Benim dosyam senin kasetini döver..
Genellikle “parayı” takip eder..
Çünkü..
Hemen her cinayetin ardında, mutlaka bir “çıkar” söz konusudur..
…
Deniz Baykal’ın “kaset olayı” onun CHP genel başkanlığından istifasıyla sonuçlanmıştı..
Baykal hep “başka partileri” suçladı..
Son günlerde MHP ile ilgili kasetler havada uçuşmaya başladı..
Onlar da “başka partileri” suçluyor..
Oysa..
Tıpkı, “cinayeti çözmek istiyorsan parayı takip et” mantığında olduğu gibi..
Bu kaset olayını çözmek istiyorsak, “bu işten kim kazançlı çıkacak” sorusunun cevabını bulmak gerekir..
…
Soralım..
Hedef kim?
Öyle anlaşılıyor ki, hedef “tek kişi” değil..
Hedef, MHP genel başkanı ve parti yönetiminin tümü..
Kaseti olanı “kaset”le, kaseti olmayanı “onları yanında barındırmak”la sergileyip, toplumun gözünde küçük düşürerek sahneden çekilmesini sağlamak..
MHP yönetiminin sahneden çekilmesi kime (veya kimlere) yarar?
Önümüzde seçim var..
Kasetler yüzünden MHP’nin oyları azalır mı?
Azalmaz, aksine artar..
Çünkü, milletimiz “mağdur”u kollar, gözetir..
Nitekim..
Kaset olaylarından sonra yapılan araştırmalar MHP oylarının arttığını gösteriyor..
Peki..
Ak Parti’ye, CHP’ye, BDP’ye, SP’ye veya bir başka partiye yarar mı?
Mümkün değil..
Yönetim çekilse, MHP yönetimine diğer partilerden birileri mi gelecek?
Olacak şey değil..
O halde?
Bu kasetleri oraya-buraya saçanlar MHP’nin bizzat kendi içinden birileri..
Tıpkı..
Deniz Baykal olayında olduğu gibi..
Deniz Baykal’ın gitmesi kimlere yaradıysa..
Baykal’ın o kasetini sergileyenler de –bana göre- onlardır..
…
Biliyorsunuz..
“Kaset” olayına benzer bir olay yine CHP’de yaşandı..
Hamile eşini döverek, çocuğunu düşürmesine neden olan Antalya 4. sıra milletvekili adayı Yıldıray Sapan, fellik fellik “bu dosyayı basına kimin sızdırdığını” araştırıyordu..
Bir televizyon kanalında..
Bu dosyayı sızdıranların CHP içinden birileri olduğu, bizzat partililer tarafından konuşulduğu ifade edildi..
Bunu duyan Sapan’ın çok kızdığı, bir şekilde o CHP’lilerden intikam alacağı iddia ediliyor..
…
Bir de madalyonun öteki tarafına bakalım..
Dikkat ediyorum..
Hiç “kasetin veya dosyanın içinde yer alan”ların yaptıkları konuşulmuyor..
Bu kaset ve dosyaların kimler tarafından sızdırıldığı araştırılıyor, lanetleniyor..
Yani..
“Çirkinliği yapan” değil, “çirkinliği ortaya çıkaran” suçlanıyor..
Böyle bir mantık olabilir mi?
Şunu açıkça söyleyeyim..
Şiddet, yasak ilişki, rüşvet pazarlıkları ve bu gibi olayları ortaya koyan bu tür kasetlerin “özel hayat”la hiçbir ilgisi olamaz..
Yasalara göre, belki bunlar “delil” sayılmaz..
Ama..
“Temiz toplum” isteyen insanların, bunları vicdanlarında yargılaması gerekiyor..
Hele bu kişiler, TBMM’ye gidecek ise..
Daha bir dikkatli olmak şart oluyor..
…
Onları seçersek..
Yarın “şikayet etmeye” hakkımız olabilir mi?