Son günlerde, sosyal medyada yine Ak Parti ve Recep Tayyip Erdoğan’a karşı (FETÖ soruşturmaları üzerinden) büyük bir “itibarsızlaştırma” kampanyası başlatıldı..
Paylaşım yapanların yüzde 90’ı doğrudan ya da dolaylı olarak, “eleştiri/suçlama/istifa” çığlıkları atıyor..
2019 seçimleri yaklaştığında bu çığlıkların şiddeti daha da artacaktır eminim..
Bence bunlar, “siyasi bir yarışı” göstermiyor..
Toplumun bölündüğünü, birilerinin ülkemizde “böl-parçala-yönet” taktiğini uyguladığını gösteriyor..
Ve bizim insanımızın da bu tuzağa düştüğünü gösteriyor..
…
İster terör saldırısı, ister doğal afetlerin “insan kaynaklı” felaketleri, ister başka olumsuzluklar..
Her ülkenin her an yaşayabileceği olaylardır..
Önemli olan; bu felaketlerden bir ayrışma, koltuk ya da post kavgası çıkarmak değil, “birleşmeyi-bir olmayı” sağlayacak tutum içinde olmaktır..
Birkaç gün önce İngiltere’de yaşanan bomba felaketi sonrasında, ne sosyal medyada, ne de medyada hükümete ya da kraliçeye karşı bir “istifa ve itibarsızlık kampanyası” görmedim..
Böyle bir şey bizim başımıza geldiğinde, yazılanlar ve suçlananlar sanırım akıllardadır..
Her seferinde “ayrışma” daha çok körükleniyor..
Sanki hükümet değişse, bu olaylar bitecek falan sanıyoruz..
…
N’OLDU BİZE BÖYLE?
Türk milleti olarak övünç duyduğumuz şeyler vardı..
Misafirperverlik, yardımseverlik gibi..
Daha da önemlisi, içeride birbirimizi yesek bile, dışarıdan gelen ya da gelecek her türlü tehdit ve tehlikeye karşı “yumruk” gibi olurduk bir zamanlar..
“N’oldu bize böyle” diye sormayacağım, çünkü nedenleri çok ortada..
Çizgi filmlerle başlayıp özellikle Amerikan filmleri ve dizileriyle, daha çocukluktan itibaren yıkanmaya başlayan beyinlerimiz, “benliğimizi-kültürümüzü-örfümüzü-adetlerimizi” bir bir eritti..
Önce “materyalist” bir toplum haline getirildik..
Ardından anaya-babaya, arkadaşa-dosta, öğretmene-yaşlıya, daha da ötesi insan olarak birbirimize göstermemiz gereken “saygı”mızı yitirdik..
“Kadın-erkek kavgaları” yaratıp önce ayrıştırıldık, sonra “bireyselleştirildik”..
“Para” her türlü ilişkinin ana ölçüsü haline geldi..
Eskiden insanlar borç verirken birbirlerine güvenir, sadece “söz” yeterdi..
Şimdi ise kardeşler, hatta eşler bile birbirine güvenmiyor, senetli-kontratlı alışveriş yapıyor..
İşin en ilginç yanı da şu;
Bütün bunlara “yanlış” diyor, bu durumlardan şikayet ediyor, ama hala da sürdürüyoruz..
Böylesine ayrışan bir toplumdan “birleşme-bir olma” gibi bir eylem bekleyebilir misiniz?
…
AH O “BAY PİYASALAR”
Bakın, işin ucu nerelere dayanıyor..
Son 14 yılda büyüyen-gelişen-artık kendi kendine yetmeye başlayan, bu arada dünyaya kafa tutan “güçlü bir Türkiye” bu ülkeden çıkar sağlayan “iç ve dış Bay Piyasalar”ın hiç hoşuna gitmiyor..
Bütün savaşlar, bütün terör eylemleri sadece “çıkar ve para”yla ilgilidir..
Savaştıranlar ve terör eylemlerini organize edenler de “para babaları”dır. Yani, “Bay Piyasalar”dır..
Para kazandıkları sürece hiçbir savaşı da, terörü de asla bitirmezler..
Örneğin, PKK terörü niye 40 küsur yıldır sürüyor, bi düşünün bakalım..
Çünkü, “çok para kazandırıyor” çok..
Bütün dünyada “muktedir” olan hükümetler değil, “Bay Piyasalar”dır..
İktidar savaşlarının nedeni de, iki kutuplu “Bay Piyasalar”ın aslan payı kavgasıdır sadece..
…
İÇİMİZDEKİ DIŞARIDAKİLER
Evet, birkaç kez ülkemizin kalbinde bombalar patlatıldı..
Terör saldırıları “cılız da olsa” devam ediyor..
Masum insanlar ölüyor, yürekler yanıyor..
FETÖ soruşturmalarında bazen ölçü kaçıyor, hatta kurunun arasında yaşın yandığı da oluyor..
Bunu gören iktidar aleyhtarları da, “bu müthiş plan ve organize iş”e alet oluyor..
“Dışarıdan birileri” tarafından programlanıyor, “içimizdeki dışarıdakiler” de bunları uyguluyor..
Ve bu ülkenin bir kesim vatandaşı, tehlikeler ve felaket karşısında “birlik olup tehlikeyi bertaraf edelim, kendi içimizde yine hesaplaşırız” diyeceğine, “onlar istifa etsin yerine biz geçelim” ihtirasıyla hareket ediyor..
“Sanki onlar iktidar olursa, felaketler ve adaletsizlikler bitecek”miş gibi, yaratılan bir algının peşindeler..
…
BOR İMPARATORLUĞU
Kendimizi de birbirimizi de kandırmayalım..
Türkiye’de felaketler de, huzursuzluklar da bitmez, bitirmezler..
50 yıl sonra başlayacak ve 3 bin yıl sürecek bir “Bor İmparatorluğu” var..
Bunu bize yetirmemek için, bu ülkede her türlü entrikayı devreye sokacaklar..
Uyanık olmamız, “Bay Piyasalar”ın tuzağına düşmememiz gerekiyor..
Yapmamız gereken tek şey, “bir” olabilmektir..
Bunu anlayın artık..