinde...

Mevcut yaşam standardında en küçük bir gerileme olmasın, varsın dünya yansın…

Her iki deyim de bencilce bir yaklaşımla söylenmiştir. Oysa toplumu toplum yapan öğelerin başında, birlikte huzur içinde yaşamak ve bu huzuru sağlamak için çalışmak gelir.

Doğrudan zararı bize dokunmayan, zararlı olduğunu bildiğimiz birinin toplumda yaşamasına seyirci kalmak doğru bir davranış olamaz. Hele zarar görene yardımı esirgemek, karşılaştığı olumsuz bir davranış karşısında onu yalnız bırakmak, hiç doğru değildir. Bugün başkasına yapılan bir kötülük, yarın bize de yapılabilir diye düşünülmelidir.

Kaldı ki, bugün iyi durumda olanın yarın kötü duruma düşmeyeceğinin garantisi de yoktur.

Yaşam değişkendir. Her an her şey değişebilir. Arkadaşının, dostunun derdini dinlemeyi dahi zul kabul eden bir gün kendisini dinleyecek bir tek kişi dahi bulamayacaktır. Tıpkı iyilik gibi, yapılan kötülük de mutlaka karşılığını bulacaktır.

Fani bir hayatta geçici mutluluklar için maddi değerleri mi, yoksa insanı insan yapan manevi değerleri mi biriktirmek gerekir bunu iyice idrak etmek gerek.

Ne demiş şair; Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş…