Güncel

"Dijital platformların etkisiyle intihar oranları arttı"

TBMM Dijital Mecralar Komisyonu'nda sunum yapan Prof. Dr. Orhan Koçak, "Son zamanlarda intiharlar konusunda büyük risk var çünkü dijital platformlar zihinleri ciddi manada etkiliyor. Dolayısıyla, bunu araştırdık. Her yıl dünyada 800 bin civarında intihar var ve son yıllarda özellikle dijital platformların etkisi sayesinde intihar oranları daha da arttı" dedi

Abone Ol

TBMM Dijital Mecralar Komisyonu, AK Parti Giresun Milletvekili Nazım Elmas başkanlığında toplandı. Elmas'ın komisyon toplantısını açmasının ardından CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, usul üzerine söz aldı ve komisyonun çalışmasına ilişkin usul ve esaslarına dair konuştu. Özkan, "Komisyonumuzun çalışma usul ve esasları konusunda ciddi endişelerimiz var. Başkanın yönetim esas ve usulleri; Komisyon üyeleriyle gündemi paylaşmak, gelecek konuklar hakkında bilgi vermek, bizim katkımızı istemek şeklinde gelişirdi. Siz 3 tane somut ve büyük hata yaptınız. Bunlardan birincisi; Sağlık Komisyonuna giden yasa teklifini burada 'görüşmüşüz' gibi göstererek oraya bildirdiniz. TBMM'ye sevk edilen tarihle sizin komisyondan gönderdiğiniz yazı tarihi arasında herhangi bir toplantımız yoktur. Yapmadığımız bir toplantıyı yapılmış gibi gösterdiniz; bu yanlıştır. Bugüne kadar ki uygulamalarımızda biz böyle bir şey yaşamadık. İkincisi; komisyona davet edeceğiniz kişilerle ilgili olarak CHP sözcüsü olarak benimle ya da başka bir arkadaşımla bilgilendirme veya bizim fikrimizi almadınız. Üçüncüsü ise; siz komisyonu böyle yönetemezsiniz. TBMM komisyonların nasıl yönetileceğine dair İç Tüzük var. O İç Tüzük'te, komisyon üyelerinin haberi olmadan, bilgisi olmadan ve komisyonda yanlış yaparak bir yönetim anlayışını bizim kabul etmemiz mümkün değildir" ifadelerini kullandı.

'BU YANLIŞ ANLAMADAN DOLAYI ANLAYIŞINIZA SIĞINIYORUM'

Ardından Elmas, toplantının acil bir kararla toplandığını belirterek, "Kısa sürede toplumumuzun çok derin bir yarası olan bir yaraya çare bulmak, katkı yapmak üzere de toplantımızı değerlendirmemiz gerekiyor. Bu konularda elbette ki iş birliğimiz olacak, geniş zamanlı çalışmalarımızda yine görüşmelerimiz, sözlü görüşmelerimiz de olacak. Biz ne kadar fazla insanla iş birliği yapar, ne kadar fazla uzmanla iş birliği yaparsak o kadar iyi sonuç alacağımızı da düşünüyoruz. Ben tekrar, bu yanlış anlamadan dolayı da arkadaşlarımızın anlayışına sığınıyorum" diye konuştu.

CHP'Lİ MİLLETVEKİLLERİ KOMİSYONU TERK ETTİ

CHP'li Özkan, Elmas'ın yaptığı açıklamayı yetersiz bulduğunu ifade etti ve beraberindeki CHP'li milletvekilleri ile komisyon toplantısını terk etti. DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk ise toplantıda MHP, YENİ Yol ve İYİ Partili kimsenin bulunmadığını ve toplantının yalnızca AK Parti ve DEM Parti üyeleri tarafından sürdürülmesinin sağlıklı olmayacağını belirerek toplantıdan ayrıldı.

'OKULLARDA SİBER ZORBALIK VAKALARININ ANONİM OLARAK BİLDİRİLEBİLECEĞİ PLATFORMLAR OLUŞTURULMALI'

Ardından açılış konuşmasını gerçekleştiren Elmas, "Dijital dünyada istismar, sömürü, siber zorbalık veya diğer uygunsuz materyallerle karşılaşıldığında bunun muhakkak ebeveynle paylaşılması gerektiği çocuğa öğretilmeli ve çocukta, 'Başıma bir şey gelirse ailem beni anlar ve bana yardım eder' düşüncesinin hakim olduğu bir ortam oluşturulmalıdır. Ancak çocuklarımıza rehberlik edebilmemiz için ebeveyn olarak bizlerin de bazı konularda bilgi sahibi olmamız gerektiği yadsınamaz bir gerçektir. Dolayısıyla çocuklarımızı bir şeyden korumadan önce onları neye karşı korumamız gerektiğini bizim de bilmemiz gerekir. Dijital dünyadaki şiddetin sadece kan ve silah olmadığını, oyun odalarındaki veya sosyal medyadaki hareketlerin, dışlamaların ve tehditlerin birer psikolojik şiddet olduğunu, yaş sınırına uygun olmayan videoların, ani korku unsurlarının veya 'meydan okuma' adı altında yapılan kendine zarar verme videolarının görsel ve işitsel şiddet olduğunu, nefret söylemi, ayırımcılık ve radikalleşme eğilimi barındıran içeriklerin birer ideolojik şiddet olduğunu bilmeli ve bunları çocuklarımıza öğretmeliyiz. Ayrıca, çocukların dijital dünyanın risk ve tehditlerine karşı korunmasında okulların da önemli bir görev icra edebileceği unutulmamalıdır. Zira okullar aileyle birlikte dijital şiddetin ilk tespit edildiği ve önlendiği yerler olmalıdır. Bu bağlamda, dijital okuryazarlık, dijital etik bilgileri ilgili derslerde ve yeri geldiğinde işlenmeli, çocuklara sadece bilgisayar kullanmak değil, dijital dünyada karşılaştıkları bir şiddet unsuruna karşı nasıl tepki verecekleri öğretilmeli, okullarda siber zorbalık vakalarının anonim olarak bildirilebileceği güvenli platformlar oluşturulmalı, rehberlik servisleri de bu konularda uzmanlaştırılmalıdır" değerlendirmesinde bulundu.

'HER VATANDAŞIMIZI E-VATANDAŞ YAPMAKLA MÜKELLEFİZ'

Ardından Prof. Dr. Hatice Ferhan Odabaşı, milletvekillerine sunum yaptı. Odabaşı, "Çocuklarımızla ilgili olarak aldığımız her karar çocuklar için çok önemli ve değerli. Bu memleketin çocuklarının da diğer ülke çocukları kadar rahat içerisinde yaşamaya hakları var, bilgiye ulaşma, ailelerinin olmasına ve bu memleketin bir vatandaşı olmaya hakları olduğu gibi. Çağımız, dijital çağ ve dijital çağda Türkiye'nin çok büyük bir iddiası var: E-devletiz biz, e-devlet olduğumuz için de her vatandaşımızı e-vatandaş yapmakla mükellefiz. Bir defa, bunun için yapmamız gereken bir çalışma var. Bu çalışmayı, ben sizlerden rica ediyorum, gücümüz yettiğince bunu yapmaya çalışalım, aynı bizim kimlik numaramız gibi, kimlik numaramızın önüne sadece bir harf konulacak, bu, bizim dijital yetkinliğimizi gösterecek programlar lazım" dedi.

'DİJİTAL OKURYAZARLIĞI ARTIRMAK PROBLEMLERİ MİNİMİZE ETMENİN EN ETKİLİ YOLU'

Daha sonra Prof. Dr. Adile Aşkım Kurt, sunum yaptı. Her ebeveynin dijital ebeveyn olmak zorunda olduğunu kaydeden Kurt, "Çocuklarımızı dijital mecraların sunmuş olduğu fırsatlardan yararlanmalarına olanak sağlarken olası tehdit veya risklerden de korumamız gerekiyor. Bunun için de ilk temel nokta ebeveynlerin eğitimidir. Ebeveynleri eğitirsek ki okullarımızdaki öğretmenlerimiz de birer ebeveyn, çocuklarımıza daha sağlıklı yol gösteren bireyler olacaklardır. Bunun yanı sıra, sadece eğitim değil, aile ile çocuk arasındaki iletişimin kopması, bu iletişimin açık ve sağlıklı bir biçimde olması esasında çocuğun dijital mecralarda daha güvenli hareket etmesini sağlayabilir. Çocuk orada herhangi bir tehlike durumuyla karşılaştığında, istenmeyen bir içerikle karşılaştığında, ilk başvuracağı kişinin aile büyüklerinden birisi olduğunun farkında olmalı, aile bu açık ve net iletişimi onunla çocukla kurduktan sonra bu sağlıklı yapıyı oluşturabiliriz. Yasaklamak her zaman için çözüm getirilmiyor dolayısıyla toplumun her kesiminde farkındalık oluşturmak ve toplumda dijital okuryazarlığı artırmanın bu tür problemleri minimize etmenin en etkili yollarından birisi olacağını düşünmekteyim" ifadelerini kullandı.

'OYUNLARIN DERECELENDİRME SİSTEMİYLE İLGİLİ KAMU SPOTU İSTİYORUM'

Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Dekanı Prof. Dr. Yavuz Samur ise oyunlarda derecelendirme sisteminin sağlanması halinde önemli bir adımın atıldığını vurgulayarak, "Bu derecelendirme sisteminin ülkemize, kültürümüze, milli, manevi değerlerimize uygun bir derecelendirilme sisteminin oluşturulması ve bunun en kısa zamanda velilere bilgilendirilmesinin yapılmasını çok arzu ediyorum. Ama ondan daha çok arzu ettiğim bir şey var. Şimdi, velilerle konuşuyorum. 'Çocuğun ne oynuyor?' 'Çocuğum PUBG oynuyor' diyor. 'PUBG kaç yaş için, kaç yaşa uygun?' diyorum. Veli bilmiyor. 'Ne oynuyor çocuğun?' diyorum. 'GTA oynuyor' diyor. 'GTA kaç yaş üstü biliyor musun?' diyorum. 'Bilmiyorum' diyor. Çocuk kaç yaşında, çocuk 6 yaşında, oynadığı oyun GTA 18 yaş üstü bir oyun, içinde ne var? Şiddet var, cinsellik var, ayrımcılık var, uyuşturucu var, kumar var, içinde her türlü şey var ve 6 yaşındaki çocuk GTA oynuyor ve çocuk bana diyor ki, 'Hocam, biz babamla oynuyoruz hafta sonu.' Dolayısıyla, özellikle rica ediyorum, tekrar altını çizerek istirham ediyorum, size yalvarıyorum, bir tane kamu spotu istiyorum. Bu toplantıdan bir şey çıkacak eğer oyunların derecelendirme sistemiyle ilgili velileri bilinçlendirmek için bir kamu spotu istiyorum ve bunu 10 yıldır istiyorum" ifadelerini kullandı.

'AİLEYLE İLİŞKİLERİ GÜÇLÜ OLANLARIN TELEFON KULLANIMI CİDDİ MANADA DÜŞTÜ'

Prof. Dr. Orhan Koçak ise yaptığı sunumda, 5 bin genç ile yaptıkları çalışmayı paylaşarak, "Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın desteği ve onların da iznini alarak bir veri topladık. Bizim burada amacımız şuydu: Biz onlara; kültürel, sosyal, fiziksel gönüllülük, dini vesaire aktiviteleri sorduk ve biz bunlara sosyal gelişim aktiviteleri dedik. Dolayısıyla bu aktivitelerin çocukları nasıl değiştirdiğini ölçmeye, anlamaya çalıştık. Burada da ileri seviye yapısal eşitlik modellemeleri kurduk. Buradan alınacak mesajların önemli olduğunu düşünüyorum. Burada problemli internet kullanımı veya problemli dijital kullanımı öne çıkardık. Özellikle akıllı telefonları ve akıllı cihaz kullanımını, aile desteğini, arkadaş desteğini ve bunların gençlerin iyi oluşlarını nasıl etkileyip etkilemediğini sorduk. Modelimiz bu ve bu modelde özellikle aile çok öne çıktı. Aileyle ilişkileri güçlü olan gençlerin ciddi manada iyi oluşlarının yüksek olduğunu ve dolayısıyla buna paralel olarak da akıllı telefon kullanımının ciddi manada düştüğünü gördük. Aynı zamanda fiziksel, eğitsel ve dini aktivitelerin de bu süreci aynı şekilde güçlendirdiğini tespit ettik. Özellikle bireysel aktiviteler bakın, eğlence aktiviteleri değil, onları da sorduk yani sosyal aktiviteler birazcık daha akıllı telefon kullanımını, internet kullanımını artırıyor çünkü sosyal ortamlarda gençler birbirlerinden etkilenerek daha çok kullanmaya başlıyor" diye konuştu.

'SOSYAL AĞLAR BİZİ YALNIZLAŞTIRIYOR'

Çalışma da intihar düşüncesini etkileyen dijital platformlara yer verdiklerini aktaran Koçak, "Son zamanlarda intiharlar konusunda büyük risk var çünkü dijital platformlar zihinleri ciddi manada etkiliyor. Dolayısıyla, bunu araştırdık. Her yıl dünyada 800 bin civarında intihar var ve son yıllarda özellikle dijital platformların etkisi sayesinde intihar oranları daha da arttı. Bin 100 veya bin 200 küsur katılımcıya ulaştık ve intihar düşüncesini özellikle sosyal ağlar ve çevrim içi oyun bağımlılığı nasıl etkiler, bunu anlamaya çalıştık. Bakın, bu ağlara 'sosyal' ağ diyoruz ama bizleri sosyalleştirmiyor, yalancı bir emzik gibi adeta ve bizi maalesef yalnızlaştırıyor. Modelimiz bunu söylüyor, biz söylemiyoruz. Bu modelleme bize diyor ki: Sosyal ağlar ve çevrim içi oyun bağımlılığı bizleri yalnızlaştırıyor ve yalnızlaşan bireyler de maalesef intihar düşüncesine kapılmayla karşı karşıya kalıyorlar" dedi.