Bosna'da Geçmişin İzleri, Kardeşliğin Sesi

Abone Ol

Temmuz ayının son haftasında Bosna-Hersek’in başkenti Saray Bosna’daydık. Oldum olası ecdadın ayak bastığı topraklara gitmek hep önceliğim olmuştur ve her zaman keyif almışımdır. Yaklaşık 10 yıl sonra bu sefer ailemle birlikte Saray Bosna’yı ziyaret ettik.

Bosna-Hersek, Saray Bosna yakınlarında bulunan ve 1428-1435 yılları arasında Hodidjed kasabasının Osmanlıların hakimiyetine girmesinden bu yana bizim izlerimizi taşıyor. Dolayısıyla Bosna-Hersek’e yapılan her ziyaret, aslında sadece bir ülkeye değil, ortak bir tarihe doğru yapılan bir yolculuktur.

Bosna yolculuğumuzda Mostar ve Travnik turları da gerçekleştirdik. Her iki ziyaret sırasında Osmanlıların muhteşem hizmetlerini günümüzün penceresinden anlamaya çalıştık.

Saraybosna'nın taş sokaklarında yürürken, Mostar Köprüsü’nün üzerinde dururken, Travnik Kalesi’nde Fatih Sultan Mehmet’in eserlerine bakarken ya da Osmanlı’dan kalma bir caminin avlusunda vakit geçirirken kendimizi yabancı bir coğrafyada değil, tarihin tanıdık bir sayfasında hissettik.

Örneğin Gazi Hüsrev Bey Camii, medreseler, vakıflar, saat kulesi, imaret, çeşmeler, çarşı, köprüler, kütüphaneler ve daha nice eserler ecdadımızın tarihe ne büyük izler bıraktığını gösteriyor.

Devraldığı eserleri yaşatırken yeni yaptıklarıyla adeta refahı getirmişler bu topraklara. Ve bizden kalanlar yok edilmeye çalışıldığına şahit olunca batı medeniyetinin aslında medenilikten uzak olduğunu anlıyoruz.

Bosna’da yaşanan 1993-1995 savaşları bunu göstermiyor mu? Bütün dünyanın gözü önünde Boşnak kardeşlerimiz katledilmişti. Bu yaraların izleri hala tazeliğini koruyor. Bosna denilince 1993-1995 yılları arasında yaşanan soykırım ilk akla gelenler arasında yer alıyor. Yani acılar depreşiyor.

Evet, son yıllarda Türkiye’den ve diğer Müslüman ülkelerden Bosna’ya yapılan turların ve ziyaretçilerin sayıları hızla artıyor. Ziyaretçilerin kimi börek ve cevabi yemeye geliyor kimi turun 3-5 saatini burada geçiriyor. Bazıları için de yurt dışı ziyareti için ucuz noktalardan birisi anlamı taşıyor.

Yapılan turistik ziyaretler içerisinde mutlaka 1993-1995 katliamından bahsediliyordur. Ancak sanki yaşanan acıların yüreğimizin derinliklerinde hissedilebilecek bir şeyler yapılmalı gibi geliyor bana.

Youtube için içerik üreticileri biraz cevabi, biraz börek, biraz da birkaç tarihi eserle geçiştiriyorlar. Daha detaylı bilgi verenleri de ayrı tutmak gerekiyor. Belki de buralarda içerik üreticilerine ayrı bir bilgilendirme yapılmalı. Çünkü günümüzde bir yer ziyaret edilmeden içerik üreticileri takip edilebiliyor.

Tur şirketleri, ekonomi açısından konuya yaklaştıkları için detaylı bilgilendirmeye yapmayabiliyorlar ya da iyi bir rehber temin etmeyebiliyorlar. Haliyle sadece Bosna’ya değil diğer Balkan ülkelerine gitmeden önce biraz okuma ya da bilenden dinleme, öğrenme yapılmalı. Duyguların dahil olmadığı Balkanların ziyareti buruk kalacaktır.

Ve hepsinden önemlisi günümüzün gençliğine Bosna için Türkiye’nin anlamını iyi algılatmalıyız. Örneğin, Yayce şehrindeki bir camideki Boşnak bir kadının, “Türkiye’den geldik.” deyince kalbinin üzerine ellerini götürüp kalp işareti yapmasının nedenleri iyi anlatılmalı.

Evlerin duvarlarındaki kurşun izleri, bir parkın köşesinde duran çocuğunu çağıran bir baba heykeli, Srebrenitsa, yaşam tüneli, yıkılan camiler, katledilen din adamları, Ahmeçi’deki katliam ve onlarca acının diri tutulmasının sağlanması gerekiyor. Öğretilmesi gerekiyor.

Neden mi? Boşnakları katledenler, dünya üzerinden silmek isteyenler Türkleri yok etmek istedikleri için. Çünkü onlar için Boşnak demek Türk demekti. Ecdadımızın ayak bastığı topraklara gidince Türkiye ile gurur duymamak mümkün değil. İç siyasi çekişmelerimize gönül coğrafyalarımızı feda etmemeliyiz.

Saray Bosna başta olmak üzere tüm Balkanlarda olduğu gibi Osmanlı eserleri bazı kurumlarımız sayesinde ayakta duruyor. TİKA (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı), Türkiye Diyanet Vakfı ve ülkemizden giden bazı dernekler ve kurumlar üzerlerine düşeni yapmaya çalışıyorlar. Bizler de destek olmalıyız.

Bu topraklarda yaşayanlar bizim için dua ediyorlar. Bizzat şahit olduk. Kendi hallerine bırakmayalım. Oralarda yerleşik yaşama geçmişlerden bazılarının kaçkınlar olduğunu, İran, Suudi Arabistan vb. İslam coğrafyasından gidenlerin Suriye’de yaptıklarını atlamayalım. Boşnak kardeşlerimiz Anadolu irfanını yaşatmaya çalışıyorlar.

Balkanlara gidenler Türkiye’nin Türkiye’den ibaret olmadığına mutlaka şahit olacaklardır. Bosna-Hersek ziyaretçilerinin duygu pınarlarını hissetmeleri dileklerimle…

Not: Kıymetli TİKA, Diyanet İşleri Başkanlı, Diyanet Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü ve ilgili yetkililer: Blagaj Tekkesi biraz yıpranmış ve çok fazla turistik olmuş. Mutlaka planlamanız içerisinde yer alıyordur.