Güncel

Başkan Taner: Eğitimciler eşittir 

MEB’in iş bırakma eylemine katılan öğretmenlere yönelik tebliği, diğer eğitim çalışanlarını dışladığı için tepki çekti. Hür-Sen Konfederasyonu İl Temsilcisi ve Hürriyetçi Eğitim Sen Antalya 1 Nolu Şube Başkanı Hilmi Taner, “MEB sadece öğretmenlerden mi ibarettir?” diyerek ayrımcılığı sorguladı 

Abone Ol

13 Ocak 2025 tarihinde, kamu çalışanları ve emeklilere refah payı verilmesi talebiyle gerçekleştirilen iş bırakma eylemi, kamu sektöründe büyük yankı uyandırırken, Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün (MEB PGM) bu eyleme yönelik tutumu tartışmaları beraberinde getirdi. MEB PGM tarafından 29 Ocak 2025 tarihli ve 125472138 sayılı bir resmi yazı yayınlanarak, iş bırakma eylemine katılan öğretmenlere tebliğ edilmesi istendi. Ancak bu yazının yalnızca öğretmenleri kapsaması, eyleme katılan diğer eğitim çalışanlarını – hizmetli, aşçı, mühendis, şoför ve şube müdürleri gibi kadroları – kapsam dışı bırakması eleştirilere neden oldu. MEB’in bu ayrıştırıcı tutumu, eğitim camiasında “MEB sadece öğretmenlerden mi ibarettir?” sorusunu gündeme getirirken, sendikalar, eğitim çalışanları arasında birlik sağlanması gerektiğini vurguladı. Hür-Sen Konfederasyonu İl Temsilcisi ve Hürriyetçi Eğitim Sen Antalya 1 Nolu Şube Başkanı Hilmi Taner, MEB’in bu kararının kamu çalışanları arasında bölünmelere yol açacağını belirterek, “Eyleme katılan tüm eğitim çalışanlarını neden kapsam dışı tuttuğunuzu açıklayın” çağrısında bulundu. 

 

‘Emekçilerin ortak mücadelesidir’ 

MEB’in yalnızca öğretmenlere yönelik bildirim yapması, aynı iş bırakma eylemine katılan şube müdürleri ve diğer kamu çalışanlarının göz ardı edildiği yorumlarına yol açtı. Genel İdare Hizmetleri sınıfında yer alan ve eğitim kurumlarının yönetiminde kritik bir rol oynayan şube müdürleri, Eğitim Yöneticileri ve Çalışanları Sendikası (EYSEN) aracılığıyla aynı tarihte iş bırakma eylemine katıldıklarını duyurmuştu. Ancak sendika temsilcileri, MEB’in yalnızca öğretmenlere tebliğde bulunarak, eyleme katılan diğer çalışanları yok saydığını belirtti. Taner, “Bu eylem, yalnızca öğretmenlerin değil, tüm eğitim emekçilerinin ortak mücadelesidir. Fakat MEB’in bakış açısı, diğer çalışanları adeta görmezden geliyor. Acaba öğretmenlere gönderilen bu yazı, aynı eyleme katılan ve yıllardır unutulup göz ardı edilen MEB şube müdürlerine de tebliğ edilmeyecek mi?” diyerek yetkililere çağrıda bulundu. Ayrıca, geçmişte yapılan benzer eylemlerde bu tür bir ayrımcılığın yaşanmadığını hatırlatan sendikalar, bu durumun eğitim emekçileri arasında iş barışını bozabileceğini ifade etti. 

 

‘Ayrışmaya yol açabilir’ 

Sendikalar, iş bırakma eylemine katılmayan öğretmenlere Milli Eğitim Bakanlığı tarafından “Başarı Belgesi” verilmesi yönünde bazı duyumlar aldıklarını belirterek, bu durumun kamu çalışanları arasında çifte standart yaratacağını savundu. Taner, sendika genel merkezlerinin aldığı karar doğrultusunda yapılan bir eyleme katılmayanların ödüllendirilmesi ihtimalinin, anayasal bir hak olan sendikal faaliyetleri zayıflatabileceğini vurguladı. “Eğer iş bırakma eylemine katılanlar bu şekilde fişleniyorsa, görevine devam edenlere ödül verilmesi nasıl bir mesaj anlamına gelir?” diye soran Taner, bunun kamu çalışanları arasında gereksiz bir ayrışmaya yol açabileceğini belirtti. Özellikle daha önce 10 Mayıs’ta ülke genelinde yapılan ve tüm sendikaların katıldığı iş bırakma eyleminde böyle bir durumun yaşanmadığını hatırlatarak, MEB’in bu uygulamasının sendikal haklar açısından ne anlama geldiğinin sorgulanması gerektiğini ifade etti. Eğitim camiasında tartışma yaratan bu gelişmeler, sendikal mücadeleyi zayıflatabilecek bir adım olarak değerlendirildi. 

 

Adalet ve kapsayıcı yaklaşım çağrısı 

Eğitim emekçileri, MEB’in iş bırakma eylemine katılan tüm çalışanlara eşit mesafede yaklaşması gerektiğini belirterek, ayrımcı tutumun bir an önce düzeltilmesini talep ediyor. Hilmi Taner, eğitim çalışanlarının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Öğretmenler, şube müdürleri, hizmetliler, aşçılar, mühendisler ve şoförler… Hepsi bu sistemin bir parçasıdır ve eşit haklara sahiptir. MEB’in uygulamalarında bu ayrımı yapması, çalışma barışını bozmaktan başka bir işe yaramaz” ifadelerini kullandı. Taner, yetkililerin bu konuda adım atması gerektiğini belirterek, kamu çalışanlarının ortak mücadelesinin göz ardı edilmemesi gerektiğini dile getirdi. Sendikalar, konunun takipçisi olacaklarını ve ayrımcılığın sona erdirilmesi için hukuki girişimlerde bulunabileceklerini açıkladı. Eğitim emekçileri arasında oluşan bu ayrımcılığın, ilgili makamlarca irdelenerek adil ve kapsayıcı bir politika benimsenmesi bekleniyor.