Bu ‘gazetecilik’ değil ‘kendini bilmezlik’..

Abone Ol

Ama..
70’li, 80’li, hatta 90’lı yılları yaşamış, görmüş biri olarak..
Meslek hayatımın hiçbir döneminde ne yerelde ne genelde, gazetecilik mesleğinin bu kadar ayaklar altına alındığını hiç görmedim..
Daha önce gündeme gelmiş, tartışılmış, davası görülmüş, cevapları verilmiş konular ısıtılıp ortaya getiriliyor ve bu da “yeni bir olaymış gibi” varan-1-2-3-4 duyurularıyla ortaya dökülüyorsa..
Bu, “kasıtlı ve artniyetli” bir faaliyet olmaktan öte hiçbir anlam taşımaz..
Gazetecilikle de uzaktan-yakından hiçbir ilgisi olamaz..
Bizim Antalya Gazetesi’nin günlerdir yaptığı da budur işte..

Haydi diyelim ki, “kişisel kızgınlık” nedeniyle, milletin hafızasını tazelemek ve o siyasetçiye karşı halkın desteğini azaltmak için böyle bir yola başvuruluyor..
“Türk tipi siyaset böyle bir şey” der, bunu bir yere kadar anlarım..
Ama..
Dost olduğun, girip çıktığın, ekmeğini yediğin, suyunu içtiğin bir evde yaşanan “özel” konular, sofralar-tatilller-sohbetler, “dedikodu” haline getirilip “gazete aracılığı ve köşe yazıları” ile ortalığa dökülüyorsa..
İşte bunu anlamam, anlayışlı da olamam..
Buna “gazetecilik” değil, -en basit ifadeyle- “kendini bilmezlik” denir..
Bu tür kişilerin değil gazetecilik yapmaya, insan içine çıkmaya bile hakkı yoktur..

Hepimiz insanız..
Komşuluklarımız, arkadaşlıklarımız oluyor..
Dün yazılan o “özel konular”dan sonra, bütün gazeteci arkadaşlarıma şüpheyle bakacak hale geldim..
Çünkü..
“Dost” olduğumuz kişilerle özel-genel birçok konuyu paylaşıyoruz..
Demek ki, bundan sonra hiçkimseyle hiçbir şeyi paylaşmamak gerekiyor..
Paylaşırsak, Bizim Antalya Gazetesi’nde olduğu gibi, bir gün o gazeteci bir şeylere kızar ve benim evimin içinde olan-biteni de ortalığa saçabilir..
Böyle bir duyguyla yaşamak kadar dehşet verici bir şey olabilir mi?

Şunu merak ediyorum..
Girip-çıktığı evin özel hallerini böylesine ortaya saçan kişileri “CHP’li Akaydın-Kök, Evcilmen-Böcek dışında” ciddiye alan var mıdır acaba?
Varsa, yazık..

“Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner” diye bir deyişimiz vardır ya hani..
Bu lafı kimse unutmasın..
Yarın-bir gün onların “ev halleri” ortaya dökülmeye başlarsa ne olacak?
Herkesin özelinde, başkalarının duymaması gereken bir-kaç nokta mutlaka vardır, değil mi?

Meslek hayatımın hiçbir döneminde ne yerelde ne genelde, gazetecilik mesleğinin bu kadar ayaklar altına alındığını hiç görmedim..
Bu yazıyı yazarken bile “mesleğim” adına yüzüm kızarıyor, “insanlık” adına utanıyorum..
Bizim Antalya’nın internet sitesinde benim de yazılarım yayınlanıyordu, dünden itibaren, bu yaptıklarını eleştirdiğim için yayınlamamaya başladılar..
O kişilerle ben de zaman zaman oturup-sohbetler etmiştim..
Bunları ne zaman ortaya dökecekler diye bekliyorum şimdi..
Şükür “gocunacağım” bir şeyim yok..
Ama, insan “özel”inin dedikodu malzemesi olmasını istemez..
Öyle değil mi?

Sakın bu yazdıklarımı sadece “Bizim Antalya” için yazıyorum sanmayın..
Hangi gazete veya gazeteci bunları yapsa, mesleği böyle ayaklar altına alsa, “aynı tepkiyi” gösteririm..
Bundan kuşkunuz olmasın..

……………………………………………………………

NOT:
Birkaç gündür, yazılarıma yapılan yorumlarda, Bizim Gazete’de Menderes Türel’le ilgili ortaya atılan iddialar konusunda “niye görüşlerimi açıklamadığımı” soruyorlar..
Kimi “adam” gibi soruyor, kimi de “madam” gibi..
Ortaya atılan iddiaların ve suçlamaların muhatabı ben değilim, eminim o muhatap gereken cevabı verecektir..
Ama, Türel’in yakın arkadaşlarından biri ve gazeteci olarak benden görüş isteyen “adam”lara da “madam”lara da “görüşlerimi” aktaracağım..
Araştırıyorum, bir-iki gün içinde okuyor olacaksınız..