“Yazının başlığı çok klasik olmuş” diyenlerin çıkacağından adım gibi eminim.
“Yok bir de tam tersidir” diyenlerin de.
Hani, “Ben yaşadığım ülkemde daha çok insan hakları olmasını istiyorum” diye yırtıp çıkan türden insanların da yaşadığı Türkiye Cumhuriyeti var ya.,
Dünya’nın haçlı ülkeleri benim ülkem ile uğraştığı gibi, kendi TC vatandaşları dahi ne yazık ki sosyal medya başta olmak üzere, sokakta hatta dolmuş ve otobüslerde felaket tellallığı yapmaktan geri durmayanlar şu sıralar sahne almış durumdalar.
Sonra da çıkıp, “Türkiye nereye götürülüyor” sözleriyle akılları sıra birilerine hesap sormaya kalkanlar var.
Yahu sen yaşadığın ülkeni nereye götürüyorsun önce buna bir cevap ver, sonra da hesap sor.
Yok.,
Biz Türk insanı olarak hesap vermekten çok, hesap sormayı yeğleriz ya.,
İsterse adı, ‘Felaket tellallığı’ olsun fark etmez!.
“Neden öyle, niçin böyle?” yağdır babam soru bombardımanlarını rahatla..
Önceki gün benim gibi birçok insanın rahatlıkla gittiği bir yiyecek-içecek mekânındayım.
Hoş o mekânın ismini bile vermekten asla çekinmem de, eskiler, “Reklam yapıyor” derdi, şimdiler ise, “Götürüyor ki ismen paylaşıyor” kulpu takanlara sakız vermeyelim istedik.
Öğle saatleri olmasına karşın çorbamızı kaşıklarken, yan masada iki kişi bir birleriyle konuşuyor:
“Az önce dolmuşta 60 yaşlarındaki kadın Antalya’nın en önemli Alışveriş Merkezlerinden birisine bomba yüklü araç konulduğundan bahsediyor. Doğrumu ki?.”
Karşısındaki cevap veriyor: Valla ben de sosyal medyadan öğrendim. Varmış öyle bir durum. Teröristler Ankara, İstanbul ve İzmir derken, şimdi de Antalya’yı hedef seçmişler, öyle diyorlar” demez mi?
Dayanamadım.,
“Öncelikle afiyet olsun da, bu ülke düşmanlarının ilk amaçlarının insanlarımızın psikolojisini bozmak olduğu hiç aklınıza geliyor mu?” sorusunu ortaya atıverdim.,
Onlar da bir birlerine baka kaldılar.
Sorum üzerine, sanki mahcup ama haklılıklarını ispatlarcasına, “İyi ama herkes aynı şeyi konuşuyor” sözleri üzerine.,
Bir deli dipsiz bir kuyuya taş atar da, bin akıllı çıkartamaz ya, işte durum bundan ibaret” dedim ve ekledim.
“Arkadaşlar, Antalya Valisi Minür Karaloğlu az önce bir açıklama yaptı. Dedi ki, Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda sosyal medyada ses kaydı dolaşan bayan A.Ö gözaltına alınmış sorgusu devam etmektedir. Halkımızı huzursuz etmelerine izin vermeyeceğiz."
Son iki gündür sadece Twitter üzerinden mi yapıldı Antalya ile ilgili aslı astarı olmayan paylaşımlar?
Whatsap aracılığıyla da ses kaydı yayınlayıp, “AVM’lerde bomba yüklü araçlar var, Havalimanında canlı bomba paniği yaşanıyor” gibi, insan psikolojisini bozacak hitaplarla sosyal medya kullanarak ortalığı karıştırmak isteyenlere itibar etmek mi ülke menfaatine, etmemek mi?
Bu sosyal medya aldı başını gidiyor.
Herkes birbirine işin içeriğini araştırmadan halkı paniğe ve kargaşaya sürükleyecek mesajlar atıyor.
Bununla da kalınmıyor, dolmuşlarda, halk otobüslerinde bir dedikodudur almış başını gidiyor.
“Yok şurada bomba yüklü kamyon yakalandı yok burada canlı bomba ele geçirildi” türünden paylaşımlar.
Emniyetten üst düzey görevlilerle yaptığım görüşmelerde böyle bir olayların olmadığı bizzat iletildi. Bende müsaadenizle bunu insanlarla paylaşabilir miyiz diye sordum ve oluru aldıktan sonra bu yazıyı paylaşıyorum.
Lütfen tedbirleri elden bırakmadan normal yaşantımıza devam edelim.
Gün birlik günüdür.
Gün dayanışma günüdür.
Moralimizi yüksek tutalım.
Dip not: Kendi sesini kayıt yaparak bunu sosyal medyada paylaşan Aylin Ö. İsimli densiz çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış. İnsanın içinden, “Bu nasıl bir adalet” diye haykırası geliyor. Zaten dışından haykıramayız zira, neme lazım o densizden beter, meter ederler..