Tıp doktorluğunda ya uzman olursun ya da mezun olduğun günkü gibi pratisyen kalırsın.
Yani illa ki uzman olacaksın diye bir dayatma yok..
Ama, tıpta belli bir dalda uzman olmuş da, yanında başka uzmanlık dallarına sıçramış kişilere de rastlamak mümkün olmaya başladı.
İnsan yaşlandıkça uzmanlıkları mı artıyor ne?
Misal, Mustafa Akaydın!..
Hoş, son 7-8 yıldır şahsıma; “Senin de gazetecilikteki uzmanlık dalın Akaydın galiba” diyenler hayli fazla da, ihtisas alanım sadece o değil şükürler olsun..
Kendisi Genel Cerrah ya, söyleyeceklerimi duyduktan sonra belki hayal kırıklığına uğrayabilir, hatta, “Ben neden Kadın Doğum uzmanlığı yada Üroloji branşını seçmedim” diye kendi kendine söylenebilir de, ne yazık ki bendeniz de genel gazetecilik branşından geldim.
Adliye ve polis’ten başlayıp, magazin, spor ve en son olarak da genel gazetecilikte nokta koyduk.
Yani sonumuz sayın Akaydın’ın Genel cerrahlığı gibi Genel Yayın Müdürlüğü unvanında noktalandı..
“Başka uzmanlık dallarına sıçramış” dedik ya, sadece cerrahlığımız yok..
Geçtiğimiz haftanın son günlerine doğru oturmuş gazeteleri karıştırıyorum. CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın, “Ankara’da aradığım ortamı bulamadım. Siyaset bana göre değil” gibisinde röportaj vermiş.
Güldüm..
Söylemlerini okumak içimden bile gelmedi, zira kendimi kahkaha atacak kıvamda hissetmiyordum..
Efendim kendisini politikacı olarak hazırlamadığını, şartların o sekteye getirdiğinden tutun da, CHP Genel Başkan Yardımcılığı ile ilgili düşüncelerine kadar gitmiş..
Kendisinin Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı, sonra da Milletvekili adaylığına zembille indirildiği gibi, CHP Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilen Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak’a gönderme yaparcasına, “Siyasette öyle büyük bir iddiam yok” diyor ya..
Hadi gel de gülme..
CHP’ye yıllarını vermiş solculara soruyorum; Akaydın elinden gelse Kılıçdaroğlu’nun koltuğunu kapmak ister mi istemez mi?
Hoş.
Değil 40 gün, 40 yıl rüyasına yatsa rüyasında bile göremeyeceği bir senaryo da, hocamız cep telefonlarımıza bir mesaj atmış.
Demiş ki, “Bugün (04.03.2016) TBMM Genel Kurulunun ilk oturumunda, 11.30-12.45 saatleri arasında TÜBİTAK ve Türkiye Bilimler Akademisi bütçeleri hakkında konuşacağım.”
En sonuna eklememiş, “Lütfen rica ediyorum tv’den beni izleyin” demeyi..
İlk mesajın gelme saati 09.01.
Ve ikinci mesaj; “Bütçe görüşmelerine öğle arası verilmesi nedeniyle 13.00 oturumunun ilk konuşmacısı olarak kürsüye çıkacağım. Prof. Dr. Mustafa Akaydın.”
Son mesajın bana gelme saati 12.59..
Böyle duruma düşen birisi Ankara’dan hoşnut olur mu Allah aşkına?
Not: CHP Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın kürsüden konuşup, tv o konuşmasını yayınladı mı bilemiyorum. Zira her ne kadar cep telefonuma mesaj atıp ne olur izleyin ricasında bulunsa da, izleme gereği duymadım. Antalya’nın 5 yılda 15 yılını götüren muhteremi mi izleyeceğim ki?