Antalya Haberleri

Çakırlar TOKİ Projesi ve taş ocakları için kritik uyarı: Telafisi imkansız zararlara yol açabilir

TMMOB Antalya İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Mustafa Karancı, Çakırlar’daki devasa TOKİ projesi ile bölgedeki kum-çakıl faaliyetlerinin su kaynaklarını, kıyı dengesini ve kentin geleceğini ciddi bir taşkın riskiyle karşı karşıya bıraktığını söyledi. Karancı, "Bilimsel planlamadan uzak bu süreç, kamu yararına değil, telafisi imkânsız zararlara kapı aralıyor" uyarısında bulundu.

Abone Ol

TMMOB Antalya İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Mustafa Karancı, Çakırlar’da planlanan TOKİ Projesi ile aynı havzada gündeme gelen kum ve çakıl alım faaliyetlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Taşkın riski bulunan, içme suyu kaynaklarını besleyen ve kıyı dengesini etkileyen bir bölgede bilimsel planlama yapılmadan ilerlenmesi kabul edilemez” dedi. İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısında, TMMOB Antalya İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Mustafa Karancı, Antalya’nın geleceğini doğrudan ilgilendiren iki önemli sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karancı, Çakırlar bölgesinde planlanan TOKİ Projesi ile aynı havzada gündeme gelen taş ocakları ve kum-çakıl alım faaliyetlerinin birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini belirterek, su kaynakları, taşkın riski, kıyı dengesi ve kent planlaması açısından ciddi tehlikeler bulunduğunu ifade etti. Karancı, Antalya 2. İdare Mahkemesi’nin projeye ilişkin yürütmeyi durdurma kararının da yıllardır dile getirilen teknik ve bilimsel kaygıları doğruladığını söyledi.

ÇED’e ‘yürütmeyi durdurma’ kararı

Karancı, meslek odalarının açtığı dava kapsamında Antalya 2. İdare Mahkemesi’nin TOKİ Projesi’ne ilişkin ÇED süreci hakkında yürütmeyi durdurma kararı verdiğini açıkladı. Mahkemenin gerekli ÇED süreci işletilmeden verilen kararın hukuka aykırı olduğuna hükmettiğini belirten Karancı, söz konusu işlemin yetki yönünden de hukuka aykırı bulunduğunu söyledi. Mahkemenin, projenin uygulanması halinde telafisi güç ve imkânsız zararların ortaya çıkabileceğine dikkat çektiğini vurgulayan Karancı, bu kararın meslek odalarının uzun süredir bilimsel ve teknik gerekçelerle dile getirdiği kaygıları doğruladığını ifade etti. TMMOB ve bağlı meslek odalarının sosyal konut üretimine karşı olmadığını vurgulayan Karancı, itirazlarının planlama ilkelerinin göz ardı edilmesine yönelik olduğunu hatırlatarak, “Dar ve orta gelirli yurttaşlarımızın güvenli ve erişilebilir konutlara ulaşmasını temel bir hak olarak görüyoruz. Ancak bilimi dışlayan, mühendisliği devre dışı bırakan ve kamu yararını zedeleyen uygulamalara karşı çıkıyoruz” dedi. Çakırlar’daki projenin sıradan bir toplu konut projesi olmadığını ifade eden Karancı, ilk etapta 56,30 hektarlık alanda planlanan projenin üst ölçek plan değişiklikleriyle yaklaşık 238,36 hektarlık bir büyüklüğe ulaştığını söyledi. Bu durumun yaklaşık 30 ila 40 bin kişilik yeni bir nüfusun bölgeye yerleşmesi anlamına geldiğini belirten Karancı, Konyaaltı’nın batısında yeni bir kentsel yerleşim alanı oluşturulduğunu kaydetti.



‘Konyaaltı sahilinde daralma olabilir’

Basın toplantısında Çandır Çayı üzerindeki kum ve çakıl alım faaliyetlerine de değinen Karancı, DSİ’ye ait iki tersip bendinin memba kısmında yer alan sahalarda yaklaşık 266 bin metreküp malzeme bulunduğunu ve bu malzemenin sahadan uzaklaştırılmasının planlandığını ifade etti. Karancı, “Burada göz ardı edilen en önemli konu kıyı dengesidir. Bilimsel çalışmalar, Konyaaltı Sahili’nin temel sediment kaynağının Boğaçay olduğunu ortaya koymaktadır. Havzada yapılacak her müdahale doğrudan kıyı morfolojisini etkilemektedir” dedi. Yapılan ölçümlerde Liman bölgesinde kıyı gerilemesinin ortaya konulduğunu belirten Karancı, Çandır Çayı yatağından yapılacak kum ve çakıl alımının kıyı erozyonunu hızlandıracağını ve uzun vadede Konyaaltı Sahili’nin daralmasına yol açacağını söyledi. 3213 sayılı Maden Kanunu’na dikkat çeken Karancı, kamu projeleri kapsamında çıkarılan malzemenin yalnızca ilgili proje kapsamında kullanılabileceğini ve ticarete konu edilemeyeceğini hatırlattı. Çandır Çayı’ndaki malzemeler için ruhsat sürecinin başlatılmasının dikkat çekici olduğunu belirten Karancı, “Eğer ruhsat alınıyorsa burada ekonomik ve ticari bir faaliyet söz konusudur. Bu durum yalnızca dere temizliği ya da taşkın önleme çalışması olarak değerlendirilemez” ifadelerini kullandı. Karancı, söz konusu faaliyetlerin TOKİ Projesi’ne malzeme sağlayan bir üretim zincirinin parçası olabileceği yönündeki kaygıları artırdığını dile getirdi.

AYDAŞ ile ilgili iddialara dikkat çekti

Kamuoyuna yansıyan AYDAŞ Turizm Tanıtım ve Ticaret Limited Şirketi ile ilgili iddiaların açıklanması gerektiğini söyleyen Karancı, Çandır Çayı bölgesinde yaklaşık 50 bin metrekarelik alan için ruhsat düzenlendiği yönündeki bilgilerin son derece ciddi olduğunu belirtti. 2009 yılında yayımlanan Antalya Boğaçay Kaynağı İçme Suyu Kuyuları Koruma Alanı İlanı’nı hatırlatan Karancı, mutlak koruma alanları ile birinci ve ikinci derece koruma alanlarında kum ve çakıl alımının açık biçimde yasaklandığını ifade etti. Karancı, “Bu kadar açık bir mevzuat hükmü ortadayken ikinci derece koruma alanında ruhsat düzenlenmesi ya da bu alanın stok sahasına dönüştürülmek istenmesi kabul edilemez. Bu uygulamalar kamu yararına, içme suyu güvenliğine ve doğal kaynakların korunmasına aykırıdır” dedi. Açıklamasının sonunda mücadelelerini sürdüreceklerini belirten Karancı, “Biz sosyal konuta karşı değiliz. Biz bilimin dışlandığı, mühendisliğin yok sayıldığı ve kamu yararının ihlal edildiği uygulamalara karşıyız. Antalya’nın su güvenliğini, afet direncini, kıyı dengesini ve planlama bütünlüğünü korumak için hukukun bize tanıdığı tüm idari ve yargısal yolları kullanmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Karancı, TMMOB ve bağlı meslek odalarının sürecin sonuna kadar takipçisi olacağını sözlerine ekledi.