Güncel

‘Emek bizim söz bizim’

Antalya Tabip Odası, bugün Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi A Blok önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “’Emek bizim söz bizim’ diyerek başlattığımız mücadele programında hiçbir talebimizden vazgeçmiyoruz” denildi

Abone Ol
Türk Tabipleri Birliği ve tabip odaları, ‘Vazgeçmiyoruz; oyalama değil, hakkımız olanı istiyoruz’ çağrısıyla bir dizi etkinlik gerçekleştirdi. Taleplerinde ısrarcı olduklarını bir kez daha ifade etmek için Antalya Tabip Odası, bugün Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi A Blok önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasını Antalya Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Aydan İzgi okudu. Açıklamada hekimler ve tüm sağlık çalışanları adına talepleri sıralayan Oda Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Aydan İzgi, “Ekonomik ve özlük haklarımızla ilgili yeni yasa tasarısının en kısa zamanda meclise sunulmasını istiyoruz” dedi. Basın açıklamasında SES Antalya Şubesi Eşbaşkanı Şükran İçöz ve CHP Antalya İl Başkanı Nuri Cengiz de konuşma yaptı.

‘Emeğimiz yok sayılıyor’
Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Aydan İzgi, şöyle dedi: “Hekimlerin ve diş hekimlerinin ekonomik haklarında kısmi düzeltme getiren yasa tasarısı tüm partilerin oybirliği ile kabul edilmesine rağmen, iktidar tarafından geri çekilmiştir. Cumhurbaşkanı ve Sağlık Bakanı tarafından ekranlarda hekimlere zam müjdesi verilmiş ancak hemen ardından tasarının geri çekilmesine dair iki çift söz dahi kurulmamıştır. Enflasyonun gerçek anlamda yüzde 50’nin üzerine çıktığı, açlık sınırının 4 bin 13, yoksulluk sınırının 13 bin 73 TL olduğu şartlarda hekimler olarak geçinemiyoruz, emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Bu zorlu çalışma koşullarında adeta emeğimiz yok sayılıyor. 15 Aralık günü yaptığımız bir günlük grev, bir uyarıydı. Almakta olduğumuz maaşlarımız emeğimizin karşılığı değildir, iktidarın keyfine göre belirlenemez. Bu denli yoğun emek çalıştığımız koşullarda emeğimizin değersizleştirilmesini kabul etmiyoruz.”

‘Adım adım yaratılan çöküş’
“Bugün geldiğimiz nokta, uzun yıllardır sağlıkta adım adım yaratılan çöküşün bir sonucudur. Konu salt bir zam meselesi değildir. Mesele sağlığa 5 dakikada üretilebilecek bir meta olarak bakılan sistemdedir. Mesele, hekimlik değerlerinin yok sayılması, bilimin değil ekonomik çıkarların ön plana koyulması, mesleğimizi önemini görmezden gelen anlayıştır. Ekonomik krizin ve bu değersizleştirmenin sonucu olarak yoksullaşma, sağlık emekçilerini artık çalışamaz hale getirmiştir. Konu, çalışma koşullarımızın her geçen gün kötüleşmesi, şiddetin her geçen gün artmasıdır. En fazla hastalanan ve ölen meslek grubu olmamıza rağmen Covid-19’un meslek hastalığı sayılmamasıdır. Sorun koruyucu değil tedavi edici, kamucu değil özelleştirmeci sağlık anlayışını dayatan kapitalizme teslim olmuş sağlık sistemindedir. Sorun bizlerin hak arama eylemlerinde değil, sorun bizlerin emeğini çalan, emeğimizin karşılığını vermemekte direnen bu sistemdedir. Toplumun her kesiminden yükselen geçinemiyoruz seslerini artık iktidar duymak zorundadır.”

‘Taleplerimizden vazgeçmiyoruz’
“’Emek bizim söz bizim’ diyerek başlattığımız mücadele programında hiçbir talebimizden vazgeçmiyoruz. Toplumun sağlığı sağlık çalışanlarının sağlığından geçer. Meclisin açılması ile özlük haklarımıza yönelik düzenlemelerin acilen gündeme alınmasını talep ediyoruz. Sunulan tasarıdan daha geri bir düzenlemeyi asla kabul etmeyeceğimizi, üretimden gelen ve emeğimizden aldığımız gücümüzü kullanmaktan kaçınmayacağımızı bir kez daha hatırlatıyoruz.” Talepler şöyle sıralandı: “Ekonomik ve özlük haklarımızla ilgili yeni yasa tasarısının en kısa zamanda meclise sunulmasını istiyoruz. Ücretlerimize gerçek enflasyon ve yapılan zamların üzerinde zam istiyoruz. Döner sermaye veya performans değil; emekliliğimize yansıyan, insanca yaşayacağımız tek ücret istiyoruz. 7200 ek gösterge ve yılda 120 gün yıpranma payı istiyoruz. Covid-19’un meslek hastalığı sayılmasını istiyoruz. Sağlıkta yeni bir şiddet yasası istiyoruz.”

Haber Merkezi