DEMİŞ Mİ, DEMEMİŞ Mİ…

Abone Ol

İlk kez Sabah Gazetesinden Mahmut Övür tarafından gündeme getirilen olay kar topu gibi büyümeye devam ediyor.

Gazeteci “Enver Aysever ile Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel” arasında Silivri Cezaevinde geçtiği ifade edilen diyalog sosyal medyada gündemden düşmüyor.

Aysever’in, İmamoğlu’na “hırsızın elini sıkmam” sözleri ile Özgür Özel’e “CHP’yi Silivri’ye mahkûm ettirmeye devam edersen yakın zamanda seninle yer değiştiririz…” sözlerini söylediği ancak Özgür Özel’in mitingde, bu konuşmaların olmadığını ifade etmesi olayın daha çok sürüncemede kalacağına işaret ediyor.

Tam bu cümleleri yazmıştım ki gözüm, bir yandan başını eğerek örgüsünü ören, diğer yandan da Özgür Özel’in miting konuşmasını dinleyen eşime takıldı ve birde bu olayı ona sorayım, bakalım nasıl yorumlayacak dedim ve sordum.

“Sence bu olay nasıl değerlendirilmeli?”

Eşim, başını eğerek örgü ördüğünden burun ucuna kadar inen gözlüklerini hafifçe düzeltip gözlerini de kısarak bana baktı ve şöyle dedi.

“Bunlar saçmalık. Enver Aysever bunları demiş olsa ne olur, dememiş olsa ne olur? İmamoğlu’nun hırsız olduğunu, Özgür Özel’in de tutuklanacağının kararını Enver Aysever mi veriyor? Sen hem hukukçusun hem de gazetecisin, masumiyet karinesine ne oldu?”

Kitabın orta yerinden ve eşimden hiç beklemediğim bir cevaptı bu.

Kafamı öne eğip telefonda sosyal medyaya daldım yeniden…

Önüme ABD Büyükelçisi Tom Barrak’ın açıklaması düştü.

“SDG, artık Suriye’de IŞID ile mücadelede birinci önceliğimiz değil.

IŞID ile mücadelede müttefikimiz Şam Hükümetidir…”

Özeti şu: IŞID ile mücadeleyi eski ve tövbekar IŞID mensuplarıyla yapacağız, size ihtiyacımız kalmadı. Başınızın çaresine bakın…

Bu açıklama sonunda Şam Kuvvetleri, önceleri ABD desteği olduğundan girmeye cesaret edemedikleri Rojava topraklarına karşı topyekûn saldırıya geçti, Fırat’ın batısından başlayarak doğusunda ki Haseke’ye kadar olan kısımda SDG güçlerini püskürttüler…

Kısacası, 10 yıl boyunca Suriye Kürt siyasi hareketlerini “stratejik ortağımız” diye destekleyen ABD, Şam’a karşı onları satmıştı…

Aslında ABD’nin yapmak istediği strateji şudur:

Türkiye, Suriye ve İsrail toplamında “İran karşıtı bir cephe kurmak…”

Bu cephenin oluşumunda ve sonrasında sorun yaratacak olan Kürtleri, PKK ve SDG üzerinden her iki ülkede sisteme entegre etmek ve bunun için de her iki ülkede sürdürülen “açılım süreçlerini” sonuçlandırmak…

Demin eşimden yediğim golü çıkartmak için, nasıl olsa uluslararası değerlendirme yapamaz diye hemen döndüm ve sordum;

ABD, Suriye’de Kürtleri sattı. Bunu nasıl yorumluyorsun peki?”

Eşim, demin yaptığı gibi örgüsünden başını kaldırıp burun ucunda ki gözlüklerini düzelterek,

“Ayı ile yatağa girersen ayının kuralları geçerlidir. Kürtler ayıyı terbiye edeceklerini sandılar. Sen hep demiyor musun, emperyalizme asla güvenme diye…”

Demin yediğim golü yine çıkaramayınca o hınçla dalga geçerek şöyle dedim:

“Eh artık iyisiniz yine. Emekli maaşlarınıza bin lira zammı aldınız. Bol bol harcarsınız

Bu sözüm üzerine öyle bir baktı ki susmak zorunda kaldım.

Ve emekli maaş zammına yönelik söylediklerini buraya yazarsam döşeğimi sırtıma alıp L Tipinin yolunu tutmam gerek…