Haftanın sonu ve başı!..

Abone Ol

“Bir kere sanayiye gitmeye gör” denir ya.,
Arabanın bir yerini yapanlar sanki gelenekmiş gibi diğer yanını bilerek mi bozuyorlardır ne?
Ev tadilat işi de buna benziyor.
“Tadilatın sonu yok” diyenlere iş başa düşünce hak verdim..
Cumartesi tatil günümüz. Ve biz bu dinlenme saatlerimizi ev-sanayi arasında mekik dokuyarak geçirdik..
En büyük rakibimiz trafik..
Dursun Gündoğdu üstadımız Edip Akbayram’ın dünyalar tatlısı kızı Türkü’nün düğünü için İstanbul’a gitmiş ve döndüğünde, “Antalya’nın değerini bilelim” demişti ya.,
Biliyoruz bilmesine de, bu kenti daha yaşanır hale getirmekle yükümlü olanlar ne yazık ki, her geçtiğimiz gün Antalya’yı yaşanırlıktan çıkartmaya çabalıyorlar.
Şehir içi trafiğinde kuyruklar giderek uzamaya başladı.
Araç sayısının fazlalığı, otopark sorunu, yolların dar oluşu, yeni yol yapım çalışmalarının olmayışı, vs. vs.
Ekonomik sıkıntıdan bahsederken, her evin önünde en az 2 tane özel oto durduğunu da unutmamak gerekiyor ki, kırmızı ışıkta gereğinden fazla durmak yada durdurmak kime ne kazanç sağlıyor anlayabilmiş değilim.
Şimdi yeri gelmişken buradan; “2009 yerel seçimleri öncesi ışıklı kavşaklarda uzun uzun beklemeye son deyip, bu vaatlerini el ilanlarına bastırıp, halka dağıtan ve milletin oyunu toplayıp başkan seçilen Akaydın, 4.5 yıldır bir çok sözünü tutmadığı gibi bu vaadini de yerine getirmemiştir” desek, her zamanki gibi (!) hoca karşıtlığımızı devam ettirmiş mi oluruz?
Tonguç Caddesi’nden gelip, TRT kavşağındaki ışıkta bile millet 90 saniye beklemek zorunda kalıyor.
Bu Antalyalılara reva mı?
Trafik Denetleme Müdürlüğü’ne Hasan Subaşı Caddesi’nde son bir haftadır yaptığı uygulamadan dolayı teşekkür etmek istiyorum.
Hangi akla hizmetse, Büyükşehir Belediyesi tarafından yolu daraltılan cadde, resmen araçların otopark istilasına uğramıştı. Trafik akışı diye bir şey söz konusu bile değildi. Ama Trafik Denetleme Müdürlüğü son zamanlarda bu konuya ciddi şekilde eğildi ve Hasan Subaşı Caddesi gerçek kimliğine kavuşturuldu. Dilerim geçici bir kavuşma değildir.
Aynı hassasiyeti diğer ana caddeler için de bekliyoruz.
Misal: Güllük.
Misal: Yener Ulusoy Bulvarı..
Ve Pazar..
Dün sabah her yer alacakaranlıkken, soluğu Büyük Liman’da aldım. Balık ihaleleri yeni bitmiş, insanlar barınakta belli bir koşuşturmaca içerisindeydi.
Keskin balık kokusu ile denizin iyot sunumu insanın ciğerini deliyor gibiydi.
Öyle sanıyorum ki iyot kokusuna alışan, denizsiz memlekette kesinlikle yaşayamaz.
En azından bu benim için yüzde yüz geçerli bir faktör.
Gecenin yorgunluğu ve uygusuzluğu yüzlerine vuran balıkçılar oturmuşlar, ellerinde çay bardakları kendi aralarında günün sohbetini yapıyorlardı.
Sahi o balıkçıların yıllardır yolunu gözledikleri barınak neden hala hizmete açılmaz?
Ne bekleniyor?
Son fırtınada yaşananları duydum da, yeni yapılan ve açılması beklenen balıkçı barınağına girmek, Liman başkanlığınca yasaklanmasından dolayı, bir tur teknesi barınak önünde batmış.
Yazık günah değil mi milli servete?
Antalya’nın sabah saatleri bir başka güzel oluyor da, öğleye doğru Liman yolunun trafiği şehir içindeki trafik sıkışıklığını zerre kadar aratmıyor.
Ve hafta sonundan çıktık, bugün de yeni bir haftanın ilk günü.
İyi haftalar..