Ramazan boyunca her akşam aranan o lezzet! Güllaç: Püf noktaları ve lezzet sırrı
On bir ayın sultanı Ramazan geldiğinde, tüm tatlılar bir yana güllaç bir yana. Sütlü tatlıların en zarifi, en hafifi ve en asili olan güllaç, iftardan sonra ağır yemeklerin üzerine hafifliğiyle konuk oluyor. Antalya halkının özellikle sütlü ve meyveli dokunuşlarla zenginleştirdiği bu geleneksel lezzet, iki bin yirmi altı yılında da iftar sonrasının vazgeçilmezi oldu. Peki, gerçek bir güllacı diğerlerinden ayıran o ince detay nedir? İşte saraydan günümüze taşınan o mucizenin hikayesi...
Abone Ol
İftar Sonrası Mideyi Dinlendiren En Zarif Seçenek
Antalya’da Ramazan akşamları bazen nemli ve ılık geçebildiği için, şerbetli ve ağır tatlılar yerine güllaç gibi sütlü tatlılar her zaman bir adım öne çıkıyor. Uzmanlar da iftardan sonra kan şekerini aniden yükseltmeyen ve mideyi yormayan tatlıların tercih edilmesi gerektiğini hatırlatırken, güllaç bu listenin en tepesinde yer alıyor. Sütün o sakinleştirici etkisi ve kalsiyum zenginliği, oruç tutan bünyeler için adeta bir can suyu niteliği taşıyor. Antalya halkı, bu lezzeti sadece bir tatlı olarak değil, aynı zamanda vücudu dinlendiren bir ödül olarak görüyor.
Antalya Usulü Dokunuş: Gül Suyu ve Mevsim Meyveleri
Güllaç her ne kadar klasik bir tarif olsa da Antalya mutfağında ona karakterini veren bazı gizli dokunuşlar bulunuyor. Gerçek bir güllacın olmazsa olmazı olan kaliteli gül suyu, Antalya sofralarında mutlaka yerini alıyor. Ancak buradaki en büyük fark, tatlının üzerine serpilen bol miktarda Antep fıstığı ve arasına gizlenen taze meyve taneleridir. Nar tanelerinin bereketi, çileğin kokusu veya muzun yumuşaklığı, Antalya’da güllacı bir meyve şölenine dönüştürüyor. Tatlının sütün sıcaklığıyla tam kararında ıslanması ve yaprakların ne çok yumuşak ne de diri kalması, bu işin en büyük ustalığı olarak kabul ediliyor.
İyi Bir Güllacın Sırrı Isıda Saklıdır
Evde kendi güllacını yapmak isteyen Antalyalı ev hanımları ve beyler için en kritik noktayı ustalar açıklıyor: Sütün sıcaklığı. Süt ne parmağı yakacak kadar sıcak ne de ılık olmalıdır. Eğer süt çok sıcak olursa güllaç hamurlaşır, çok soğuk olursa yapraklar sütü çekmez ve sert kalır. İdeal olan, sütün şekeri içinde eritecek kadar sıcak ancak yapraklara dokunduğunda onları nazikçe yumuşatacak kıvamda olmasıdır. Ayrıca güllacın yapıldıktan sonra en az iki üç saat buzdolabında dinlenmesi, lezzetlerin birbirine geçmesi için hayati önem taşıyor.
Sofraların Vazgeçilmez Finali Olmaya Devam Edecek
Antalya’da iftar sonrası yapılan yürüyüşlerde, sahil kenarındaki kafelerde veya mahalle aralarındaki komşu ziyaretlerinde ikram edilen güllaç, bu yıl da sosyal medyanın en çok paylaşılan görselleri arasında yer alacak. Üzerine eklenen taze nane yaprakları veya dondurma eşliğinde sunulan modern versiyonları olsa da, Antalya halkı her zaman o geleneksel ve sade görünüme sadık kalmayı tercih ediyor. Ramazan bittiğinde ise bu lezzete veda edecek olmanın burukluğu şimdiden hissediliyor.
Gelişmelerden haberdar olmak istiyor musunuz?
Google News’te Akdeniz Manşet Gazetesi sitemize
abone olun.