CHP’de ‘faşist yönetim’ yeni değil..

Abone Ol

CHP Muratpaşa’da Süleyman Evcilmen yerine Sultan Yeğen’in aday gösterilmemesi nedeniyle partililer (ya da Evcilmen ve Ayhan Zor yanlısı CHP’liler) yaptıkları eylemlerde CHP Genel Merkezi’ne yönelik, “faşist yönetim istemiyoruz” sloganları attı..

“Faşist yönetim istemiyoruz..”
Herhalde CHP için en son yapılacak yakıştırma buydu..
Ama..
CHP, tarihi boyunca zaten “faşist bir yönetim” tarzıyla yöneltildi hep..
CHP’liler ya da Ak Parti’ye kızıp CHP’ye oy verecek olanlar, Atatürk’ten bu yana CHP’nin tarihine şöyle bir baksınlar..
Başkomutan Atatürk..
Milli şef İsmet İnönü..
Karaoğlan Bülent Ecevit..
Hangisi partiyi “demokratça” yönetti?
Hangisi milletvekili veya belediye başkan adaylarını “ön seçim”le belirledi?
Deniz Baykal..
İki-üç kere gitti geldi..
“Demokratik bir yönetim” gösterdi mi?
Bırakın adayları demokratik bir şekilde belirlemeyi, kendisine rakip olacak kişileri de (Mustafa Sarıgül gibi) bir yolunu bulup partiden ihraç etmedi mi?

Günümüze dönelim..
Başkan olmadan bir gün önce bile “hayır ben başkan adayı değilim” diye açıklama yapan, ama anında dönen Kemal Kılıçdaroğlu’nun da eski başkanlardan hiçbir farkı yok..
Oysa, herkes O’ndan çok umutluydu..
Ama..
Ne genel seçimlerde, ne de şu yapılacak olan yerel seçimlerde, hiçbir yerde önseçim yapmadığı gibi, anket, yoklama gibi şeyleri bile umursamadı..
Örneğin, anketlerde Büyükşehir için Mustafa Akaydın’dan bile önde olan Süleyman Evcilmen, bırakın Büyükşehir’i, Başkanı olduğu ilçeye bile aday yapılmadı..
Hatta..
“Aday adayı” olarak haftalardır çırpınan kişileri bile yok saydı, aday adayı olarak ortaya çıkmayan birini “aday” yaptı..

Hadi söyleyin..
CHP’liler “faşist yönetim istemiyoruz” diye bağırmakta haksızlar mı?
Ama..
CHP bu işte..
Yerseniz..

Bir örnek daha vereceğim..
Belediye Meclisi üyeliği adaylıkları için bir “sıralama oylaması” yapıldı..
Peki bu nasıl belirlendi, CHP’ye oy verecek olanlar bunu biliyor mu?
Ya da birileri çıkıp bunu halka anlattı mı?
Anlatmazlar..
Çünkü..
Meclis üyeleri için yapılan aday sıralaması seçiminde bile dünya kadar “ayak oyunları” yapıldı..
180 tane oy kağıdı çalındı, kimse bunlar nerede diye sormadı..
Fotokopi oylar havada uçtu, kağıt numaraları aynı olan bu kağıtları kimse araştırmadı..
Sonunda ne oldu biliyor musunuz?
Küçük bir örnek:
Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mustafa İlaslan 61. sırada yer bulurken, Park-Bahçeler’deki işçi Mustafa Çetin 3. sırayı aldı..
Belediye meclislerinde bilgili-tecrübeli insanlara ihtiyaç varken, yöneticilerin “emir eri” aradığı böylece ortaya çıkmış oldu..
Varın, belediye meclis üyesi adaylarının nasıl belirlendiğini ve oluşacak belediye meclisinin anatomisini biraz da siz düşünün artık..

Bunları yazdığım için bana çok kızan olacak biliyorum..
Ne deseler, ne kadar kızsalar nafile; “güneş balçıkla sıvanmaz”..
CHP budur işte..
Daha kendi içlerinde demokrat olamayanlardan “demokrat bir yönetim” beklemek hayal değil midir?
Daha kendi içlerinde kavga halinde olanlardan “barışçı” olmaları beklenebilir mi?
Evcilmen’in dediği gibi, maske takıp gerçek yüzünü gizleyenler “şeffaflık” gösterebilir mi?

“Öbür partiler daha mı iyi” diyenleri duyar gibiyim..
Ben bir sosyal demokratım, beni başka partiler ilgilendirmiyor..
Ama..
CHP’ye izledikçe, Ak Parti’nin daha “sosyal demokrat” olduğunu görüyorum..
Adamlar boşuna yüzde 50’lere çıkmamış demek ki..
Peki; CHP düzelir mi, “demokrat-şeffaf-barışçı bir parti” olur mu?
Mustafa Akaydın gibi, Mustafa Sarıgül gibi isimlerin peşinden giden bir parti, bu konuda bana hiç umut vermiyor..
Ben böyle görüyorum..