Gündem

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yeni güvenlik paradigması inşa ediyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye; Kürt, Arap, Türkmen ve Fars ayrımı yapmaksızın bölgedeki tüm kardeşleriyle kucaklaşarak, ortak tarih ve ortak gelecek temelinde yeni bir güvenlik paradigması inşa etmeye çalışmaktadır" dedi.

Abone Ol

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda milletvekillerine ve partililere hitap etti. Konuşmasına partilileri ve "Türkiye Yüzyılı" vizyonu için çalışan yol arkadaşlarını selamlayarak başlayan Erdoğan, hem tarihi zaferlere hem de küresel gelişmelere ilişkin önemli mesajlar verdi.

Filistin halkının maruz kaldığı zulme ve gösterdiği direnişe konuşmasında yer ayıran Erdoğan, uluslararası kuruluşların sessizliği altında yaşanan barbarlığa tepki gösterdi. "Onca barbarlığa, onca zulme ve soykırıma rağmen; 'Susarsak eğer taşları sıkacağız, acıkırsak eğer toprakla doyacağız ama asla terk etmeyeceğiz' diyerek topraklarına sahip çıkan Filistin'in yiğit evlatlarını bugün bir kez daha hürmetle selamlıyorum. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak dualarımızla, desteklerimizle daima yanlarında olduğumuzu tekrar ifade ediyorum." ifadelerini kullandı.

Kut'ül Amare'nin 110. Yıl Dönümü

Tarihi zaferin önemine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kut'ül Amare'nin Birinci Dünya Savaşı'ndaki stratejik rolünü hatırlattı. Zaferin askeri başarısını detaylandıran Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü;

Bugün tarihimizin iftihar vesilelerinden biri olan Kut'ül Amare Zaferimizin 110. yıl dönümünü idrak ediyoruz. Bu destansı zaferle Bağdat'ın işgali bir sene daha engellenmiş ve 1. Dünya Savaşı'nın bitirilmesi iki sene uzatılmıştır. Bu zaferde başta General Townshend olmak üzere 5 general ve 476 subayla birlikte toplam 13 bin 309 kişi esir alınmıştır. Zafer sonrasında gazilere hitap eden 6. Ordu Komutanı Halil Kut Paşa, askerlerini "Aslanlarım, Bugün şu kızgın toprağın güneşli semasında şühedamızın ruhları şad-u handan uçuşurken ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum." diyerek tebrik etmişti. 18. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ise muzaffer askerlerini kutlarken onlara şu emri veriyordu; "18. Kolordu'nun aslan yürekli erleri! Cenab-ı Hakk'a secdeye kapanalım. Bu akşam şehitlerimize Fatihalar, Tebarekeler, Yasinler okunsun. Gaziler birbirine sarılsın, birbirini tebrik etsinler. Ben de bugünkü Kut'ül Amare Bayramı vesilesiyle sizin pak ve yüksek alınlarınızdan samimiyetle öpüyorum.

Tarihi yalanı çürüten zafer

Kut'ül Amare Zaferi, tarihimize şanla, şerefle yazılmış bir kahramanlık destanı olarak milli hafızamızda yerini almıştır. Özellikle dikkat çekmek isterim ki; bu zafer, belli kesimler tarafından tekrar köpürtülen "Birinci Dünya Savaşı'nda Araplar bizi sırtımızdan hançerledi" yalanını deşifre eden en bariz örneklerden biridir. Kut halkı, Osmanlı ordusunun bir parçası gibi hareket ederek kuşatmaya destek olmuş, hatta bu uğurda pek çok şehit vermiştir. Köklü bir Arap ailesinin mensubu olan Uceymi Paşa, muhasara altında kalan bir birliğimizi yanındaki adamlarıyla beraber kurtarmıştır. Arapların yanı sıra Berzenci, Niyazi ve Talabani gibi Kürt aşiretleri de Osmanlı ordusunun yanında savaşmışlardır.

Tarihçilerimize göre ordumuza destek veren Arap aşiretlerinin içinde Şii olanlar da bulunuyordu.
Zaferin bu yönü, sık sık altını çizdiğimiz Türk, Kürt ve Arap ittifakının ne kadar stratejik bir önemde olduğunu bizlere yeniden hatırlatmaktadır. Sadece Kut'ül Amare'de değil, aynı uhuvvet tablosuna Çanakkale'de de şahit oluyoruz. Saraybosna'dan Üsküp'e, Bakü'den Kudüs'e, Bağdat'tan Şam ve Halep'e kadar nice kardeşimiz ecdadımızla birlikte omuz omuza çarpışmış, şehit düşmüş ve kara toprağı kanlarıyla sulamışlardır. Çanakkale bizim cihanşümul kardeşliğimizin vücut bulduğu yer olmuştur; aynı hakikat Kut'ül Amare için de geçerlidir. Orada da vahdet nifaka galip gelmiş, toplu vuran yürekleri hiçbir müstevli gücün sindiremeyeceği net bir şekilde görülmüştür.

"Kardeşliği yüceltmek mecburiyetindeyiz"

Bugün de kardeşi kardeşe kırdırmak suretiyle coğrafyamızı kana boğmaya çalışanların karşısında en sağlam direnç hattımız, bir duvarın tuğlaları misali birbirimize kenetlenmemizdir. Kökenlerimiz, mezheplerimiz, meşreplerimiz, hayat tarzlarımız veya siyasi görüşlerimiz farklı olabilir; bunların hepsi bizleri bölen değil, beşeri ve fikri zenginliğimizi yansıtan müstesna değerlerdir. Bölgemizin içinden geçtiği bu sancılı dönemde her türlü farklılığı bir yana bırakıp vahdeti kuşanmak ve kardeşliği yüceltmek mecburiyetindeyiz. Sadece kendi içimizde değil, sınırlarımızın ötesinde de kardeşliğin diliyle konuşmak durumundayız.

Türkiye; Kürt, Arap, Türkmen ve Fars ayrımı yapmaksızın bölgedeki tüm kardeşleriyle kucaklaşarak, ortak tarih ve ortak gelecek temelinde yeni bir güvenlik paradigması inşa etmeye çalışmaktadır. Bu, tenkit edilecek değil, aksine takdir edilecek ve övülecek bir politikadır. Mazimiz gibi istikbalimiz de müşterektir. Dolayısıyla bölgemizde yeni ameliyatlar yapmak isteyenlerin oyunlarına gelmek, hem tarihimize hem de istikbalimize yapılmış bir ihanet olacaktır. Hangi bahane ile olursa olsun, hiç kimse böyle bir vebali taşıyamaz. Artık şunu herkes bilsin ve anlasın; nasıl etle tırnak birbirinden ayrılmazsa, bin yıldır aynı topraklarda beraber yaşadığımız kardeşlerimizle aramıza kimse giremez. Bizi kimse ayıramaz; barış içinde geleceği kucaklamak varken bize kimse düşman olamaz.

"Kardeşliğimizi kundaklamak isteyenlere eyvallah demeyeceğiz"

Bizim Çanakkale’de, Kut’ül Amare’de ve daha nice İslam beldesinde şehitlerimizin mübarek kanlarıyla yoğurulmuş dostluğumuzu, kardeşliğimizi bozmaya kimsenin, ama hiç kimsenin gücü yetmez. Kardeşliğimizi kundaklamak isteyenlere eyvallah demeyeceğiz. Aramıza nifak sokmaya çalışanlara inat, biz zafer marşlarımızı kardeşlik türkülerimizle birlikte coşkuyla söylemeye devam edeceğiz. Bu vesileyle, başta Halil Kut Paşa olmak üzere 110 sene önce kazanılan şanlı zaferde emeği bulunan subaylarımız ile şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Kut’ül Amare Zaferi’mizin 110. sene-i devriyesi kutlu olsun.

Partimizin kuruluşunun 25. yıl dönümüne adım adım yaklaşırken, ilk günkü aşkla ve ilk günkü heyecanla milletimize hizmet ediyoruz. Hani Yunus Emre diyor ya; "Bir gönül yaptın ise, er eteği tuttun ise, bir kez hayır ettin ise, binde bir ise az değil." İşte biz de gönüller yapmak, gönüller kazanmak, eser ve hizmet siyasetiyle vatandaşlarımızın gönlüne girmek için canla başla çalışıyoruz. Gerek şahsım gerek kabine üyelerimiz gerekse milletvekillerimiz ve belediye başkanlarımız, bir tek saniyemizi dahi boşa harcamamak adına yoğun bir mücadelenin içindeyiz.

"500 bin konut için hak sahiplerini belirledik"

Bu minvalde çok önemli bir adım daha attık. 81 ilimizde 500 bin sosyal konut kazandıracak "Yüzyılın Konut Projesi"ni kamuoyumuzla paylaşmıştık. Halkımız projemize yoğun bir ilgi gösterdi; öyle ki 500 bin konut için yaklaşık 8 milyon vatandaşımız başvuru yaptı. Bu itimada layık olabilmek için kolları sıvadık ve kura süreçlerimizi tamamladık. 4 ay gibi rekor bir sürede, 81 ilimizde noter huzurunda ve tamamen şeffaf bir şekilde 500 bin hak sahibini belirledik. Ankara’dan İzmir’e, Gaziantep’ten Trabzon’a, Çorum’dan Hatay’a kadar on binlerce ailemizi ev sahibi yapacak sürecin ilk aşaması tamamlandı. Hedefimiz evlerimizi hızla inşa edip teslim etmektir. İnşallah 2027 Mart ayından itibaren anahtarları peyderpey teslim edeceğiz. 7 bin 300 lira ile 11 bin lira arasında bir taksitle insanlarımızı yuva sahibi yapmanın bahtiyarlığını yaşayacağız.

"Eserlerimize yenilerini ekleyeceğiz"

Ayrıca ilk kez İstanbul’da kiralık konut uygulamasını da hayata geçiriyoruz. İstanbul’umuza 100 bin sosyal konutun yanı sıra 15 bin kiralık konut inşa ediyoruz. Dar gelirli vatandaşlarımız çok uygun koşullarda TOKİ’den ev kiralayacak. Bu yaz kiralık konutların da anahtarlarını teslim etmeye başlıyoruz. Kurada ismi çıkan vatandaşlarımızın gözü aydın olsun, yeni yuvalarında güle güle otursunlar. İsmi çıkmayan vatandaşlarımız ise üzülmesin; biz sadece TOKİ vasıtasıyla 1 milyon 760 bin konut üretmiş bir iktidarız. 6 Şubat asrın felaketinin izlerini silmek için 455 bin konut ve iş yeri yaparak büyük bir başarı gösterdik. İstanbul’da 980 bin, ülke genelinde 2 milyon 262 bin bağımsız bölümü dönüştürmeyi başardık. Bunları nasıl yaptıysak, önce bu 500 bin konutu bitirecek, ardından eserlerimize yenilerini ekleyeceğiz.

Biz bu ülkeye, bu millete sevdalıyız. Unutmayın; "Hizmet eden izzet bulur" prensibi bizim siyasetteki pusulamızdır. Bizim gerilim siyasetiyle işimiz olmaz. Bizim ülkeyi kutuplaştıran polemiklerle, millete faydası olmayan sahte ve sanal tartışmalarla işimiz olmaz. Biz bunların hiçbirinde yokuz, olmadık ve olmayacağız. Bizi arayan açılışta bulur, şantiyede bulur, devasa yatırımların temelini atarken veya bitmiş eserleri hizmete açarken bulur. Bizi arayan, milletimizin gönül sarayının başköşesinde bulur. Bizi arayan bu milletin derdi ile dertlenirken, sevincine ortak olurken bulur.

"Milletin gönlüne hizmetle, yatırımla, icraatla girilir"

İşte AK Parti'nin ve Cumhur İttifakı'nın vizyonu budur. İşte Türkiye'nin son 23 yılda şehircilikte ulaştığı seviye budur. Hepsinden önemlisi, siyasette itibar işte böyle kazanılır, işte böyle korunur. Milletin gönlüne lafla, polemikle, tehditle, şantajla değil; işte böyle eserle, hizmetle, yatırımla, icraatla girilir. Milletimiz bize inansın, milletimiz bize güvensin. Biz bu güveni evvelallah boşa çıkarmadık, çıkarmayız. Rabbim ömür verdikçe milletimizin hayallerini gerçeklere dönüştürmeye devam edecek; inşallah daha nice yıllar ülkemize hizmet bahtiyarlığına nail olacağız.

Bizim siyasetimizde, şehircilikte olduğu gibi hayatın diğer kulvarlarında da 'çözümsüzlük çözümdür' anlayışına yer yoktur. 23 yıldır büyük küçük demeden milletimizin her türlü derdiyle ilgilendik, her sorununa çözüm yolları bulmaya çalıştık. Hak ve hürriyetlerin genişletilmesinden devlete çöreklenmiş oligarşik yapılarla mücadeleye, siyaset odaklarının geriletilmesinden milli iradenin güçlendirilmesine kadar her alanda Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarına imza attık, birçok alanda sessiz devrimler gerçekleştirdik.

"Yapıcı önerilere kulak verdik"

Ana muhalefet gibi lafa gelince basın özgürlüğünden dem vurup sırf yolsuzluklarını faş ediyorlar diye kürsüden basına parmak sallayanlardan, basın mensuplarını küstahça tehdit edenlerden olmadık. Eleştirilere tahammül gösterdik. Yapıcı önerilere kulak verdik. Hukuksuzluklar karşısında hakkımızı yine hukukun içinde aradık. 'Onu kapatacağız, şunun kapısına kilit vuracağız, hepinizden hesap soracağız' gibi antidemokratik yollara asla tevessül etmedik.

Bakınız, burada yıllardır bizi basın özgürlüğü konusunda topa tutanların iki yüzlü tavrına kısa bir parantez açmak istiyorum. Biz hafta sonu İstanbul'da 100 bin konutun kura çekim törenini yaparken aynı saatlerde CHP Genel Başkanı, belediye başkanları ile toplantıdaydı. Toplantı sonrasında çıktı, yine ipe sapa gelmez bir sürü ithamda bulundu. Son derece seviyesiz ifadelerle şahsımızı ve partimizi hedef aldı. İçinde zerre kadar vizyonun, projenin, nezaketin olmadığı; Türkiye'nin ana muhalefet partisine asla yakışmayan bir üsluba dinleyenler muhatap oldu.

"Bu mu sizin basın hürriyetinden anladığınız?"

Bir defa şu derin çelişkiyi herkes görüyor. Yolsuzlukla yargılanan belediye başkanları karşısında kuzu kesilenler; bakıyorsunuz basın mensuplarına karşı aslan postuna bürünüyor. Rüşvet pazarlığı yapanlara iki laf edemeyenler, kürsüden önlerine gelene tehditler savuruyor. Yıllarca basın özgürlüğünden, farklı seslere ve görüşlere saygılı olmaktan, eleştirilere kulak vermekten bahsettiler; ama daha ortada hiçbir şey yokken onu bunu tehdit etmeye başladılar. Bu mu sizin basın hürriyetinden anladığınız? Bu mu sizin özgürlük ve demokrasi anlayışınız? Bu mu sizin siyaset tarzınız? Kendini dev aynasında görenlere sadece şunu söylemek isterim: Beyler, cirminiz kadar yer yakarsınız. Tehditle, şantajla, dozunu devamlı artırdığınız hakaret senfonileriyle bu ülkede kimseyi sindiremezsiniz.

"Alışık olduğunuz eski Türkiye artık yok"

Kabul etseniz de etmeseniz de alışık olduğunuz eski Türkiye artık yok. Gazetelerin CHP'nin basın bülteni gibi çıktığı günler artık geride kaldı. Ekranların CHP ideolojisine tahsis edildiği günler artık geride kaldı. Aykırı sesleri susturduğunuz günler artık bu ülkede geride kaldı. Basının sizi eleştirmesine, etik ilkelere riayet ederek yolsuzluk iddialarını haberleştirmesine öyle veya böyle alışacaksınız. Yankı odalarınızın dışında farklı sesler duymaya alışacaksınız. Beytülmale el uzatmışsanız, adalete hesap vermeye alışacaksınız.

"Uutanmadan çıkıp ahlaki üstünlükten dem vuruyorlar"

Türkiye, uzun yıllar hasretini çektiği çok sesliliğe nihayet kavuşmuştur ve bundan geriye dönüş olmayacaktır. Bakın şurası da çok enteresan, her gün yeni bir skandal patlak veriyor. CHP yönetiminin aklına iddiaların üzerine gitmek değil, hemen basını susturmak geliyor. Beyefendilerin aklına para kuleleriyle, baklava kutularıyla mücadele değil; bunların üzerine giden kurumları tehdit etmek geliyor. Yolsuzluklardan arınalım, Gazi'nin partisini çıkar şebekelerinin oyuncağı olmaktan kurtaralım gibi ne bir düşünceleri ne de böyle bir niyetleri var. Sonra da utanmadan çıkıp ahlaki üstünlükten dem vuruyorlar. Ya ortada ahlak mı bıraktınız ki bir de üstünlüğü olsun? Bunca kepazelikten sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmanız sizin üstünlüğünüzden değil, yüzsüzlüğünüzden kaynaklanıyor. İnsan bir özeleştiri yapar; başkalarını suçlamadan önce kendisini bir hesaba çeker. Yolsuzluk virüsü bünyeyi sarmadan insan bir müdahale eder. Hem bunları yapmayacaksın hem de üstüne basını tehdit edeceksin. Ne diyelim? Cenab-ı Allah bu milleti, bu ülkeyi CHP zihniyetinin eline düşürmesin.

Biz yoğun mesaimiz arasında esasen bunlara nefes ve vakit harcamayı tamamen israf olarak görüyoruz. Bizim CHP'deki Bizans oyunlarıyla uğraşacak ne vaktimiz ne niyetimiz; doğrusunu söylemek gerekirse ne de bunlara ayıracak midemiz var. Biz tamamen işimize odaklanmış durumdayız. Bir taraftan 500 bin sosyal konutumuzun kurasını çekiyor, diğer taraftan ülkemizi küresel bir cazibe merkezi haline getirecek adımlar atıyoruz. 'Türkiye Yüzyılı'nda yatırımlar için güçlü merkez' şiarıyla hazırladığımız kapsamlı çalışmayı inşallah yakında Meclisimizin takdirine sunacağız. Hedefimiz; istikrar adası vasfını son hadiselerle bir kez daha tescilleyen ülkemizi üretim, ticaret, lojistik ve yatırım alanlarında küresel bir merkeze dönüştürmek, Türkiye'nin rekabet gücünü artırmaktır.

"Terörsüz Türkiye'de kritik eşik aşıldı"

Ekonomik şahlanışımızın bir diğer lokomotifi terörsüz Türkiye sürecidir. Ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözdüğümüzde inşallah Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüz daha da hızlanacaktır. Maruz kaldığımız gizli açık tüm sabotajlara rağmen süreçte 18. ayı geride bıraktık ve hamdolsun birçok kritik eşiği suhuletle aşmayı başardık. Komisyon raporunun onaylanmasıyla çok daha hassas yönetilmesi gereken bir kavşağa varılmış oldu. Komisyon raporunun ışığında siyasi partilerimizin de desteğiyle Cumhur İttifakı olarak bu kavşağı da kazasız belasız geçelim arzusundayız. Süreçle ilgili son günlerde belli çevreler tarafından köpürtülmek istenen kuru gürültüye kulak asmadığımızı bugün bir kere daha vurguluyorum. Sürece dair karamsar senaryolar yazanlar, açık söylüyorum, gerçeklerle değil tamamen vehimleriyle hareket etmektedir.

23 Nisan resepsiyonunda da ifade ettiğim gibi olumlu bir atmosfer vardır. Yapılması gerekenler bellidir. Süreç olması gerektiği şekilde ilerlemektedir. Sorunun devamından çıkar sağlayanların ürettiği algıların hiçbirisi bunu değiştirmeyecektir. Çünkü kardeşlerim, biz bu yola ittifak olarak Türkiye'nin önündeki en büyük engellerden birini kaldırmak için çıktık. Biz bu yola bölgemizde oynanan sinsi oyunları bozmak için çıktık. Biz bu yola kardeşliğimize saplanan hançeri söküp atmak için çıktık. Biz bu yola silahların tahakkümüne tamamen son vererek sivil siyasetin demokratik kapasitesini daha da güçlendirmek için çıktık. Biz bu yola kendimiz için değil, Türkiye'nin aydınlık yarınları için çıktık. Bizim yaşadığımız acıları evlatlarımız yaşamasın, bizim ödediğimiz ağır bedelleri gelecek nesiller ödemesin diye biz bu yola revan olduk.

"Süreci zorlaştıran tarih karşısında sorumlu olacaktır"

İnşallah bu kutlu yolda menzile vasıl olana kadar sabırla, samimiyetle ve kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Birbirimize kulaklarımızla birlikte kalplerimizi de açtığımızda inanıyorum ki bu yolculuk daha kolay, daha hızlı olacaktır. Burada şunu da altını çizerek söylemekte fayda mülahaza ediyorum: Bölgemizin içinden geçtiği bu sancılı dönemde hiç şüphesiz sürece katkı veren herkes tarihe adını kaydettirecektir. Aynı şekilde süreci zorlaştıran, süreci yokuşa süren, tahrik eden her türlü girişim de tarih karşısında sorumlu olacaktır. Herkesten bu sorumluluk duygusuyla hareket etmesini, sürecin yükünü artıracak söylem ve eylemlerden özenle kaçınmasını bekliyoruz. Cumhur İttifakı olarak bu ülkenin bagajlarından kurtulması için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kuşatıcı, kucaklayıcı ve yapıcı bir anlayışla hareket etmeyi sürdüreceğiz.

Çok kıymetli milletvekillerim, sizler de vatandaşlarımızla temaslarınızda görüyorsunuz. Halkımız bizden hizmet bekliyor, proje ve eser bekliyor, dertlerine derman olacak reçeteler bekliyor. Hiçbirimizin hangi sebeple olursa olsun milletin umutlarını boşa çıkarma lüksüne sahip olmadığını tekraren dile getirmek isterim. Eğer milletimiz bizi buraya kendisini temsil etmek üzere gönderdiyse, bu kutsal görevimizi bahane aramadan, engellere takılmadan, muhalefetin tuzaklarına düşmeden layıkıyla icra etmek zorundayız.

Özellikle siyaseti engel çıkarmak olarak gören ana muhalefetin Meclis'i tıkamasına, yasama faaliyetlerini engellemesine müsaade edemeyiz. Şunu lütfen unutmayın; biz bu yüce çatı altında seçim çevremizle birlikte hangi partiye gönül vermiş olursa olsun 86 milyonun tamamına hizmet etmek için varız.
Sizlerin çalışması demek Meclis'in çalışması demektir. Gerek komisyon gerekse genel kurul boyutuyla yüce Meclis'in yasama vazifesini tam ve eksiksiz bir şekilde yapmasını sağlamak iktidar partisi olarak bizim asli görevimizdir.

Sizlerden bu vazifeyi partimize ve değerlerimize yakışır biçimde en güzel ve en verimli şekilde yerine getirmenizi bekliyor, Rabbim yar ve yardımcınız olsun diyorum. Bu düşüncelerle Meclis çalışmalarında sizlere başarılar diliyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.