Reklam
Reklam

HATALI RESTORASYON TBMM GÜNDEMİNDE

Yeni bilim kurulu 3 yıldır haber bekliyor

HATALI RESTORASYON TBMM GÜNDEMİNDE

Yeni bilim kurulu 3 yıldır haber bekliyor

HATALI RESTORASYON TBMM GÜNDEMİNDE
18 Temmuz 2019 - 19:43

Rhodiapolis Antik Kenti’nde Opramoas Anıtı’ndaki hatalı restorasyon ve üç yıldır içinde gizlendiği plastik kaplamanın fırtınada parçalanmasıyla yeniden gün yüzüne çıkması, İYİ Parti’li Subaşı’nın ardından CHP’li Budak tarafından da TBMM gündemine taşındı

Antalya'nın Kumluca ilçesindeki Rhodiapolis Antik Kenti'nde, Likyalı hayırsever Opramoas'ın yaptığı hayır işleri ve bu nedenle Likya kentlerinden verilen onurların bulunduğu yazıtların yer aldığı anıt, 2015 yılında Kumluca Belediyesi tarafından yapılan ihaleyle, 1 milyon 445 bin TL bedelle Er-Bil İnşaat A.Ş. firması tarafından restore edildi. Antalya Müzesi'nin sorumlu olduğu alandaki restorasyonda Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, birçok hata tespit ederek 2016'da restorasyonu durdurdu. Ankara Üniversitesi'nden Prof. Dr. Bülent İplikçioğlu, restorasyondaki tüm hataları rapor haline getirdi. Ardından anıt, üzerinde resmi olan plastik kaplamayla kapatıldı. Yaklaşık 3 yıldır kapalı olan anıt, şubat ayındaki bir fırtınada kaplamanın parçalanmasıyla gün yüzüne çıktı. Restorasyon sonrasında yüzde 70'ten fazlası orijinalliğini kaybeden anıtla ilgili oluşturulan yeni bilim komisyonundaki üyelerle 3 yıldır hiçbir resmi girişimde bulunulmadığı ortaya çıktı.

Yeni kurul üç yıldır bekliyor

Prof. Dr. Bülent İpkilikçioğlu'nun görevini bırakması üzerine o dönem Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nce 2017 yılında mimar, epigraf ve sanat tarihçisi olmak üzere üç kişilik yeni bir Bilim Komisyonu oluşturuldu. Komisyona Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Mimarlık Bölümü'nden Prof. Dr. Burcu Ceylan, Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Eskiçağ ve Kültürleri Bölümü'nden Doç. Dr. Fatih Onur ile Sanat Tarihi Bölümü'nden Dr. Nimet Özgönül atandı. Komisyonda görevli Doç. Dr. Fatih Onur, restorasyon süreciyle ilgili hiç haberleri olmadığını belirterek, “Bir anda karşımızda restore edilmiş anıt gördük ve gördüğümüzde şoka uğradık. 'Böyle bir şey gerçekten mümkün değil, nasıl olabilir' diye kendi kendimize hayıflandık. 'Nasıl haberimiz olmadı böyle bir şeyden' diye düşündük. Çünkü burada AÜ Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü'nde epigrafi denilen yazıt bilimi yapılmakta ve yazıtlar üzerine çalışan bir bölüm ve böyle bir olaydan haberdar olmadı maalesef. Haberi aldıktan sonra duruma çok üzüldük" dedi.

‘En uzun yazıtlardan biri’

Prof. Dr. İplikçioğlu'nun hataları ortaya koyan raporunu incelediğini ve görevi bırakmasının ardından oluşturulan yeni bilim ekibinde kendisinin de olduğunu belirten Doç. Dr. Fatih Onur, “Biz bu görevi aldıktan sonra bekledik, herhangi bir şekilde anıtla ilgili bir şeyler yapılacak mı diye. Fakat maalesef şu ana kadar resmi kurumlardan bir bilgilendirme gelmedi. Bu işle ilişkili ne olduğunu gerçekten bilemiyorum" diye konuştu. Doç. Dr. Fatih Onur, "Anıtla ilgili zaten bilgi sahibiyiz ve önemini özellikle epigraflar oldukça iyi bilir. Anıtı ön plana çıkartan üzerindeki yazıt ve antik dönemde yaşamış önemli bir hayırsever Opramoas'ın bütün hayatı boyunca yaptığı hayır işleri ya da değişik kentlerden aldığı onurların yazılı olduğu oldukça uzun bir metin. Elimizde şu ana kadar mevcut Yunanca yazıtlar içinde en uzunları arasında sayılan oldukça ünik bir eser ve yurt dışında da çok iyi biliniyor" dedi.

‘Sökülmesini bekliyoruz’

Bu yazıtın bilinmesinin 100 yıl öncesine dayandığını anlatan Doç. Dr. Onur, “Avusturya'dan gelen bir ekip, anıttaki yazılı blokların kopyasını aldı. Bunların rekonstrüksiyonunu yaptılar, oldukça düzgün bir şekilde bu işler yapılmıştı ve biliniyordu. Daha sonra 2000'de bir Yunan bilim insanı tamamen bu yazıtla ilişkili bir kitap kaleme aldı, o da üzerinde epey çalıştı. Yani anıtın içeriği ve nasıl bir şey olduğuna dair zaten elimizde yeteri kadar veri olmasına rağmen, nasıl olur da ortaya böyle garip bir restorasyon çıkar anlaşılması mümkün değil" diye konuştu. Anıtın yüzde 30'u mevcut olduğundan restorasyon için bu oranın hiçbir zaman yeterli olmadığına değinen Doç. Dr. Onur, “Buna rağmen yapıldı. Bundan sonra dikkatli olunması gerekiyor. Sökülüp yeniden yapılabilir mi? Bana göre hayır. Yeni danışma ekibi oluşturulmadan önce söküm kararının çıktığını biliyorum ve önce sökülmesini bekliyoruz. Bu çok önemli bir iş, en az inşa etmek kadar sökmek de dikkatlice gereken bir şey. Birbirine kenetlenmiş ve tutturulmuş taşlar. Çoğu da yanlış yerde duruyor. Sökülmesi tamam ama söküldükten sonra tekrar restore edilmeli mi? Bu önemli bir soru, tekrar restore işlemine girişilmemesi gerekiyor. Çünkü ayrı bir iş gerecek tamamen" dedi.

‘Tekrar restore edilmemeli’

Anıtın tekrar restore edilmemesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Onur, “Eğer Rhodiapolis'te Opramoas'ın bu anıtı tanıtılacaksa bir replikası doğru seçenek olabilir. Anıtın yüzde 70-80 kalıntıları olsaydı restorasyon o zaman daha iyi anlaşılabilirdi. Mevcutta zaten Avusturyalıların yaptığı miktar günümüzde yok. Dolayısıyla böyle bir restorasyonun yapılmasının anlamı olmuyor. Temel sorun bu. Görsel açıdan da bu şekilde kalmamalı. Halihazırdaki görüntü ciddi üzüntü kaynağı. Biraz da utanç verici bir durum. Şahsi kanaatim tekrar restore edilmesin, öncelikle bu yanlış işin tamamen ortadan kaldırılması, blokların korunmaya alınması lazım" diye konuştu.

‘Ehil olmayan eller yapıyor’

Rhodiapolis Antik Kenti'nde Opramoas Anıtı'ndaki hatalı restorasyon ve üç yıldır içinde gizlendiği plastik kaplamanın fırtınada parçalanmasıyla yeniden gün yüzüne çıkması, İYİ Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı'nın ardından CHP Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak tarafından da TBMM gündemine taşındı.  Budak, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığı'na verdiği soru önergesinde, “Antalya Kumluca'da Rhodiapolis Antik Kenti'nde 2015 yılında 1 milyon 445 bin TL bedelle özel bir firmaya ihale edilen ve hatalı restorasyon nedeniyle üzeri plastik kaplamayla kapatılan Opramoas Anıtı, şubat ayındaki olumsuz hava koşulları sırasında etrafındaki plastik ve çelik bariyerlerin yıkılmasıyla yeniden gün yüzüne çıktı. Hatalı restorasyonu örten plastik ve çelik konstrüksiyondan oluşan kaplamanın kurulması ve kaldırılması için de yaklaşık 300 bin TL harcandığı belirtiliyor. Tarihi anıt ve eserler üzerinde yapılan restorasyonların hepsini demiyorum ama önemli bir kısmını ehil olmayan eller yapıyor. Ahbap- çavuş ilişkisi içinde bu restorasyonlar ihale ediliyor. Başlarında bu işi bilen doğru düzgün bir uzman bulunmuyor. Bunun en son örneğini de Kumluca'daki Rhodiapolis Antik Kenti'ndeki Opramoas Anıtı'nda görüyoruz" dedi. Opramoas Anıtı'nın restorasyonunda ortaya çıkan hataların aradan geçen 3 yıllık süre içerisinde neden giderilemediğini de soran Budak, “Restorasyon hatalarının düzeltilmesi için ne beklenmektedir? Anıt üzerinde aslına ve tarihi dokuya uygun restorasyon yapılacak mıdır? Yapılacaksa ne zaman yapılacaktır? Hatalı restorasyon yapan firma hakkında soruşturma açılmış mıdır? Açıldıysa sonuçları ne olmuştur? Hatalı restorasyonu yapan firmaya ödeme yapılmış mıdır? Yapıldıysa hatalar ortaya çıktıktan sonra ödeme geri tahsil edilmiş midir? Kültür ve Turizm Bakanlığı teşkilatı görevlilerinden konuya ilişkin sorumluluğu bulunan bürokratlar hakkında soruşturma açılmış mıdır? Açıldıysa ne şekilde sonuçlanmıştır?" dedi.
DHA

YORUMLAR

  • 0 Yorum