TÜRK-İŞ Antalya İl Başkanı ve Yol-İş Sendikası 1 No’lu Şube Başkanı Cemil Ünal, Türkiye’de derinleşen ekonomik krize ilişkin konuştu. Açlık sınırının 34 bin 587 liraya, yoksulluk sınırının ise 112 bin 661 liraya yükseldiğini belirten Ünal, emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların artık yaşam mücadelesi verdiğini söyledi. Ünal’ın, “Emekli torununa bir simit alamadığı için eve gelmesin diye dua ediyor” sözleri ise ekonomik tablonun vahametini gözler önüne serdi. 2026 Nisan ayına ilişkin açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasını değerlendiren Cemil Ünal, resmi enflasyon verileriyle vatandaşın pazarda, markette ve mutfakta yaşadığı gerçeklerin örtüşmediğini ifade etti. TÜRK-İŞ tarafından açıklanan verilere göre dört kişilik bir ailenin sadece sağlıklı beslenebilmesi için aylık 34 bin 586 lira harcaması gerektiğini söyleyen Ünal, “Bugün bir evde kira, elektrik, su, ulaşım, eğitim ve sağlık giderleri de eklendiğinde haneye en az 112 bin 661 lira girmesi gerekiyor. Bekâr bir çalışanın yaşama maliyeti bile 44 bin 802 liraya ulaşmış durumda” dedi.
‘Asgari ücret yaşamaya yetmiyor’
Asgari ücretle çalışan milyonlarca insanın temel ihtiyaçlarını karşılayamadığını belirten Ünal, mevcut ücret politikalarının çalışanları her geçen gün daha fazla yoksullaştırdığını söyledi. Bir önceki aya göre mutfak harcamalarında yüzde 5,47 oranında artış yaşandığını kaydeden Ünal, “Bir çalışanın yaşama maliyetiyle aldığı maaş arasında uçurum oluştu. Asgari ücretlinin cebindeki para daha ay ortası gelmeden tükeniyor. İnsanlar artık pazara çıkmaktan korkuyor” ifadelerini kullandı. Resmi enflasyon verilerinin sahadaki gerçekliği yansıtmadığını dile getiren Cemil Ünal, özellikle temel gıda ürünlerinde yaşanan fiyat artışlarının vatandaşın belini büktüğünü söyledi. Ankara’da 200 gram ekmeğin fiyatının yüzde 14,5 artışla 17,5 liraya yükseldiğini hatırlatan Ünal, mutfaktaki yangının her geçen gün daha da büyüdüğünü belirtti. Sebze ve meyve fiyatlarındaki artışın da dikkat çekici seviyelere ulaştığını kaydeden Ünal, “Pazarda artık vatandaş yarım kilo alışveriş yapıyor. İnsanlar evine meyve götüremez hale geldi. Emekli markete girdiğinde önce fiyat etiketine bakıyor, sonra sessizce geri çıkıyor” dedi.
‘Emekli torununa simit alamıyor’
Ekonomik krizin en ağır yükünü emeklilerin taşıdığını vurgulayan Ünal, yaptığı saha gözlemlerinde emeklilerin yaşadığı dramla sık sık karşılaştığını söyledi. Emeklilerin torunlarına harçlık veremediğini, market alışverişini gram hesabıyla yaptığını belirten Ünal, “Ben emekli insanlarla konuşuyorum. Ağlayan insanlar görüyorum. Torunu eve geldiğinde cebinde ona verecek bir parası olmayan insanlar var. Eskiden dedeler torunlarının başını okşar, cebine harçlık koyardı. Şimdi emekli torununa bir simit bile alamadığı için ‘eve gelmesin’ diye dua ediyor. Bu tablo Türkiye’ye yakışmıyor” diye konuştu. Özellikle Antalya gibi büyükşehirlerde barınma krizinin derinleştiğini ifade eden Cemil Ünal, emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların kira yükü altında ezildiğini söyledi. Antalya’da en düşük kiraların 25-30 bin lira bandına ulaştığını belirten Ünal, emeklilerin maaşlarının büyük bölümünü kiraya vermek zorunda kaldığını kaydederek. “Bir emekli aldığı maaşla kira mı ödesin, mutfak alışverişi mi yapsın, ilacını mı alsın? İnsanlar artık temel ihtiyaçları arasında tercih yapmak zorunda bırakılıyor. Barınma hakkı artık lüks haline geldi” dedi.
‘Adalet olmazsa yatırımcı da gelmez’
Ekonomik sorunların yalnızca enflasyonla sınırlı olmadığını belirten Ünal, hukuk sistemine ve adalet mekanizmasına duyulan güvenin de ekonomik tabloyu doğrudan etkilediğini ifade etti. “Adaletin olmadığı yerde yatırım olmaz” diyen Ünal, üretim ve istihdamın artırılması gerektiğini söyledi. Ünal, “İşçinin çalışma gücü kırılırsa üretim düşer. Üretim düşerse ekonomi daha büyük çıkmaza girer. Bugün yatırımcı da işçi de geleceğini görmek istiyor. İnsanların güven duymadığı bir ortamda ekonomik istikrar sağlanamaz” dedi.
‘Her gün işçiler hayatını kaybediyor’
Özellikle ağır ve tehlikeli iş kollarında çalışan işçilerin ciddi risk altında olduğunu vurgulayan Ünal, iş kazalarında yaşanan ölümlerin artık sıradanlaşmaması gerektiğini söyledi. İnşaat ve yol iş kolunda çalışan emekçilerin büyük fedakârlıklarla görev yaptığını belirten Ünal, “Bu ülkenin yollarını yapan, şehirlerini ayakta tutan emekçiler her gün ölüm riskiyle çalışıyor. Ne yazık ki her gün iş kazalarında işçilerimizi kaybediyoruz” ifadelerini kullandı. Hayatını kaybeden işçilerin “işçi şehidi” olarak görülmesi gerektiğini söyleyen Ünal, “Bu insanlar alın teriyle bu ülkeye hizmet ediyor. Canı pahasına çalışan emekçilerin hak ettiği değeri görmesi gerekiyor” dedi.
‘Toplum dayanışmadan uzaklaştı’
Türkiye’de ekonomik sorunlarla birlikte toplumsal dayanışmanın da zayıfladığını ifade eden Cemil Ünal, bireyselleşmenin toplum üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Eskiden insanların zor günlerde birbirine destek olduğunu söyleyen Ünal, bugün ise vatandaşların kendi geçim derdine düştüğünü belirterek, “Eskiden komşuluk vardı, dayanışma vardı. Şimdi insanlar kendi evinin mutfağını nasıl dolduracağını düşünüyor. Bu tablo toplumun ruhunu da bozuyor” diye konuştu.
‘Üretim artarsa enflasyon düşer’
Türkiye’nin üretim gücünü artırması gerektiğini belirten Ünal, ekonomik sorunların çözümünün üretimden geçtiğini söyledi. İsrafın önlenmesi ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesi gerektiğini vurgulayan Ünal, “Üretimi artırırsak enflasyonu da kontrol altına alabiliriz. İnsanlar emeğinin karşılığını alırsa bu ülke çok daha güçlü olur” dedi. Açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarının artık toplumun büyük bir kesiminin temel yaşam standardının altına düştüğünü gösterdiğini belirten Cemil Ünal, çalışanların ve emeklilerin insanca yaşayabilecekleri ücretlere kavuşması gerektiğini ifade etti. Ünal, “Kimse lüks istemiyor. İnsanlar sadece çocuklarına mahcup olmadan yaşayabilmek istiyor. Emeklinin torununa harçlık verebildiği, işçinin ay sonunu korkmadan getirebildiği bir Türkiye istiyoruz” sözleriyle açıklamalarını tamamladı.