Antalya’nın Ramazan mücevheri: Bağaça! Sırrı 100 yıllık mayasında saklı
Antalya’da on bir ayın sultanı geldiğinde, şehri saran o eşsiz tarçın ve tahin kokusunun tek bir adı vardır: Bağaça. Sadece Ramazan ayına özel olarak üretilen, Osmanlı saray mutfağından günümüze miras kalan bu lezzet, 2026 yılında da iftar ve sahur sofralarının başköşesindeki yerini aldı. Peki, bir çöreği "efsane" yapan o gizli içerikler neler? İşte sadece gerçek Antalyalıların bildiği bağaça hikayesi...
Abone Ol
Sadece Bir Çörek Değil, Bir Şifa Kaynağı
Bağaçayı markette satılan herhangi bir çörekle karıştırmak büyük bir hata olur. Onu özel kılan, içindeki her bir malzemenin ustalıkla seçilmesidir.
Nohut Mayası: Bağaçanın o kendine has dokusunun sırrı, günlerce bekletilerek hazırlanan doğal nohut mayasında saklıdır.
Tahin ve Tereyağı: Akdeniz mutfağının vazgeçilmezi tahin, bağaçaya hem lezzet hem de uzun süre tok tutma özelliği kazandırır.
Damla Sakızı ve Tarçın: Bu ikili, fırından çıkan sıcak bağaçanın tüm sokağa yayılan o meşhur kokusunun mimarıdır.
Neden Sadece Ramazan Ayında Çıkıyor?
Okuyucuların en çok sorduğu "Neden tüm yıl yiyemiyoruz?" sorusunun cevabı aslında bir gelenekte gizli. Eskiden Antalya'da bağaça, mideyi yormayan ama enerji veren yapısıyla sahurda tok tutması için özel olarak bu ayda üretilirmiş. Bu gelenek hiç bozulmadı; bağaça, Antalyalılar için sadece bir yiyecek değil, Ramazan'ın geldiğini müjdeleyen bir sembol haline geldi.
"Tok Tutan Mucize" Olarak Sahurun Yıldızı
Diyetisyenlerin de onayladığı üzere; bağaçanın içindeki tahin ve nohut mayası, oruç tutarken kan şekerinin ani düşmesini engelliyor. Üzerine serpilen bolca susam ve yer fıstığı ise gün boyu ihtiyaç duyulan enerjiyi sağlıyor.
Gelişmelerden haberdar olmak istiyor musunuz?
Google News’te Akdeniz Manşet Gazetesi sitemize
abone olun.