DEVLET HER ŞEYİ NOT EDER…

Abone Ol

“Hakikatlerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır…”

Klişeleşmiş olmasına rağmen sevdiğim bir söz…

Ancak ben bu sözü bir de şöyle düzenlemek istedim…

“Devlet hakikatleri kaydeder ve günü geldiğinde sahaya sürer…”

Ülkemizde yaşanan cinayetler, yolsuzluklar, üçkağıtçılıklar ve benzeri her şeyin devlet tarafından not edilmediğini düşünenler varsa fena şekilde yanılırlar…

Hiçbir şey gizli kalmaz, kalamaz…

Sadece zamanlaması beklenir…

Son olay bu anlamda çok tipik bir örnektir…

6 yıldır “kayıp(!)” ilan edilen ancak bir cinayete kurban gittiği açığa çıkan “Gülistan Doku” olayının durup dururken “faş” edilmesi zamanlama açısından çok ilginç geldi bana.

Tunceli Savcısı Hanımefendinin dosyayı yeniden açarak başlattığı soruşturma ile olayın gün yüzüne çıktığını sanmak safdillik olur…

Keza şüpheli durumdaki eski Tunceli Valisinin olayı kapatmaya çalıştığı ve bu nedenle bugüne dek açığa çıkmadığını düşünmek de gerçek anlamda saflıktır.

Olayın faillerinin kimler olduğu, olayın nasıl olduğu, cesedin nereye saklandığı bana göre ilk günden devletin kayıtlarında mevcuttur…

Her ne şekilde olursa olsun, gecikmeli de olsa bu cinayetin açığa çıkarılmasında emeği geçen Adalet Bakanına, Tunceli Savcısına teşekkür edilmeli…

Ancak Gülistan Doku cinayeti gibi kamuoyunun vicdanını yaralayan ve toplumun huzurunu kaçıran benzer olayların da artık gün yüzüne çıkarılması gerektiğini düşünüyorum.

Mesela “Roboski’de” 28 Aralık 2011 gecesi sınır kaçakçılığı yapan köylüler bombalandı ve 34 genç sivil köylü öldürüldü…

Yapılan açıklamada bu grubun PKK’lı sanıldığını ve yanlış istihbaratla bombalandığı ifade edildi.

Ancak öyle de olsa sorumlular ve failler kanun önüne çıkarılmadı.

Hala olay belirsizliğini koruyor…

Mesela “Nadira Kadirova” cinayetinin nasıl, neden ve kimler tarafından yapıldığı hala belli değil.

Olay hala sis perdesi arkasında.

AK Parti milletvekili “Şirin Ünal’ın” evinde yardımcı olarak çalışırken 2019 yılında aynı evde ateşli silahla hayatını kaybetti, olayın Ünal’a ait ruhsatlı bir silahla gerçekleştiği açıklandı.

Ancak savcılığın olayın intihar olduğunu belirterek dosyayı kapatmasına rağmen olay kamuoyunda “şüpheli” bulunduğundan hala tartışmalı ve sis perdesi arkasında…

Mesela Giresun’un Eynesil ilçesinde 11 yaşındaki “Rabia Naz,” 12 Nisan 2018’de evlerinin yakınında ağır yaralı halde bulundu, hastaneye kaldırıldı ancak hayatını kaybetti.

Adli makamlar olayı “yüksekten düşme/intihar” olarak değerlendirdi ve dosyası kapandı.

Ancak olay yeri incelemeleri, kamera kayıtları, tanık ifadeleri Rabia’ya araç çarptığı yönünde çelişkili ifadeler olunca kamuoyunda geniş tartışmalara yol açtı ve bunun üzerine TBMM’de komisyon kuruldu ama komisyonun raporunda da resmî sonuç onaylandı.

Lakin kamuoyu bunu hala kabullenmedi ve olay “şüpheli ölüm” olarak değerlendirildi.

Mesela “Madımak Katliamı…”

Üzerinden 33 yıl geçmesine ve olayın “zaman aşımına” uğramasına, çeşitli sanıkların yargılanmasına rağmen kamuoyu vicdanında bu katliamın kimler tarafından organize edildiği, saldırıların neden engellenmediği ve benzeri soruların cevapları bulunmuş değil.

Ortada hala sis perdesi var…

Daha sıralanacak çok sayıda “faili, nedenleri, nasılları” cevaplanmamış olay var.

Ama ben bunların kayıtlarının mevcut olduğuna ve günü geldiğinde Gülistan Doku olayında olduğu gibi toplumun önüne konulacağına inanıyorum…