Fırsatçılar Fırsat Kollamaya Devam Ediyor

Abone Ol

Fırsatçılara önlem alamamak ülkemizin kaderi oldu diyesim geliyor ama demek istemiyorum.

Fırsatçılara bilerek geçit veriliyor diyesim geliyor ama olmaması gerektiğini düşünüyorum.

Bazen de “Acaba fırsatçılar fark ettirmeden mi yapıyor?” diye düşünüyorum. Ancak benim ya da normal vatandaşın gördüğünü, yaşadığını yetkililer nasıl göremiyor diye aklım takılıyor.

Maalesef ülkemizde farklı fırsatçılar var ve bunların en görünür olanları, vatandaşın günlük yaşamını doğrudan etkileyenler… Özellikle de marketlerde uygulanan fahiş fiyat politikaları. Aslında buna “cambazlık” demek bile ağır olabilir; çünkü her şey herkesin gözünün içine baka baka yapılıyor.

Türkiye’deki fırsatçılar müşterilerinin önemli dönemlerini çok iyi takip eder. Bunlardan biri maaş artış dönemleridir. Örneğin geçtiğimiz ocak ayında açıklanan görece düşük enflasyon rakamıyla birlikte bordrolu çalışanlara bir zam yapıldı. Yapılan zam tatmin edici olmasa da kabullenmek zorunda kaldık.

Peki bu zam artış oranından 1–2 ay önce ne olmuştu?

“Asgari ücret şu kadar olacak, memur zammı bu civarda olacak” söylemleri dolaşmaya başladıktan hemen sonra, tüketiciyi ilgilendiren fiyatlar yavaş yavaş yükselişe geçmişti bile.

Ocak geldi, maaşlar arttı ve biz artmış fiyatlarla yaşamaya devam ettik. Üstelik sadece marketlerde değil; vergilerden sigorta primlerine, ev kiralarından telefon ve internet ücretlerine kadar hemen her sektörde zam yağdı. Böylece maaş artışları daha cebimize girmeden eridi, buhar oldu.

Edindiğimiz tecrübeler, aynı senaryonun temmuz ayında da yaşanabileceğini gösteriyor.

Başka bir fırsatçılık dönemi ise Ramazan ayıdır. Allah’ın izniyle 19 Şubat günü Ramazan ayının ilk günü olacak. Peki fırsatçıların ilk günü 19 Şubat mı?

Asla…

Fırsatçılar çoktan başladı. Market raflarını kontrol edince bunu rahatlıkla görebiliyoruz. Örneğin 9 Şubat günü tereyağı fiyatlarına baktım. Yaklaşık 15 gün önce 300–400 lira olan tereyağının fiyatı 500–600 lira bandına fırlamış. Yani 15 günde ne değişti de %100’e varan zam yapıldı?

Üstelik bir hafta öncesinde tereyağı raflarda neredeyse tükenmişti ve “artacak” söylentileri dolaşıyordu. Diğer ürünlerde de benzer artışlar var.

Tavuk etindeki yükselişe karşı ihracat yasağı getirildi. Yani döviz kazanmak yerine, iç piyasadaki fiyat artışını durdurmak amacıyla ihracat engellendi.

Sebze fiyatları da yükselmiş durumda. Neden?

İklim koşulları nedeniyle seralardaki ürünler ciddi şekilde azaldı. Muğla, Antalya ve Mersin’de yaşanan yağmur, sel ve hortum felaketleri, biberden domatese, kavundan diğer sebzelere kadar birçok sera alanını vurdu. Bazı seralar tamamen sular altında kaldı, bazılarını hortum yerle bir etti.

Peki sebze fiyatları artmasın diye ihracatını da mı yasaklayacağız?

Bu şekilde kontrol sağlamak mümkün değil.

Basit ve etkisiz denetimlerle kesilen cezalar kesinlikle yeterli olmuyor. Bu soruna üretimden tüketime kadar tüm zinciri kapsayan, kalıcı ve gerçekçi çözümler bulunmalı.

Fırsatçılar Türkiye’nin makus kaderi olamaz, olmamalı.