Eğlenceye var işçiye yok
Bugün isterseniz Akaydın’ın işçiye karşı sorumluluklarını neden yerine getiremediğini masaya yatıralım.
Sıkıntının başlıca sebebi kadro şişkinliğidir. Bugün taşeron firmalarda çalışanların sayısı 3 bin 500 kişiyle ifade ediliyor. Hâlbuki olması gereken sayı 2 bin kişi. Yani bin 500 kişi fazladan işe alınmış. Bu da haliyle ödeme yükünü ikiye katlıyor. Dolayısıyla maaşlar ödenmiyor, ödenemiyor.
Maaşlarını alamayan işçiler ise çadır kuruyor, eylem yapıyor.
Maalesef hak aramak da suç oldu. Hakkını arayan işçiler bilindiği üzere kapının önüne konuyor. Son kurbanlar ‘Direniş çadırı’ kuran emekçiler oldu.
Sıkıntı bir tek taşeron işçilerle sınırlı değil. Kadrolu işçilerin de alacakları birikmeye başladı. Bugün kadrolu işçilerin (Sendika aidatları dahil) 8 milyon TL alacağı var.
İşin acı tarafı ise belediye borç batağında olmasına rağmen eğlenceye 50 milyon TL ayrılmasıdır.
Büyükşehir yönetimi, festivalden festivale koşmaktan işçiye zaman ayıramıyor, işçi temsilcileriyle görüşüp sorunlarını ele alamıyor.
Bu kadar büyük paraları eğlenceye ayıran yöneticilerin sürekli enkaz edebiyatı yapması da işin düşündürücü bir başka yönü.
Üzülerek belirtmeliyim ki işe göre adam değil, adama göre iş sahaları yaratılmış. Bundan dolayı da yukarıda dile getirdiğim gibi 2 bin kişinin yapacağı işlerde 3 bin 500 kişi çalıştırılıyor.
Nasıl oluyor da bu kadar çıkmazda olan, önünü göremeyen, belediyeyi borç batağına sürükleyen, işçinin hakkını yiyen biri, hiçbir şey olmamış gibi yeniden ortaya çıkıp aday olabiliyor. İnsanda biraz utanma olur.
Merak ediyorum daha önce ‘Antalya Ankara’dan zengin’ diyen Akaydın, seçmenin karşısına bu kez nasıl bir söylemle çıkacak. Eminim siz de merak ediyorsunuzdur. Ancak ‘Antalya İstanbul’dan zengin’ derse de hiç şaşırmam.