Bırakın herkes inandığını yaşasın!

Abone Ol

Amerika’da taa bilmem kaç yıl öncesinden beri yılda bir gün olarak gerçekleştirilen Black Friday, yani bilinen adıyla ‘Kara Cuma’nın bazı embesilleri nasıl galeyana getirdiğini geçen bir yazımda anlatmıştım. Televizyonlarda birkaç gün malzeme olan bu aklı kıt zavallıların AVM’leri tek tek dolaşıp Black Friday kampanyasına katılan mağazaları nasıl ifşa (!) ettiklerini, bu eylemlerini ellerindeki telefonlarla görüntüleyip sosyal medyaya ve TV kanallarına nasıl aktardıklarını hep birlikte izlemiştik. Sonrasında aklı başında birileri çıkar da “Durun kardeşim deli misiniz, bu yaptığınız nedir?” filan demesini beklemiştim.

Derken takip eden ilk Cuma namazında hutbede hoca Cuma’nın faziletlerini anlatmaya başlayınca “Hah tamam beklediğim açıklama geliyor” diye sevinmiştim. Ancak hutbenin sonuna doğru hoca da bu ‘AVM embesilleri’ gibi Hristiyan dünyasına veryansın edince, Amerika’ya, Yahudilere saydırmaya başlayınca bütün sevincim kursağımda kaldı…

Yanlış anlaşılmasın, ne Amerika hayranı, ne de Yahudi seviciyim. Bunlara kim ne derse desin umurumda olmaz. Lakin bu konuda yapılan eleştirileri anlamsız, saçma, absürt buluyorum. Bir perakende satış stratejisini dinler arası bir savaşa çevirmek absürtlük değil de nedir Allah aşkına…

Cuma hutbesinin tüm camilerde aynı olduğunu öğrenince bunun Müftülük, daha doğrusu Diyanet kaynaklı olduğunu anlayınca şaşkınlığım daha da arttı. Diyanet İşleri Başkanlığı işi gücü bırakmış hemen bu ‘Kara Cuma’ olayına el atmış demek. Yıllardır bu ülkede yaşanan/yaşatılan ‘uyduruk din’e karşı hiçbir şey yapmayan, bütçesindeki fazla parayı faize yatırmakta bir sakınca görmeyen Diyanet, ‘Kara Cuma’ olayında bir anda aslan kesilivermiş…

Bakın şu sıralar radyolarda, televizyonlarda, gazetelerde, AVM’lerde hemen her yerde ‘Yılbaşı’ kampanyaları var. Yılbaşı bizim geleneğimizde de dini inançlarımızda da yeri olan bir şey değil. Ancak ne AVM AVM dolaşıp ‘Kara Cuma’ ifşaları yapan cengaverlerden ne de bu olayı hutbelere taşıyan Diyanet’ten ses yok…

Madem samimisiniz, madem Hristiyan dünyasının İslam alemine saldırdığını düşünüyorsunuz haydi öyleyse Yılbaşı kutlamaları için de kampanya başlatın. “Yılbaşı kutlamak haramdır, Müslüman’a yakışmaz, yapmayın, etmeyin” deyin. Hutbelerde bunları da anlatın…

Yok. Yapamazsınız. Maçanız yemez çünkü…

Evet yılbaşı kutlaması bize ait değildir ancak yıllardır gelenekselleşmiştir. Hoş ekseriyet yılbaşını televizyon karşısında çerez, meyve yiyerek geçirse de, tıpkı Hristiyan dünyasının Noel Yortusu gibi hediyelerle süslenmiş çam ağaçlarıyla, hindi dolmalarıyla kutlayanlar da vardır.  Toplumda özellikle sermayedarlar, yani güç sahipleri böyle kutlar. Dolayısıyla onları bu kutlamadan alıkoymaya kalkışmak her babayiğidin harcı değildir.

Yeter artık düşün şu milletin yakasından…

Ya adam gibi görevinizi yapın, gerçek dini anlatın bu insanlara, ya da bırakın herkes bildiği, inandığı gibi yaşasın. Bizim dinimizde ‘aracı’ kurum yoktur. Kimse kimsenin günahını sıfırlayamaz. Hesap soracak olan yalnızca Allah’tır. Bırakın herkes hesabını sahibine versin. Çıkın aradan. İslam adına bir şeyler yapmak istiyorsanız önce şu milletin önüne konulmuş ‘uyduruk din’i ortadan kaldırın, insanlara gerçekleri anlatın. Pıtırak gibi neredeyse her sokağa inşa ettirdiğiniz camileri ticarethane olmaktan kurtarın. İmamları her Cuma cemaatten para isteme utancından arındırın.

Ve mümkünse, dinimizin haram kıldığı (faiz) gibi şeylerden önce siz Diyanet olarak uzak durun. Uzak durun ki söyledikleriniz inandırıcı olsun…