Yerel seçimlerden bu yana kulislerde, ev sohbetlerinde, siyasetle az buçuk ilgilenenlerin sohbetlerinde, kahvehane dedikodularında konuşulanlardan birisi “Büyükşehre yakında operasyon yapılabilir” olmuştu.
Bütün bu söylemlerin kaynağı, belediyede rüşvet alış-verişi olduğuna dair tevatürlerdi.
Ve oldu…
Ama Büyükşehir Belediyesine değil, bizzat “Başkan Muhittin Böcek’e operasyon yapıldı.”
Henüz ortada Büyükşehre yönelik “belediyecilik hizmetlerinde akçeli işlerin” olup olmadığına dair bir işlem söz konusu değil.
Ama Cumhuriyet Savcısının iddiası ve Mahkemenin kararı; Başkan Böcek tarafından Belediye hizmetlerinin “kötüye kullanılması” ve başkanlık yetkisini rüşvet ilişkisi kuarak şahsi çıkarları için kullanmasına yönelik.
Tutuklama olsa da henüz bu iddia, yargı kararı ile kesinleşmediği için peşin olarak Başkan Böcek’i suçlu gibi göstermek “masumiyet karinesine” aykırıdır.
Ama bir şeyin altını çizmekte fayda var.
CHP Genel Merkezi ve Genel Başkanı her ne kadar yapılanları “CHP’ye yönelik siyasi bir operasyon” olarak nitelese de Başkan Böcek’e yönelik yapılan operasyon “siyasi değildir…”
İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yapılan operasyonda tutuklu bulunan “Yusuf Yadoğlu” isimli şahsın itiraflarına dayanmaktadır…
Bu itirafları “rüşvet alma-verme” olarak kabul eden Savcılık soruşturma açmış ve tutuklama ile sonuçlanmıştır.
Olay tamamen siyaset dışı, akçeli ilişkilerdeki haksız kazanç iddialarına dayanmaktadır.
“Bu arada, yaşanan bir olay, sonuçları bakımından önemsenmeli.
Başkan Böcek’in eski gelinin şüpheli sıfatıyla gözaltına alınıp bilahare mahkeme safahatında Başkan için tanık durumuna gelmesine dikkat çekmek gerekir.
Şüpheli durumdan tanık durumuna geçişte etkin pişmanlık itirafları varsa bu ifadeler bence çok önemlidir”
Ancak CHP’nin siyasi operasyon iddiası o kadarda boş bir iddia değildir.
Nitekim şu ana dek belediyelere yapılan operasyonlar sadece CHP’li belediyelere yapılmış, bir tek AK Partili ya da MHP’li belediyeye yolsuzluk operasyonu yapılmamıştır.
Bu durumun yarattığı adaletsizlik algısı kamu vicdanında sıkıntılı bir durum yaratmıştır.
Kamu oyunda konuşulan “Melih Gökçek ile ilgili 97 adet yolsuzluk dosyası İçişleri Bakanlığı onay vermediği için savcılık tarafından soruşturma açılmıyor” söylemi buna verilecek bir örnek…
“Zehra Taşkesenlioğlu, Rusar Pekcan” hakkındaki iddiaların yine savcılığın önüne gelmemesi konuşulanlar arasında..
Ve 17-25 Aralık operasyonları her ne kadar FETÖ tarafından yapılsa da ortaya saçılan ayakkabı kutularındaki dolarların, para sayma makinelerinin, milyon dolarlık kol saatlerinin, çelik para kasalarının hesabının bugüne dek sorulmamış ve yargı önüne getirilmemiş olması da kamu vicdanını yaralayan başka örneklerdir.
Daha çok sayıda AK Partili belediyelere ve bakanlıklara yönelik yolsuzluk iddialarının bir türlü yargının önüne gelmemesi, CHP’li belediyelere yönelik yapılan operasyonları kamuoyunda kuşkulu hale getirmektedir…
Hiç şüphesizki CHP’li belediyelere yapılan operasyonların içi boş değildir…
Hiç kuşku yoktur ki bu operasyonlar rüşvet, irtikap, nüfuz ticareti olduğu için yapılmaktadır…
Ancak devletin dininin adalet olduğu, adaletin kılıcının her iki tarafının da keser nitelikte kullanılması gerektiği unutulmamalıdır.
“Siyasi ve iktisadi istikrar, ancak ve ancak adaletin eşit ve kesin uygunlanması ile sağlanır.”