Antalya Haberleri

Eğitimde alarm zilleri

Eğitim- Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, 2025-2026 eğitim-öğretim yılının ilk yarısına dair hazırladıkları raporu açıklayarak sert uyarılarda bulundu. Öztürk, eğitimin kamusal bir hak olmaktan çıkarılıp ideolojik bir araç haline getirildiğini vurguladı.

Abone Ol

2025-2026 eğitim-öğretim yılının ilk yarısının sona ermesiyle birlikte Eğitim- Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, eğitim sisteminin içinde bulunduğu ‘Yapısal krizi’ gözler önüne seren kapsamlı bir rapor paylaştı. Raporun en can alıcı noktasını eğitimdeki ideolojik ve piyasacı dönüşüm oluşturdu. Şube Başkanı Kadir Öztürk, "Türkiye’deki eğitim politikaları; son yıllarda yaşanan piyasa merkezli ve laiklik karşıtı dönüşümle birlikte, eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarmıştır. Sistem artık piyasanın ihtiyaçlarına ve siyasi iktidarın ideolojik yönelimlerine göre şekillenen, tek din-tek mezhep referanslı bir yapıya dönüştürülmüştür," dedi.

Öğretmen maaşları eridi: 1 yılda 3 çeyrek altın kayıp
Eğitim emekçilerinin ekonomik sefaletine dikkat çeken Öztürk, çarpıcı bir kıyaslama yaparak, “2025 yılı Ocak ayında göreve yeni başlayan bir öğretmen maaşıyla 10 çeyrek altın alabiliyorken, Ocak 2026 itibariyle ancak 7 çeyrek altın alabilmektedir. Sadece bir yıl içinde öğretmen maaşının alım gücü altın bazında en az 3 çeyrek altın azalmıştır. Yoksulluk sınırının altındaki maaşlar ve artan kiralar karşısında öğretmenler barınma ve beslenme gibi en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale gelmiştir” dedi.

İstatistikler acı tabloyu doğruluyor
MEB ve OECD verilerine göre eğitimdeki uçurum derinleştiğine dikkat çeken Öztürk, “Türkiye, ilköğretim ve ortaöğretimde öğrenci başına yıllık yaklaşık 3.914 dolar harcarken, OECD ortalaması 10 bin doların üzerindedir.Devlet okulu sayısı azalırken özel okulların sayısı 14 bin 700’e yükseldi. Sıbyan mektebi" olarak adlandırılan dini eğitim kurumlarındaki öğrenci sayısı bir yılda yüzde 33 artarak 163 bin 26’ya ulaştı. Din öğretimine ayrılan bütçenin 2026 yılında 90 milyar TL’yi aşması bekleniyor” diye konuştu.

Çocuk İşçiliği ve MESEM trajedisi
Başkan Öztürk, çocukların yaşam hakkının tehdit altında olduğunu belirterek MESEM uygulamasına sert çıktı: Öztürk, "Türkiye’de yaklaşık 2,3 milyon çocuk işçi varken, bu yıl 91 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. MESEM, çocuk emeği sömürüsünün 'beceri eğitimi' adı altında meşrulaştırılmasıdır. Çocukların 'çırak' adı altında ağır işlerde çalıştırılması sonucu yaşanan ölümler, eğitim sisteminin çocukların yaşam hakkını bile koruyamadığını kanıtlıyor. MESEM uygulaması daha fazla can almadan derhal durdurulmalıdır” dedi.

Okullardaki hijyen kuralı
Eğitimdeki personel açığına da değinen Öztürk, "60 binden fazla devlet okulunda sadece 49 bin kadrolu temizlik personeli var. Birçok okulda tek bir görevli bile yok; sınıfları öğretmenler ve öğrenciler temizliyor. Çocuklarımızın sağlığı tehdit altındadır. Kadrolu temizlik personeli istihdamı ve her öğrenciye bir öğün ücretsiz yemek, bir lütuf değil, kamusal bir zorunluluktur," ifadelerini kullandı. Öğretmenlerin asli görevlerinden koparıldığını savunan Öztürk, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" ve ÇEDES projeleriyle okulların bilimden uzaklaştırıldığını; öğretmenlerin ise bitmek bilmeyen evrak işleri ve anketlerle "veri giriş elemanı" haline getirilerek dijital hamallığa mahkûm edildiğini belirtti. Kadir Öztürk, laik, bilimsel, parasız ve anadilinde eğitim mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini vurgulayarak; tarikat ve cemaatlerin eğitimden elini çekmesi gerektiğini ifade etti.