Fed ve biz

Abone Ol

Merhabalar saygıdeğer okuyucular.

İçinde bulunduğumuz günlerde ülkemiz ekonomistleri dahil tüm dünyayı bir telaş sardı. Herkesin gözü ‘FED’ olarak adlandırılan ABD Merkez Bankası’nın faiz artırımı yapıp yapmayacağında. Şimdi çok basit bir anlatımla sizlere dünyanın öteki ucundaki ABD merkez bankasının, muhtemelen yapacağı %0,25’lik faiz artırımının bizleri nasıl etkileyeceğinden bahsedeceğim.

Hepimizin şahit olduğu gibi ülkemiz, yatırım ve sıcak para girişi açısından yaklaşık 10 yıldır bolluk ve bereket dönemi geçirdi.

Ülkemizle birlikte şu an kırılgan beşli olarak adlandırılan Güney Afrika Cumhuriyeti, Hindistan, Brezilya, Endonezya gibi ülkeler de bizimle aynı verimliliği yaşadılar.

Peki şu an ne oldu da ülkemiz ve bu ülkeler risk altına girdi?

Olayı aşağıdaki şekilde örnekleyelim;

*Dünyada ABD ile Türkiye’den başka ülke olmadığını varsayalım. ABD’de bankaların USD mevduata verdiği faiz %1, enflasyon %0,5,  ülkemizde de TL mevduatın faizi %10 (vergi sonrası net), enflasyon oranı %8 ve USD/TL kuru da 3 olsun.

Bu durumda ABD’li bir tasarruf sahibi 100 dolarını ABD’de mevduat yaparsa yılsonunda 1 USD kazanmış olacak, enflasyondan arındırırsak %0,5 USD satınalma gücü artışı sağlamış olacak. Oysa bu parayı Türkiye’ye getirip TL’ye çevirir ve eline geçen 300 TL’yi 1 yıllık mevduat yaparsa yılsonunda eline 330 TL geçecek. Kur aynı kalmışsa USD karşılığı olarak 110 USD elde etmiş ve ABD’dekine göre 9,5 USD fazla kazanmış olacak. Buraya kadar mesele yok. Akıllı yatırımcı parasını Türkiye’ye getirir.

Ancak burada iki sorun var;

1.         TL değer kaybederse ne olacak?

Diyelim ki TL USD’ye karşı 1 yılda %20 değer kaybetmiş olsun. Bu durumda ABD’li yatırımcı yıl sonunda eline geçen 330 TL’yi USD/TL = 3.5TL kurdan USD’ye çevirince eline faiz dahil 94 USD geçmiş olacak yani zarar edecek.

2.         Türkiye ekonomisi sıkıntıya düşer de döviz ödemelerini yapamazsa ne olacak?

İşte ABD’li yatırımcı tüm bu riskleri alarak parasını Türkiye’ye getiriyor. Ama ABD’de faizler artmaya başlayınca bu artışın devam edeceğini ve Türkiye’de artık bu kadar riski göze almanın gereksiz olacağını düşünerek gelmekten vazgeçiyor.

Tüm bu örneklemden sonra bu durumdan ne kadar çekinmemiz gerektiğini sorgulayacak olursak;

ABD son 40 – 50 yıldır 1980’li yıllar hariç hiçbir zaman faizlerin yükselmesine bağlı olarak sermaye çeken bir ülke olmamış. Ne kadar cari açık veriyorsa o kadar tutarlık bir giriş olmuş, o girişleri de çoğunlukla yabancı ülke merkez bankaları faiz seviyesinden bağımsız olarak kendi döviz rezervlerini arttırma adına fonlamış.

Bununla birlikte ülkemiz özel sektörü yukarıda anlatılan durumun yarattığı endişe sebebiyle şu anda bir yıllık USD borcunun karşılığını stoklamış durumda hatta ve hatta durumu biraz abartmış ve 7 milyar USD ihtiyaç dışı fazla özel sektörün kasasında yer alıyor.

Ayrıca TCMB henüz USD arzı ve faiz silahını cebinde taşıyor.

Sonuç olarak şunu söyleyebilirim; beklenti her zaman olduğu gibi olayın gerçekleşmesinden daha büyük bir etki yaratıyor ve ülkemizdeki siyasal belirsizlik ortamı da bunu körüklüyor.

Şahsi görüşümü soracak olursanız burada risk alıyorum ve sistem kendi yolunu bulur iktisadi yaklaşımıyla oran belirtiyorum; sene sonunda USD 2,80 gibi bir rakamdan değer görür. Bunu da bir yere not edin.

Saygılarımla

*Örnek: Mahfi eğilmez 19.09.2015