Gündem

Dışişleri Bakanı Fidan: "ABD ve İran ateşkes konusunda samimi"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran ile ABD arasında Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yapılan müzakereleri değerlendirerek, "Benim gördüğüm şu anda her iki taraf da ateşkes konusunda samimi, ihtiyacın farkında" dedi. Fidan, gün boyu müzakerede bulunan taraflarla iletişim halinde olduklarını belirterek, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in açıklamalarının masaya bir teklif getirdiklerine ve nükleer konuda genel itibarıyla bir tıkanma olduğuna işaret ettiğini aktardı.

Abone Ol

Fidan, "İsrail’in buradaki oyun bozanlığını hep hesapta tutmak gerekiyor. Biz bunu Amerikalılara da diğer taraflara da sürekli söylüyoruz. Ama an itibarıyla Amerikalılar da İranlılar da kendi evlerine gittiler. İranlılar özellikle Amerikalıların yaptığı teklifi değerlendirecekler. Bir cevap verecekler diye düşünüyorum. Müzakere edilen konu başlıklarına baktığınız zaman bunların 15 gün içerisinde nihai bir imzalanacak belgeye bağlanması teknik olarak da mümkün olmayabilirdi. Tarafların iyi gittiği takdirde 45 veya 60 gün müzakerelerin devam edebilmesi için ilave bir ateşkesin gündeme gelebilir" dedi. Bir programda konuşan Fidan, "Nükleer konuda olay ’ya hep ya hiç’e dönerse, özellikle zenginleştirmeyle ilgili konuda, orada bir ciddi engelle karşılaşabiliriz diye düşünüyorum. Bunu da bazı arabulucuların ve diğer ülkelerin desteğiyle aşmaya çalışacağız" dedi.

Fidan, Hürmüz Boğazı’yla ilgili olarak da "Şimdi Hürmüz Boğazı aslında savaşın bölgesel bir savaş olmadığını, küresel etkileri olan bir savaş olduğunu da gösteren en önemli örnek. Çok büyük bir lojistik zincirinin, üretim ve sanayi altyapısının aslında inkıtaya uğramasıyla karşı karşıyayız burada. Dünya piyasalarının bunu bu kadar yakından hissettiği bir yerde, global bir ilginin, global bir çözüm arayışının olması normal. Şimdi Hürmüz Boğazı bundan sonra nasıl işletilecek diye bir soru var. Bütün bölge ülkeleri ve dünyanın istediği Hürmüz Boğazı, uluslararası geçişleri tamamıyla serbest olan yani hiçbir ülkenin burada herhangi bir para ödeme durumunda kalmadan geçmesi ve geçişinde engellenmemesi gerekiyor. Genel kabul bu, yani savaştan önce olduğu gibi. Benim gördüğüm yani serbest geçişle ilgili bir sıkıntı olmaz. Yani orada da gerekli şartlar sağlandıktan sonra burada bir sıkıntı olmaz" dedi. Fidan, bu durumun çözülmesi için Türkiye’nin her türlü katkıyı sağladığını belirterek, "Bunun aşılması için herkesin elinden geleni yapması lazım. Biz Türkiye olarak enerji güvenliğimiz, enerji arzı açısından Hürmüz Boğazı’na çok fazla bağlı değiliz. Fakat biz fiyatlar üzerine olan etkisinden dolayı, dolaylı etkisini hissediyoruz. Çünkü bizim aldığımız enerjinin bize gelmesinde problem yok ama fiyatında bu sefer problem oluyor. Bu da ekonomiye uzun vadede yük bindirir. Bu konuda bizim durduğumuz yer barış yoluyla buranın açılması, tarafların bu konuda müzakerelerini tamamlaması. Çünkü her taraf bunun farkında. Bunun devam ettirilemeyeceğini görüyorlar. Uluslararası bir silahlı barış gücüyle buraya müdahil olmanın şu anda çok fazla zorlukları var. Özellikle savaş devam ederken, bu nereye kadar daraltılacak, nereye kadar genişletilecek? Onun için birçok ülkenin buna gönüllü olmadığını görüyoruz. Ama bu tartışılan bir konu, bu devam ettirilemez" dedi.

İsrail’in Lübnan’a saldırıları

Fidan, İsrail’in Lübnan’a saldırılarıyla ilgili "Lübnan’daki olaylara baktığınız zaman, aslında İsrail işgaline baktığınız zaman, bu İsrail’in bölgesel yayılmacılığının bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Burada çok tanıdık bir senaryo var. İsrail, Lübnan’da belli bir nüfusun yaşadığı yeri sürekli bomba altına alıyor. 1 milyondan fazla insan şu anda yerlerinden edilmiş durumda. İsrail güvenlik peşinde değil, daha fazla toprak peşinde. Bu yayılmacılığını da güvenlik ihtiyacı adı altında gizliyor. İsrail kendi yapmadığı bir şeyi Lübnan hükümetinden bekliyor. ’Hizbullah’ı silahsızlaştır.’ Hizbullah, silahlı güç olarak Lübnan ordusundan neredeyse çok daha büyük bir güce sahip. Büyük de bir tabanı var. Lübnan hükümetinden bu beklenmez. Burada Şiilerin, Sünnilerin, Hristiyanların, hepsinin içinde bulunduğu topyekun bir ulusal çözümün aranması gerekiyor. Lübnanlıların Lübnan’a ait bir çözüm üretmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Fidan, Suriye ile ilgiliolarak da, "Biz belli gruplara da insani yardım yaptık Türkiye olarak. Şimdi Suriye, bu süreç içerisinde çok şükür bir emin bölge olarak kaldı. Sağında solunda sürekli savaş var, bombalamalar var. Lübnan’da var, hemen komşu olduğu Irak bombalanıyor, hemen öbür tarafında İran bombalanıyor, her yere bomba düşüyor ama bu süreç içerisinde Suriye’ye hiçbir şey olmadı. Suriye sınırlarında bir takım güvenlik tedbirleri aldılar. Oradaki insanlara da ellerinden geldiğince sahip çıkıyorlar ama. Tabii Körfezde de devam eden bu savaşın muhtemel etkileri nasıl olur, ona yönelik istişarenin ihtiyacı vardı. Onu gerçekleştirdik. Sistemin kendisini çok güçlü bir zeminin üzerine oturtması lazım. Biz hep bunu tavsiye ediyoruz en başta. Bu önemli; halk desteği önemli. Daha sonra somut güvenlik sorunlarına gelince özellikle bu SDG’yle devam eden entegrasyon sürecindeki ortaya konan yol haritasının devam etmesi önemli" diye konuştu.

Fidan, Suriye’nin şu anda iyi bir diplomatik çalışmada olduğunu kaydederek şunları söyledi: "Suriye diplomatik olarak gerek Amerikalılarla gerek İsraillerle gerekli görüşmeleri yapmada, pozisyonlarını savunmada çok şükür hiçbir sıkıntıları yok. Ama dediğim gibi Netanyahu ve ekibinin bu noktadaki perspektifi ortada. Buna yönelik tedbirlerimizi biz alıyoruz, hamlelerimizi yapıyoruz. Bizim için hayati bir çıkar alanı, güvenlik alanı, burada her türlü senaryoya bizim hazırlıklı olmamız gerekiyor" dedi.

Fidan, 4 yıl önce Iraklıların, Kalkınma Yolu Projesi yapmak istediklerini ve bu projeyi Türkiye’ye teklif ettiklerini belirterek, "Proje, Körfez’den Faw Limanı’nın olduğu yerden Türkiye’ye direkt demir yolu hattı, doğal gaz ve petrol boru hattı ve fiber hatlarının olacağı bir altyapıyı içermekte. Irak ilk defa bölgede pozitif bir gündemle, projeyle gündeme geldi. Bu gerçekten aslında bölgeye de örnek gösterecek bir proje. Cumhurbaşkanımız konuya olumlu yaklaştı. Biz de bunun için çok çalıştık. Bölge ülkeleriyle bir araya geldik. Bölge ülkeleri daha sonra bu konuyu ilerletmede biraz frene bastılar. Geçen gün hatırlattım onlara, bu dört yılı kaybettik. Bundan sonra bölgede yeni projelerin hayata geçeceğini düşünüyorum" dedi.