Gaza gelme hoca!..

Abone Ol

Arabayla değil, yürüyerek..
Milli Egemenlik Caddesi ile Güllük Caddesi’nin kesiştiği noktadaki Börekçi Hasan’a uğradım.
Börek yemek için değil çünkü Ramazan, gazetelere göz atmak ve biraz da vakit geçirmek için.
Kaldırım üzerine konulan masada oturup, gazeteleri okurken bir an 15-20 gün önce aynı yerde otururken gözlerimle şahit olduğum, dolmuş-özel oto kazası aklıma geldi.
Özel oto sürücüsü kırmızı ışıkta beklerken, arkasından gelmekte olan ambulansa yol vermek adına yol açmak yerine, “Fırsat bu fırsat” zihniyetiyle kırmızıda geçmeye kalkınca, kendisine yeşil ışık yanan bu nedenle yolu babasının tapulu arazisi olarak gören dolmuş şöförü Allah ne verdiyse gaza kökleyip gelince, facianın eşiğinden dönülen bir kaza baş göstermişti.
Ama şimdi Güllük Caddesi’nin trafiği eskisinden çok daha rahat.
Rahatlatılmış..
Saatler 08.30’u gösterdiğinde Tıp Falükletis Hastanesi’ne doğru gidiyorum. Hastane önünde toplu taşıma araçları açısından bayağı bir yoğunluk var. Bu açıkça görülebiliniyor. Hatta çoğunun önünde de, Migros-Tıp Fakültesi-Meltem ve Konyaaltı yazıyordu. İlk üç istikamet kesin de, son istikamet olan Konyaaltı bazılarında Altınkum, kimilerinde Uncalı ve Gürsü vardı. Tabi ki Masadağı, Kütükçü gibi kuzey mahallerine giden araçların olduğunu da gördük.
Saatler 09.15’i gösterdiğinde Tıp Fakültesi’nde işimiz bitti, Atatürk Devlet Hastanesi’ne (Eski SSK) gitmek üzere yola çıktık.
Tıp Fakültesi-Çallı arası trafik harika. Bas basabildiğin kadar!..
Dön Çallı kavşağından Şarampol-Güllük istikametine, kaymak mübarek kaymak.
Ben kavşaga geldiğimde Şarampol tarafına saptım, hastaneye o taraftan girdim. Ultrason çekimi, daha önce verdiğimiz kan tahlili sonucu alımı ve doktora tetkikleri gösterme işlemi derken, ofise gelmek üzere çıktık yola.
Atatürk Devlet Hastanesi ile eski otogar arasında sadece iki kez bekleme yaptım, o da SSK kavşağı kırmızı ışığı, eski otogar kavşağı kırmızı ışığı.
Ve ben ofise girdiğimde saat 09.55’di.
20 Ağustos’ta başlayan ulaşımdaki yeni uygulamayla Antalya’nın şehir içi trafiğinde yüzde bir milyon değişim var.
Bunu inkar edebilmek mümkün mü?
Asla..
Daha da açık örneğini vermek gerekirse, son iki günlük (Manşet ile Gazete 1 dahil) yerel gazetelerin manşetleri bile gündemlerini başka konulardan belirlemişler.
Hocam.,
20 Ağustos’ta başlattığın ve adına da, “Modern Ulaşım Sistemi” koyduğun uygulamayı eline, yüzüne mi bulaştırırsın.,
Halk isyanı karşısında, “Ben önlemimi kafadan alayım da, geriden ne gelirse gelsin” zihniyetiyle hareket edip, genel başkanını telefonla arayıp, “Sayın Genel Başkanım. Antalya’da yeni bir sisteme geçiş yaptık. Bu geçişin ilk günleri sıkıntılı olabilir ve hakkımda çok şikayet gelme ihtimali yüksektir. Demedi deme, şimdiden ben uyarıyorum” mu dersin..
Her ne yaparsan yap ama asla yılma!..
Çıktığın yoldan geri dönme!.
Hele, hele gaza hiç gelme!.
Baksanıza.,
Ali Tongülüs bile son yazısında, “Atma başkan yapamazsın” (Aklı sıra seni gaza getirip yaptıracak) gibi tahrik edici bir üslup kullanmış.
Aman hocam ha!..
Çıktığın yolda sadece engeller olduğunu sanma.
Bubi tuzakları bile mevcut.
Tamam yeri ve zamanı geldiğinde şahsınızı ben de eleştiriyorum ama, amacım Antalyalıların üzüm yemesi, asla bağcı dövdürülmesi değil de ondan..
Dost acı söyler. Söyler söylemesine de, bu devirde kimin dost, kimin düşman olduğunu Profesörlük mertebesine erişmiş hocamız bile anlayamazken biz mi anlayacağız.