ENKAZIN ALTINDA KALAN GÜVEN

Abone Ol

Yaşadığımız toplumun en belirgin özelliği olan paylaşım, hiç tanımasak bile insanların zor günlerinde yanında olabilmektir.
Deprem sadece binaları yıkmadı; insanların birbirine duyduğu güveni de derinden sarstı. Deprem sonrası binlerce hayat söndü, ulaşım sorunu, yıkım, gözyaşı tüm ülkedeki yüreklere düştü.
O kara günlerde milyonlarca insan tek yürek olmuştu; kimi cebindeki son parayı bağışladı, kimi battaniyesini paylaştı, kimi bir tas çorba götürdü... Yardım kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve gönüllüler omuz omuza çalıştı.
Ama ne acı ki, iyiliğin ve dayanışmanın dışında, sosyal çürümenin de maalesef en görünür olduğu zamanları doğuruyor bu felaketler.
Önce; deprem sonrasında, akbabalar gibi ölen depremzedelerin altınlarına üşüşen hırsızları izledik haberlerde.
Bu yetmedi, bazı vicdansızlar, çaresizce yakınlarının enkaz altından kurtulup kurtulamayacağını bekleyen insanları telefon şakası (!) adı altında meşgul etti.
Bazı taksiciler zorda kalanları normal tarifeden fazla bir ücretle taşıdı.
Bazı insanlar yalan haberler ve duyurular paylaştı.
Kimisi de depremi, bir başka sosyal medya içeriği olarak görmeye başladı.
Ahbap Derneği de bir başka büyük hayal kırıklığı yarattı. Deprem sırasında, Haluk Levent başkanlığında birçok insan birtakım çalışmalar yürüttü. İnsanlar, güven duygusu ile hareket etti.
Ancak zaman geçtikçe tartışmalar başladı. Yapılan açıklamalar, ortaya atılan iddialar ve kamuoyundaki polemikler, insanların aklına tek bir soruyu düşürdü: “Acaba bağışım gerçekten yerine ulaştı mı?”
Bir toplum için güven, paradan çok daha değerlidir. Güven kaybolduğunda, en büyük yardım kampanyaları bile insanların yüreğinde karşılık bulamaz.
Tüm kalbimiz hiç yollarımızın kesişmediği depremzede kardeşlerimizleydi.
Sanatçı Mahsun Kırmızıgül’ün yaptığı açıklamada da, hepimizin içinden geçen soruları okudum ve dayanamadan kaleme sarıldım. İnsanların yeniden birbirine, kurumlara ve yardım sistemine güven duyması gerek. Çünkü bir sonraki depremi, yangını ya da afeti beklemiyor hayat. O gün geldiğinde insanlar “Bağış yapmalı mıyım?” diye tereddüt ederse, asıl kaybeden ihtiyaç sahipleri olur.
Elbette her kurum hesap verebilir olmalıdır. Yapılan her bağışın, harcanan her kuruşun şeffaf biçimde açıklanması toplumun en doğal hakkıdır. Şeffaflık suçlama değil, güven inşa etmenin temelidir.
Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; yeni tartışmalar değil, yeniden inşa edilecek güvendir. Çünkü enkaz kaldırılır, şehirler yeniden kurulur. Ama bir kez yıkılan güveni ayağa kaldırmak, beton dökmekten çok daha zordur.
Enkazın siyaseti olmaz. Vicdan hepimize lazım ve dinden, politik görüşten, etnik kökenden bağımsız hepimiz için lazım.
Bu sosyal çürümelere bir daha tanık olmamak ümidi ile.